TÜRMOB NEDEN ÜÇÜNCÜ KEZ AÇIKLAMA YAPTI?

TÜRMOB tutuklamaların ardında, ”Meslektaşlarımızın yanındayız” başlığıyla “Kamuoyu Açıklaması” yayımladı.

TÜRMOB kamu kurumu niteliğinde olduğu halde süreçte yaptıklarına ısrarla sahip çıkıyor. Bu tablo, kamuoyunda özellikle meslek camiasında, asıl sorumluluğun TÜRMOB’un kurumsal karar alma mekanizmasında aranması gerektiği yönündeki tartışmaları güçlendirmektedir.

TÜRMOB’ün bu 3’ncü açıklamasında, o dönemdeki faaliyetleri ve raporunun tamamen 3568 sayılı Kanun kapsamındaki mesleki yetkiler çerçevesinde, İHS 4400 standardına uygun olarak gerçekleştirildiği, sosyal sorumluluk anlayışıyla yapıldığı, AHBAP Derneği tarafından sunulan bilgi ve belgeler üzerinden gerçekleştirilen sınırlı kapsamlı bir hesap incelemesi olduğu açıkça vurgulanmaktadır.

TÜRMOB AMAÇ DIŞI FAALİYET GÖSTERDİ Mİ?

Esasen TÜRMOB’un önceki açıklamalarında da raporun kurumsal yapı içerisinde hazırlandığı ifade edilmekte ancak bu açıklamada dikkat çekici olan baştan sona Ahbap Derneği’nin Denetimine yetkili olduğunu açıklaması ve bunu gerekçeleriyle kanıtlamaya çalışmasıdır. Tutuklanan önceki başkan Emre Kartaloğlu ise, basına yansıyan savcılık ifadesinde TÜRMOB’un böyle bir yetkisinin olmadığını ifade etti.

Bu durumda mevzuata bakmak gerekiyor. 3568 sayılı Kanun incelendiğinde TÜRMOB'un görevleri arasında denetimi yapmak bulunmamaktadır. Kanunda, Birliğin görevi; temsil, mesleğin geliştirilmesi, meslek mensuplarının haklarının korunması temelindeki faaliyetleri yürütmek olarak belirlenmiştir. Bunlar arasında denetim sayılmamıştır. Denetim, Kanunun TÜRMOB'a verdiği bir görev değil, gerekli yetki ve ruhsatlara sahip SMMM ve YMM’lerin yürüttüğü bir faaliyet olarak kabul edilmiştir.

TÜRMOB’un bu açıklaması, tutuklananların kurumsal hiyerarşi içerisinde hareket ettiklerini ortaya koymakta; TÜRMOB yönetiminin de sürece ilişkin hukuki ve cezai sorumluluğu kurumsal düzeyde üstlendiği yönünde bir beyan niteliği taşımaktadır. Bu durumda TÜRMOB yönetimi aynı doğallıkla sürece ilişkin aldığı kararlarla, süreci planlayan, bu güveni oluşturulmasını isteyen ve kamuoyuna açıklamasını sağlayanların kimlerden oluştuğunu açıklamalıdır.

AMAÇ DIŞI FAALİYET TESPİTİ HALİNDE KURULLARIN GÖREVLERİNE SON VERİLMESİ GEREKİYOR

TÜRMOB’un bu üç açıklaması, 3568 sayılı Kanun'un 15. maddesi bakımından da hukuki bir tartışmayı gündeme getirmektedir. Kanun'un 15. maddesi, amaçları dışında faaliyet gösteren oda ve birlik organlarının görevlerine son verilmesini düzenlemektedir. Buna göre, amaç dışı faaliyet tespit edilmesi halinde Maliye Bakanlığının veya Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine asliye hukuk mahkemesi tarafından sorumlu organların görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine karar verilebilmektedir.

Önemine binaen 3568 sayılı Kanunun 15’nci maddesinin ilgili hükümlerini aynen yazalım.
Amaçları dışında faaliyet gösteren odaların sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Maliye Bakanlığının veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince basit usule göre yargılama yapılarak karar verilir ve dava en geç üç ay içinde sonuçlandırılır.

TÜRMOB'un kurumsal kimliğiyle özel bir derneğin hesaplarının incelenmesi görevini üstlenmesi ve bu kapsamda kamuoyuna güven telkin eden açıklamalarda bulunması, söz konusu dernek hakkında milyarlarca liralık kamu zararına ve milyonlarca kişinin mağdur edildiğine ilişkin ciddi iddialar soruşturulmaktadır. Bu çerçevede, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılığının, TÜRMOB'un bu faaliyetinin 3568 sayılı Kanun'da Birliğe yüklenen görev, yetki ve amaçlarla bağdaşıp bağdaşmadığını nasıl değerlendireceği önem taşımaktadır.

Şayet bu faaliyetlerin Kanun'da öngörülen görev ve amaçlarla bağdaşmadığı değerlendirilirse, 3568 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca TÜRMOB'un sorumlu organlarının görevlerine son verilmesi istemiyle mahkemeye başvurulacağı sorusu da hukuken beklenen bir mesele olarak ortaya çıkmaktadır.

(H. İbrahim Aktan ile Bayram Turan Çiftçi'nin yönetimindeki İstanbul YMM Odası'nın, tekrar seçilme, iş bağlantısı, büro büyütme ve sömürü amaçlı disiplin mekanizmasını 3568 sayılı Kanun'un 15'inci maddesi kapsamında amaç dışı bir faaliyete dönüştürmesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur)

AHBAP BAĞIŞÇILARI BAĞIŞTAN RÜCU DAVASI AÇABİLİR Mİ?

Ahbap Derneği'ne bağış yapan kişiler şayet soruşturma ve olası yargılama sürecinde bağışların açıklanan amaçlar doğrultusunda kullanılmadığı, bağışçıların yanıltıldığı veya iradelerinin hukuka aykırı şekilde sakatlandığı yönünde tespitler ortaya çıkarsa, bağıştan dönme (rücu) istemiyle Ahbap Derneği ile hukuki sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişiler aleyhine davalar açabileceklerdir.

TÜRMOB’A KARŞI TAZMİNAT DAVASI AÇILABİLİR Mİ

Bir denetim veya güvence raporu, yalnızca yazılı metinden ibaret değildir. Bu raporun kamuoyuna hangi açıklamalarla sunulduğu ve raporun arkasında hangi kurumsal irade beyanlarının yer aldığı da, üçüncü kişiler nezdinde oluşturulan güven ilişkisinin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bu nedenle, rapora ve onu destekleyen kamuoyu açıklamalarına güvenerek işlem yapan kişilerin zarara uğradığını ileri sürmeleri halinde, genel hükümler çerçevesinde raporu hazırlayan meslek mensupları ile raporun hazırlanması, onaylanması ve kamuoyuna sunulmasına ilişkin karar süreçlerinde sorumluluğu bulunan TÜRMOB organları ve yetkilileri aleyhine tazminat davaları açılabileceğine dair hukuki değerlendirmeler bulunmaktadır.

Ancak TÜRMOB'un son açıklamasında, Ahbap Derneği hakkında hazırlanan raporun 3568 sayılı Kanun kapsamındaki kurumsal faaliyetleri ve görev alanı içerisinde gerçekleştirildiğini açıkça sahiplenmesi, hukuki sorumluluk tartışmasına yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu açıklama karşısında, zarara uğradığını ileri süren kişilerin, genel hükümler uyarınca yalnızca raporu düzenleyenler hakkında değil, kurumsal sorumluluğun üstlenildiği iddiasıyla TÜRMOB aleyhine de tazminat davası açabilecekleri yönündeki hukuki değerlendirmeler de göz ardı edilmemelidir.

37 YILLIK KORKU YÖNETİMİNİN VARDIĞI NOKTA

TÜRMOB yönetimi son açıklamasıyla, Ahbap Derneği hakkında yürütülen çalışmayı Kanunun açık hükmünün hilafına açıkça 3568 sayılı Kanun kapsamındaki mesleki yetki ve sorumluluk çerçevesinde gerçekleştirilen kurumsal bir faaliyet olarak sahiplenmesi dikkat çekicidir. Bu açıklamanın iki temel hukuki amacı bulunduğu değerlendirilebilir.

Birincisi, bu beyanla, TÜRMOB yönetimini 3568 sayılı Kanun'un 15'inci maddesinde düzenlenen "amaç dışı faaliyet" yasağına ilişkin tartışmaların dışında kalmayı hedeflediği söylenebilir.
İkincisi ise, söz konusu açıklamayla olası Ahbap temelli tazmin davalarının sorumluluğunun yalnızca raporu hazırlayan kişiler ve karar mercii olan yönetim üzerinde bırakılmayıp, TÜRMOB tarafından kurumsal düzeyde üstlenilmesi olarak açıklanabilir.

Bu yaklaşım, hukuki ve mali sorumluluğun sorumlularının ötesine taşınarak TÜRMOB tüzel kişiliğine, dolayısıyla temsil ettiği yaklaşık 136 bin meslek mensubunu kapsayan kurumsal yapıya mal edilmesi sonucunu doğurabilecek niteliktedir.

TÜRMOB suçla anılır hale gelmiştir. Bu tabloyu yaratan yönetim ise hâlâ Ahbap sürecine sahip çıkabilmekte, Ahbap bağlantılarını açıklamamakta ve bu ağır kurumsal itibar kaybının sorumluluğunu nasıl üstleneceğini açıklama gereği dahi duymamaktadır.

Meslek mensupları ise, bu sürecin sorumluları hakkında gerekli yasal işlemlerin gecikmeksizin başlatılmasını,15’nci madde hükmünün çalıştırılarak sorumlu organların görevlerine son verilmesini; TÜRMOB'un liyakat, hukuk ve kurumsal güven esasına dayalı bir yönetim anlayışına kavuşmasını temin edecek yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini beklemektedir.

Yusuf İleri
Odatv.com