Zira, vergi kanunlarımız uyarınca bu durum; şirketin ortağına finansman temini hizmeti sunduğu şeklinde değerlendirildiğinden, söz konusu hizmetin emsal bedelinin kurum kazancına gelir olarak dahil edilmesini ve ayrıca bu bedel üzerinden KDV hesaplanmasını gerektiriyor.
PEKİ, TAM TERSİ DURUM SÖZ KONUSU İSE, YANİ ŞİRKET ORTAĞINDAN ALACAKLI DEĞİL DE ORTAĞINA BORÇLU İSE KONUNUN NASIL DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR?
Öncelikle belirtmek gerekir ki bu iki durum (ters yönde olmak üzere) birbirine benzerlik gösterse de aralarında çok önemli bir fark vardır.
ŞÖYLE Kİ;
131 hesap üzerinden adat faizi hesaplanarak şirket açısından gelir olarak dikkate alınması zorunluluğunun yasal dayanağı Kurumlar Vergisi Kanununun “Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı” başlıklı 13 üncü maddesidir. Bu madde, söz konusu borç verme işleminde faiz alınıp alınmadığına bakmaz. Madde hükmüne göre, ortağına borç veren şirket FAİZ ALMAMIŞ OLSA BİLE bu hizmetin emsal bedeli kadar bir geliri matrahına dahil etmek zorundadır.
331 Ortaklara Borçlar hesabında ise durum farklı:
Bu sefer, borcu veren taraf gerçek kişi olduğu için KVK’nın 13 üncü maddesindeki transfer fiyatlandırması hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Gelir Vergisi Kanununda da tacir dışındaki gerçek kişiler için böyle bir hüküm yok. Daha açık ifade ile, faiz alınmasa bile emsal bedel üzerinden faiz geliri beyan edilmesini zorunlu kılan bir hüküm yok.
Bu noktada akıllara, Vergi Usul Kanununun meşhur 3 üncü maddesindeki, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, şeklindeki hüküm gelebilir. Ancak, bu madde; gerçekte faiz alınmayan durumlarda, vergisel bir sonuç doğurmaz. Gerçek kişi ortak faiz almış ise GVK’nın 75 inci maddesi uyarınca menkul sermaye iradı niteliğindedir ve beyan edilmesi gerekir. Faiz almamış ise beyan edilmesi gereken bir gelir yoktur.
Tekrar belirtmek gerekirse, borcu veren tarafın şirket olması durumunda faiz alınıp alınmadığına bakılmaksızın KVK md 13 uyarınca emsal gelirin kurumlar vergisi matrahına dahil edilmesi gerekir.
SÖZÜN ÖZÜ;
331 hesap bakiyesinin yüksek olması, şirketine borç veren gerçek kişi ortak açısından tek başına vergisel bir sonuç doğurmaz. Ancak bu durum, 331 hesaptaki yüksek bakiyelerin sorun oluşturmadığı şeklinde de algılanmamalıdır. Zira, 331 hesaptaki yüksek bakiyeler; şirketin bu finansmana neden ihtiyaç duyduğu, şirket ortağının bu parayı nereden bulduğu, olayın gerçek mahiyetinin ne olduğu gibi soruları akıllara getirebilir.
İrfan Vural YMM




