Dolayısıyla, Almanya’da iştiraki bulunan Türkiye merkezli şirketlerin transfer fiyatlandırması kurallarına uyum konusunda özenli davranmaları gerekmektedir. Aksi halde ek tarh, faiz ve ceza riski ile karşılaşma riskleri yüksektir.
Ekonomik gerçeklik
Gerek Alman Vergi İdaresi ve gerek Alman Danıştay’ı (BFH) transfer fiyatlandırması konusunu sadece hukuki ilişkideki fiyat/ücret seviyesi üzerinden ele almamaktadır. Aksine, grup şirketler arasındaki fonksiyon ve risk dağılımı, fiilen sunulan hizmetler ve işlemin yarattığı ekonomik fayda birlikte değerlendirmektedirler.
Rutin fonksiyonlara sahip ve sınırlı risk üstlenen şirketlerin, düşük ama istikrarlı bir kar marjı elde etmesi kuraldır. Yıl içinde marjların izlenmeyerek hedeften sapmaların ancak yıl sonunda fark edilmesi, karşılaşılan önemli hatalardan biridir. Zira sapmaların zamanında düzeltilmemesi, idare tarafından yapılacak müdahaleyi ve buna bağlı çifte vergilendirme riskini artırmaktadır. Bu süreçte KDV ve gümrük etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerekir.
İncelemelerin merkezinde fonksiyon devri ve grup içi hizmetler
Fonksiyon devri, en kritik risk alanlarından biridir. Bir fonksiyonun (örn. Ar-Ge veya satış yetkisinin) yurt dışına kaydırılması halinde yalnızca varlıklar değil, gelecekteki kazanç potansiyeli de bir “transfer paketi” olarak değerlendir. Bu durum çoğu zaman yüksek tutarlı matrah düzeltmelerine yol açmaktadır.
Grup içi hizmetlerde ise temel kriter “ekonomik fayda”dır. Federal Alman Maliye Bakanlığı’nın 14.07.2021 tarihli rehberine göre, gerçekten sunulmayan veya grup şirketine net bir fayda sağlamayan hizmetler vergisel açıdan gider kabul edilmez. Özellikle merkezi yönetim hizmetlerinde, maliyet dağıtım anahtarlarının ekonomik ve rasyonel olarak gerekçelendirilebilir olması zorunludur.
Şekli değil, maddi savunma aracı olarak dökümantasyon
Transfer fiyatlandırmasında dokümantasyon yükümlülüklerinin salt bir formalite olarak ele alınması, büyük bir yanılgı olur. Almanya’daki yasal güncellemeler temelinde, ana dosya (master file) ve yerel dosya (local file) gibi belgelerle birlikte “işlem matriksi”nin inceleme talebinden itibaren 30 gün içinde vergi idaresine sunulması zorunluluğu getirilmiştir. Bilgi ve belgelerin süresinde teslim edilmemesi halinde yüksek bir para cezası söz konusu olur. Dolayısıyla, şirketlerin muhakkak önceden hazırlık yapmış olmaları gerekir.
Dökümantasyon konusyla bağlantılı olarak dikkat edilmesi gereken önemli bir konu da, grup içi sözleşmelerin yazılı olması gerekliliğidir. Ancak Alman uygulamasında belirleyici olan, sözleşmeyle fiili durumun birbiriyle uyumlu olmasıdır (substance over form). Eksik, çelişkili veya gerçekle bağdaşmayan yapıların varlığı halinde, yüksek matrah takdirleri ve cezalar söz konusu olur.
Sonuç olarak; Almanya’da iştiraki olan Türkiye merkezli şirketlere tavsiyem, transfer fiyatlandırmasını fiyatlamanın ötesinde bir risk yönetimi olarak bütüncül bir çerçevede ele almalarıdır. Yapı doğru kurgulanmamışsa, fiyatın doğru olması tek başına koruma sağlamaz.