7582 sayılı kanun (7582 SK), Türkiye’ye sermaye, nitelikli insan kaynağı ve döviz kazandırma amacını taşıyan önemli vergisel düzenlemeler içeriyor.
Kanun’un dikkat çeken düzenlemelerinden biri, son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilere tanınan yirmi yıllık yabancı gelir istisnası öngören maddesi. Düzenlemeye göre, bu şartları sağlayan gerçek kişilerin Türkiye’de yerleşmiş sayılmaları halinde, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar Türkiye’de gelir vergisine tabi tutulmayacak.
Başka bir ifadeyle, kişi Türkiye’de yerleşik hale gelse dahi, yurt dışı kaynaklı gelirleri bakımından yirmi yıl Türkiye’de vergilendirilmeme güvencesine sahip olacak. 7582 SK ayrıca, bu kişiler bakımından 20 yıllık süre içinde gerçekleşen veraset yoluyla mal intikalinde veraset ve intikal vergisi oranının %1 olarak uygulanmasını öngörmekte.
Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ya da değer artışı kazancı elde edilmiş olması, bu istisnalardan yararlanılmasını engellemiyor.
7582 SK’daki bu düzenleme, özünde, tam mükelleflere gelir vergisi bakımından yirmi yıl boyunca yurt dışı gelirleri bakımından dar mükellefiyete benzer bir vergisel koruma sağlıyor. Şöyle ki; bu kişilerin sadece Türkiye’de elde ettikleri gelirler vergilendirilecek, yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar yirmi yıl boyunca Türk gelir vergisinin dışında bırakılacak.
Ancak, “Türkiye’yi yüksek gelirlilerin yerleşim merkezi yapmak” olduğu anlaşılan bu düzenlemelerin amacına ulaşması bakımından aşağıdaki iki sorun karşımıza çıkıyor. Bir devlette “yerleşmiş sayılacak” ölçüde varlık göstermek, başka özel nedenler yoksa, kural olarak vergi sonrası gelirin anlamlı olması halinde söz konusu olur. Bunun için ise, hem kişinin faaliyet yoluyla Türkiye’de yüksek gelir elde edebilmesi hem de gelirin vergiyle kuşa çevrilmemesi gerekir.
Türkiye’nin mevcut ekonomik sıkıntıları nedeniyle alım gücü oldukça düştüğünden, yurt içine yönelik mal ve hizmet sunumu ile yüksek gelir elde edilmesi geniş kapsamda en azından kısa vadede mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla, burada ilk planda ihracat, yurt dışına verilen hizmetler, dijital faaliyetler ve uluslararası nitelikli serbest meslek faaliyetleri öne çıkabilir. Ayrıca, 7582 SK’da teknogirişim şirketleri ile nitelikli hizmet merkezlerinde çalışanlara yönelik istisnalar dikkate alındığında, bu alanlarda faaliyet gösteren kişilerin de Türkiye’yi değerlendirmeleri beklenebilir.
Diğer yandan, gelir vergisi tarifesinin %15 ile başlayıp %40 ile sona ermesi makul görünse de, gelir vergisi sisteminde; (i) asgari yaşam haddi tüm gelir vergisi mükellefleri bakımından Anayasa’ya uygun şekilde dikkate alınmamaktadır, (ii) başta gider sınırlamaları olmak üzere matrahın gerçek mali gücü yansıtacak şekilde saptanması önünde engeller vardır, (iii) enflasyon ve düşük reel dilim eşikleri nedeniyle mükellefler reel olarak zenginleşmeden hızla üst oranlara geçmektedir. Yasanın etkili olabilmesi için, bu konularda da iyileştirme yapılması gerekmektedir.
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarına (ÇVÖA) takılmama
Faaliyet yoluyla elde edilen gelirlerde vergilendirme yetkisi, ÇVÖA’larda gelir türüne göre değişir. Ticari kazançlarda işyeri veya daimi temsilci oluşup oluşmadığı, ücretlerde çalışmanın fiilen nerede icra edildiği, serbest meslek ve danışmanlık gelirlerinde ise ilgili anlaşmanın özel hükümleri belirleyici olabilir. Faaliyet doğası gereği sürekliliği gerektirir, ancak süreklilik yerleşik olmayı şart koşmaz.
Günümüz imkanlarında, faaliyetin doğrudan ve/veya -istihdam yoluyla- dolaylı şekilde uzaktan gerçekleştirilmesi mümkündür. Mukimliğin hangi devlette olduğunun tayininde ise, sırasıyla daimi meskene, hayati menfaatlerin olduğu devlete, mutat meskenin bulunduğu devlete, vatandaşlığa bakılır. Bu kriterler işe yaramadığında, karşılıklı anlaşma yoluyla vergilendirme yetkisinin kimde olduğu belirlenir.
Türk Vergi İdaresi’nin karşılıklı anlaşma usulüne, Türkiye’ye faaliyet amacıyla gelen kişileri koruyacak ölçüde iyi hazırlanmış ve hatta ön aşamada muhatap idarelerle temas kurarak sorun oluşturabilecek konuları açıklığa kavuşturmuş olması gerekir. Bu konular açıklığa kavuşmadığı sürece, Türkiye’nin istisna ettiği gelir, kişinin diğer devlet bakımından mukim sayılması veya kaynak devletin vergileme yetkisini koruması halinde başka devlette vergilenebilir.
Sonuç olarak; 7582 SK’nın amacına ulaşabilmesi bakımından, Türkiye’nin konuyu yalnızca “gelir vergisi istisnası” olarak değil, gelir vergisi sistemi, ÇVÖA, mukimlik belgesi, karşılıklı anlaşma usulü, yatırım oturumu, aile serveti planlaması gibi bağlantılı alanlarla birlikte bir bütün olarak ele alması gerekmektedir.
Prof. Dr. Funda BAŞARAN YAVAŞLAR-Dünya





