Parasal sıkılaştırma adımlarının reel sek­tör ve hane halkı na­kit akışları üzerindeki bas­kısı katılaşırken, bankacılık sisteminden tasfiye edilen batık kredilerin nihai adresi olan Varlık Yönetim Şirket­leri (VYŞ) portföyünde tari­hi bir eşik aşıldı.

Bankalardan devralınan toplam anapara büyüklüğü 216,9 milyar TL'ye tırmanırken, 4,2 milyon müş­teriye ait 9,6 milyon dosya kapsamında sıcak takibi sü­ren 179,4 milyar TL'lik borç, adli mercilerin iş yükünü cid­di şekilde artırdı.

Ekonomi yönetiminin iç ta­lebi baskılamaya ve kredi bü­yümesini dizginlemeye yöne­lik makro ihtiyati tedbirleri, bankacılık sektörünü bilanço kalitesini korumak için radikal bir temizliğe zorluyor. Yasal takip süresi dolan ve tahsilat imkânı zayıflayan “Grup III” (donuk) alacakların paketler halinde varlık yönetim şirket­lerine ihale edilmesi, finansal sistemin arka bahçesinde tril­yonluk bir tasfiye endüstrisini yapısal hale getirdi.

Finansal Kurumlar Birliği (FKB) üyesi 28 şirketin kurumsal mizanla­rından derlenen 31 Mart 2026 sektör raporu, banka bilanço­larından sökülen ancak ekono­mik ekosistem içinde eritile­meyen borç yükünün boyutu­nu ortaya koyuyor.

FKB resmi mizanları; faiz­lerin yüksek seyrettiği dezenf­lasyon sürecinde banka bi­lançolarından temiz­lenen donuk alacakların sistem dışı­na çıkmadığını, varlık yönetim şirketlerinin sicil defterlerinde büyüyerek reel ekonomi üzerinde yapısal bir bilanço yükü oluşturmaya devam ettiğini gösteriyor.

Üçte ikisi bireysel

FKB’nin 2026 yılı ilk çeyrek sektör raporuna göre, Birliğe üye 28 varlık yönetim şirketi­nin kuruldukları günden bu­güne kadar bankalardan dev­raldığı toplam kredi büyük­lüğü 216 milyar 968,3 milyon TL. Bunun 73 milyar 724,8 milyon lira ile üçte birini ti­cari, 143 milyar 243,5 milyon lira ile üçte ikisini diğer kre­diler oluşturuyor. Devralınan tarihsel toplam içinde, geç­mişte alınmış, satılmış, tahsil edilmiş, kapanmış ve henüz tahsil edilmeye çalışılan tu­tarlar yer alıyor.

Şirketlerin aynı tarih itiba­rıyla aktif olarak tahsil etme­ye çalıştığı portföy, başka de­yişle “yönetilen anapara” ise 179 milyar 441 milyon TL. Bu hacim, henüz kapanmamış, takipte olan batık kredi tuta­rını gösteriyor ve katılaşmış durumda.

Bunun içinde 61 milyar 783 milyon liralık bir bölüm ticari nitelikte. Halen yönetilen portföyün 117 mil­yar 659 milyon lira ile üçte iki­lik kısmı ise yüksek enflasyon sarmalında temel ihtiyaçları­nı kredili mevduat hesapları (KMH) ve kredi kartı limitle­riyle fonlamaya çalışan geniş kitlelerin kullandığı bireysel/ tüketici borcu niteliğindeki "diğer” kredilere ait.

Sadece 37,5 milyar TL’si eritilebildi

Sektörün kuruluşundan bu yana bankalardan devraldığı toplam anapara stoku ile ha­len sıcak takibi süren “yöneti­len” hacim arasındaki 37 mil­yar 526,8 milyon liralık fark, varlık yönetim şirketlerinin bugüne kadar tahsil ederek tasfiye ettiği (erittiği), öde­me ya da yapılandırma yoluy­la kapatılan, değersiz hale gel­diği için silinen toplam borç miktarını ortaya koyuyor.

Teknik analizler, deva­sa borç havuzunun içinden bugüne kadar yalnızca yüz­de 17,2’lik bir kısmın nakden tahsil edilerek adliyelerden ve sicil kayıtlarından kalıcı ola­rak silinebildiğini gösteriyor.

Buna göre devredilen batık­lar kredilerde, sistem içinde eritilen, ödetilen, tasfiye edi­len tutarın payı beşte bire bi­le ulaşmıyor. Bu yavaş eritme hızı, yüksek faiz ortamında hane halkı ve KOBİ'lerin borç sarmalından çıkışın zorlaştı­ğına işaret ediyor.

Devirler banka bilançosuna suni doping

Uzmanlar, bankaların dev batık kredi stokunu varlık yönetim şirketlerine devretmesinin, sadece bir "yükten kurtulma" operasyonu olmadığını, bu satışların, arka planda dönem kârlarını suni olarak yukarı çeken çok önemli bir muhasebe taktiği ve karşılık iptali (ters kayıt) dopingini de barındırdığını belirtiyor.

Bankalar, yasal takibe aldıkları donuk krediler için BDDK mevzuatı gereği bilançolarında yüzde 100'e yakın "zarar karşılığı" ayırmak ve bu tutarı özkaynaklarından düşmek zorunda.

Örneğin banka, batık kredi paketini varlık yönetim şirketine iskonto ile nakit bedelle sattığında, aldığı tutarın tamamı doğrudan bankanın o çeyrekteki "diğer faaliyet gelirleri" kalemine net kâr olarak yazılıyor. Söz konusu batık tutar zaten geçmiş yıllarda tamamen "zarar" yazılmıştı. Asıl büyük bilanço hareketi ise "karşılık iptalleri" cephesinde yaşanıyor. Borç portföyü bilançodan tamamen çıkarıldığı için, o borç için geçmişte ayrılmış olan devasa karşılık tutarı serbest kalıyor.

Banka, serbest kalan bu tutarı bilançoda ters kayıtla iptal ederek gelir tablosuna aktarıyor. Bu durum, bankanın operasyonel başarısından bağımsız olarak, sadece o çeyreğe özgü "tek seferlik kâr patlaması" artışına yol açıyor. Bankaların "risk ağırlıklı varlıklar" havuzunu büyüten batık krediler, ne kadar kredi verebileceğini belirleyen en hayati gösterge olan sermaye yeterlilik rasyosunu aşağı çekiyor.

Bankalar, bireysel krediler ve kredi kartlarında alacağın yüzde 3-10’u, KOBİ kredilerinde yüzde 5-15’i ve teminatlı ticari kredilerde yüzde 15-40’ı aralığında bir bedelle devrettiği batık kredilerden elde ettiği gelir alacak hacmine göre düşük olsa da risk ağırlıklı varlıklarını hafifletmiş, bilançosunu temizlemiş oluyor. Bu hafifleme, bankaların sermaye rasyosu oranlarını yasal sınırların çok üzerine çıkararak, gelecekte faizler düştüğünde açabilecekleri yeni kredi muslukları için yapay bir hareket alanı açıyor.

Borçlu başına ortalama 2,3 icra dosyası

Veri analizinin ortaya koyduğu en keskin makroekonomik ve teknik anomali, müşteri sayıları ile aktif dosya adetleri arasındaki rasyoda gizli. Sektör genelinde borcu aktif olarak takip altında tutulan toplam 4 milyon 245 bin 834 müşteri (borçlu) bulunuyor. Bu müşteri tabanının 3 milyon 720 binini bireysel tüketiciler, 525 bin 413'ünü ise KOBİ ve ticari işletmeler oluşturuyor.

Ancak aynı dönem itibarıyla bu 4,2 milyon müşteriye ait sistemde işlem gören "aktif dosya sayısı" 9 milyon 626 bin 853 adede ulaşmış durumda. Bu veri; finansal sıkışmaya yakalanan bir borçlunun, aynı tarih itibarıyla birden fazla banka veya finansal kuruluşa temerrüde düşmüş olduğunu gösteriyor.

Sadece bireysel hane halkının üzerinde biriken aktif icralık dosya yükü 8 milyon 299 bin 862 adet ile sosyal sürdürülebilirlik sınırlarını zorluyor. Ticari müşterilere ait aktif icralık dosya sayısı da aynı tarih itibarıyla 1 milyon 328 bin 289.

4,2 milyon borçlu varlık yönetim şirketleri takibinde - Resim : 1

Naki Bakır-Dünya