OECD Model Anlaş­masının 8. maddesi uluslara­rası trafikte gemi işletmecili­ğinden doğan kazancı tek bir devlete bırakır ve geminin uğ­radığı limanların hiçbirinde işyeri tartışması gündeme gelmez. Model bu hakkı uzun yıllar etkin yö­netim merkezinin bulunduğu devle­te vermiş, 2017’de yapılan değişik­likle bu hak mukim olunan devletine geçmiştir. Maddenin son fıkrası da havuz, ortak işletme ve uluslararası işletilen acente gibi taşıyıcılar ara­sı işbirliği yapılarından elde edilen kazancı aynı korumaya almaktadır.

Burada tartışılan temel konu, ge­mi işletmeciliği kazancının nerede bittiğine ilişkindir. Navlun gelirle­ri bakımından sorun bulunmamak­tadır. Konteyner kiralaması, alıkon­ma bedeli ya da limana kadar yapılan kara taşıması için ise aynı kesinlik­le konuşmak güçtür. OECD Yorumu bu gelirleri işletmeciliğe bağlı veya tali olmaları kaydıyla kapsama alsa da Türkiye konteyner hizmetleri ve iç taşımacılık konusunda Yorumdan ayrıldığını beyan etmiştir. İdarenin 2022 tarihli bir özelgesi de yabancı bir armatörün Türkiye içinde yükle­me limanına kadar yaptığı taşımayı ve deniz taşımasından bağımsız su­nulabilen elleçleme hizmetlerini 8. maddenin dışında görmüştür.

Anlaşma pratiği de tek tip değil­dir. Belçika ve Singapur anlaşma­larında konteyner kazancı 8. mad­dede ayrıca sayılmışken, 1989’dan beri uygulanan İngiltere anlaş­masında böyle bir hüküm yoktur. Üstelik bu anlaşmanın gayrimad­di hak tanımı ticari teçhizatın kul­lanım bedellerini de kapsamakta ve kaynak devlete yüzde 10’a kadar vergi alma imkânı vermektedir. Ta­şıma içermeyen bir konteyner ki­ralamasının bu madde kapsamına girmesi de oldukça tartışılabilir.

Çeviri sorunu: Ortak işletme

İngiltere anlaşmasında dikkat çe­ken husus 8. maddenin ikinci fıkra­sının Türkçesidir. Metne göre birin­ci fıkra, “bir ortaklığa, bir bağlı işlet­meye veya uluslararası işletilen bir acenteye iştirak” dolayısıyla elde edilen kazançlara da uygulanmak­tadır. İngilizce metinde “bağlı işlet­me”nin karşılığı “joint business”, ya­ni ortak işletmedir. Türk hukukunda bağlı şirket yavru şirketi anlattığın­dan, Türkçe metinle çalışan bir uy­gulamacının hükmü grup şirketine aktarılan hat gelirini de koruyan bir düzenleme gibi okuması şaşırtıcı olmaz. Ancak fıkranın hedefi, taşı­yıcıların birlikte katıldığı havuz ve alyans yapılarıdır. Gelir İdaresinin kendi Yorum çevirisinde aynı kav­ramın “ortak girişim”, Singapur an­laşmasında “ortak teşebbüs” olarak karşılanması sorunun terminolojik olduğunu göstermektedir.

Meseleyi “İngilizce metne baka­lım” diyerek kapatmak da mümkün değildir. Anlaşma İngilizce ve Türk­çe imzalanmış, iki metin eşit dere­cede geçerli sayılmış, hiçbirine üs­tünlük tanınmamıştır. Bu durumda iki metnin aynı anlamı taşıdığı kabul edilir; fark giderilemiyorsa hükmün amacına en uygun anlam aranır. Bu­radaki amaç ise yoruma pek yer bı­rakmamaktadır.

“Uluslararası işletilen acente” ifa­desi de aynı dikkati gerektirmekte­dir. Burada kastedilen Türkiye’deki hat acentesi değil, taşıyıcıların or­taklaşa işlettiği uluslararası bir or­ganizasyondur. Yerel acentenin ko­misyonu bu fıkranın konusu olma­dığı gibi, acentenin yabancı taşıyıcı için işyeri oluşturup oluşturmadı­ğının cevabı da 8. maddede değil, 5. maddede aranmalıdır.

Tartışmanın akademik bir çevi­ri meselesinden ibaret olmadığı­nı belirtmek gerekir. Türkçe metne dayanarak grup şirketine aktarılan hat gelirini 8/2 kapsamında gören yabancı taşıyıcı, bu gelirin iç mev­zuata göre ortalama emsal rejimiyle vergilendirilmesi riskiyle karşılaşa­bilir. Türkiye’deki acentenin taşıyı­cı adına fiilen sözleşme kurması ise, navlun dışında kalan gelirler bakı­mından işyeri tartışmasını da bera­berinde getirebilir. Riskin en somut olduğu yer ise ödeme yapan Türk şir­ketidir. İngiliz bir taşıyıcıya ödenen konteyner kiralama bedeli veya ta­şımadan bağımsız hizmet bedeli an­laşma korumasına girmiyorsa, ke­sinti yapmayan Türk şirketi vergi so­rumlusu sıfatıyla tarhiyat ve cezayla karşı karşıya kalabilir.

Bu nedenle İngiltere anlaşması­nın uygulandığı her işlemde iki so­ru birlikte değerlendirilmeli. Bi­rincisi, ödenen bedelin gerçekten gemi işletmeciliği kazancı olup ol­madığıdır. İkincisi, dayanılan kav­ramın anlaşmanın her iki metninde de aynı anlama gelip gelmediğidir. Yorum farkı idareyle uyuşmazlığa dönüşürse konu davada yahut kar­şılıklı anlaşma usulüyle çözülebi­lir ancak bu yola başvurmak yeri­ne sözleşmeleri ve faturaları baştan hat gelirinin sınırlarını gözeterek düzenlemek, mükellef için çok daha az maliyetli olacaktır.

Kaynak: Dünya Gazetesi | Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ