Açıklanan bu teşviklere ilişkin henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilmiş bir kanun teklifi bulunmuyor. Buradan anlaşılıyor ki, teşviklerle ilgili teknik düzeydeki çalışmalar henüz sonuçlanmamış olabilir.
Küresel ve yerel asgari vergi çerçevesi
Konuyu bu köşede değerlendirmedeki öncelikli amacımız, bu düzenlemeler yapılırken özellikle 2024 yılında vergi sistemimize giren ve hâlihazırda Avrupa’nın birçok ülkesinde uygulanan küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi ile yine aynı dönemde vergi mevzuatımıza katılan asgari kurumlar vergisi çerçevesinde bazı hususlara dikkat çekmektir.
Zira artık küresel ve yerel asgari vergi uygulaması; bazen vazgeçtiğiniz vergiyi başka ülkelerin tamamlayıcı vergi kapsamında almasına imkân tanıyan bir mekanizmaya dönüşmüş durumda. Bu mekanizmanın iki temel kuralı var: Grubun uluslararası konsolide cirosunun 750 milyon Euro’yu geçmesi ve Türkiye dışında da iştiraki veya şubesi aracılığıyla faaliyet gösteriyor olması.
Açıklanan teşvikler
Öncelikle açıklanan teşvikleri satır başlarıyla sıralayalım:
-İmalatçı ihracatçılara %9 kurumlar vergisi,
-İhracatçılara %14 kurumlar vergisi,
-İstanbul Finans Merkezi (İFM) kapsamında transit ticaret ve aracılık faaliyetlerinden elde edilen gelirlere kurumlar vergisi istisnası,
-Bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşıyan uluslararası şirketlere 20 yıla kadar vergi avantajı,
-Mimarlık, mühendislik, tasarım ve yazılım gibi hizmet ihraçlarından elde edilen kazançlarda %100 istisna,
-Son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilere, Türkiye’ye yerleşmeleri kaydıyla yurt dışı kaynaklı gelirlerine 20 yıl vergi istisnası tanınması ve veraset ile intikal vergisinin %1 olarak uygulanması,
-Yurt dışındaki para, altın ve menkul kıymetleri belirlenecek tarihte Türkiye’ye getirenlere %2-3 gibi düşük bir vergi oranıyla kaynaklarını sisteme kazandırma imkânı.
Teşviklerin asgari vergiyle çakışma riski
Başlıklar hâlinde değerlendirdiğimiz bu teşviklerden bir kısmı, yurt içi asgari kurumlar vergisine tabi olabilecek ya da küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin kapsamına girebilecektir. Teşviklerin anlamlı sonuçlar doğurabilmesi için söz konusu gelirlerin yurt içi asgari kurumlar vergisinden istisna tutulması gerekebilir. Örneğin İstanbul Finans Merkezi’ne bölgesel merkezlerini taşıyan kurumlar ile imalatçı ihracatçılara sağlanan teşvikler bu kapsamda vergileme dışında bırakılabilir.
Bununla birlikte, özellikle bölgesel operasyon merkezlerini Türkiye’ye taşıyan kurumlar ya Türkiye bakımından küresel asgari tamamlayıcı verginin kapsamına girebilecek ya da Türkiye’de istisna olmasına karşın ana merkezin bulunduğu ülkede küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisine muhatap olabilecektir.
ABD merkezli şirketler: Tek istisna
Bunun tek istisnası merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan küresel şirketler olacaktır. Zira Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 147 ülke, merkezi ABD’de bulunan çok uluslu şirketlere küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi uygulamasında istisna tanımış durumdadır.
Sonuç: Kimler gerçekten yararlanır?
Sonuç olarak açıklanan teşvikler, son dönemdeki ihracat performansındaki olumsuz gidişat ile dış ticaret dengesindeki bozulmasının önlenmesi bakımından her hâlükârda önemli sonuçlar doğurabilecektir. Bu teşvikler özellikle teknik hizmetler alanında hizmet ihracı yapan kurumlar açısından değerli olacaktır.
İmalatçı ihracatçıların normal şartlarda başka kazançları da bulunacağından, efektif vergi oranını %10 civarında tutmaları mümkün olabilecektir. Ancak bu avantaj; yurt dışı iştiraki bulunmayan ya da küresel cirosu 750 milyon Euro’nun — bugünkü kurla yaklaşık 40 milyar TL’nin — altında kalan şirketler için geçerlidir. Yurt dışında yaşayıp Türkiye’ye yerleşen ve yurt dışı varlıklarını Türkiye’den değerlendiren gerçek kişiler bakımından ise bu teşvikler önemli bir avantaj olmaya devam etmektedir.