GÜNDEM

Ahbap soruşturmasında tartışma bitmiyor...

6 Şubat depremleri, Türkiye'nin en ağır felaketlerinden biri oldu. Böyle dönemlerde devletin en fazla ihtiyaç duyduğu şey hızlı finansmandır.

Abone Ol

Vergi gelirleri hukuki süreçlere bağlı olarak zaman içinde oluşurken, vatandaşların bağışları acil ihtiyaçların karşılanmasında hayati rol oynar. Bu nedenle bağışların resmî yardım kanalları dışında toplanması ve kullanılmasına ilişkin süreçler; kamu maliyesi, kamu düzeni ve milli güvenlik açısından son derece hassas bir konu haline gelir. Hiçbir devlet, bu tür süreçleri kayıtsız bırakmaz.

Bugün yürütülen Ahbap soruşturması da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Soruşturmadaki iddialara göre, deprem sonrasında TÜRMOB'un Ahbap Derneği hakkında hazırladığı rapor ve yaptığı açıklamalar kamuoyunda güven oluşturmuş, bunun sonucunda milyarlarca liralık bağış toplanmıştır. Bu kaynakların önemli bölümünün amacı dışında, bahis ve kumar faaliyetlerinde kullanıldığı da soruşturma konularından biridir. Soruşturma kapsamında TÜRMOB'un önceki Genel Başkanı ile raporu hazırlayan üç meslek mensubu tutuklanmıştır.

KANUNDA OLMAYAN GÖREVLE ORGANLARIN SONA ERDİRİLMESİ ENGELLENEBİLİR Mİ?

Tutuklamaların ardından TÜRMOB, "Meslektaşlarımızın Yanındayız" başlığıyla yaptığı açıklamada söz konusu raporun 3568 sayılı Kanun kapsamında kurumsal faaliyet olduğunu savunmuştur. Oysa Kanunda Birliğe verilmiş böyle bir denetim görevi bulunmaktadır. Bu yaklaşımın, bir yandan 3568 sayılı Kanun'un 15'inci maddesi kapsamında gündeme gelebilecek "amaç dışı faaliyet" iddiaları ile Birlik organlarının görevlerine son verilmesi tartışmasını dolamayı, diğer yandan da doğabilecek tazminat sorumluluğunu, yalnızca sorumluluğu olanlar yerine TÜRMOB tüzel kişiliğine taşımayı böylece 136 bin kişiye yüklemeyi hedeflediği yönünde hukuki değerlendirmeler yapılmaktadır.

TÜRMOB ÖNCE GERÇEK SORUMLULARI AÇIKLAMALIDIR

Ancak bu açıklama yeni soruları da beraberinde getirmektedir. Eğer süreç kurumsal bir faaliyet ise, Ahbap ile kurumsal ilişki kimlerin bilgisi ve kararıyla kurulmuştur? Sürece ilişkin kararlar hangi organlarda alınmıştır? Yazışmalar, toplantılar ve karar süreçleri kayıt altına alınmış mıdır? Bu süreçte herhangi bir kişi veya kuruma doğrudan ya da dolaylı menfaat sağlanmış mıdır?
Kurumsal sorumluluğun üstlenildiği iddia ediliyorsa, bunun doğal sonucu da kurumsal hesap verebilirliğin işletilmesidir. TÜRMOB yönetiminin öncelikle soruşturmaya konu edilen süreçte sorumluluğu bulunan yöneticileri ve karar mekanizmalarını açıklaması, yargı süreci sonuçlanıncaya kadar istifalarının sağlanması beklenir. Kurumsal muhakeme yapılmaksızın, diğer kurumlardan destek talep edilmesi ise ayrıca ciddi bir çelişki oluşturmaktadır.

TÜRMOB AHBAP BAĞLANTILARINI KİMLER KURDU?

TÜRMOB, kamuoyu açıklamalarında, kritik aşamalardan biri olan AHBAP’la bağlantının kim veya kimler vasıtasıyla kurulduğu yani talebin TÜRMOB’tan kime geldiği açıklanmamaktadır. Yalnızca talebin TÜRMOB Bağımsız Denetim Merkezine, TÜRMOB Genel Başkanı Sayın Emre Kartaloğlu tarafından iletildiği açıklanmaktadır. Yine TÜRMOB tarafından yapılan açıklamalarda raporu hazırlayanların para almadığı söylenmektedir. Ancak Ahbap’ın TÜRMOB bağlantısını kuranların para alıp almadığı yönünden bir açıklama henüz yapılmış değildir. Savcılık soruşturmasında ise Ahbap raporunu yazan Bağımsız Denetim şirketi tarafından 500 bin lira alındığı ifade edilmektedir. Ahbap’ı bu şirkete kim yönlendirmiştir? Bu şirket TÜRMOB katlarından mı belirlenmiştir? TÜRMOB ve bu şirket tarafından yürütülen denetim eşgüdümle mi yapılmıştır? Bir paylaşım yapılmış mıdır? Başka paralar alınmış mıdır? Özetle sorumlular hesap vermediği sürece TÜRMOB ve İstanbul YMM odası katlarında 37 yıldır disiplini silaha dönüştürenler faaliyetlerine aynen devam edeceklerdir.

KORUNMASI GEREKEN KİŞİLER DEĞİL, KURUMUN İTİBARIDIR

TÜRMOB kamuoyu açıklamasında dikkat çekici bir husus da Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kamu Gözetim Kurumu, SPK, TOBB ve TÜSİAD'dan destek istemesidir. Belirtmek gerekir ki bu kurumlar soruşturmanın tarafı değildir. Bu kurumların muhatabı, TÜRMOB'un kurumsal kimliği ile kamu hizmeti sunan 136 bin meslek mensubudur. Bireysel fiilleri nedeniyle hakkında soruşturma yürütülen veya soruşturma başlayacak olan yöneticiler değildir. Kurumsal dayanışma ile kişisel hukuki ve cezai sorumluluğu aynı zeminde değerlendirmek mümkün değildir.

MALİYE BAKANLIĞINDAN DESTEK İSTENMESİNDEKİ ÇELİŞKİ

Özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığı açısından tablo daha da dikkat çekicidir. Devletin en fazla mali kaynağa ihtiyaç duyduğu deprem döneminde bağışların resmî kanallar dışına yönelmesine ilişkin TÜRMOB’un rolü yargının incelemesindeyken, aynı Bakanlıktan kurumsal destek talep edilmesi kamu yönetimi anlayışı bakımından izahı güç bir durum oluşturmaktadır.

TOBB VE TÜSİAD’DAN YARDIM TALEBİNİN MANTIĞI NEDİR?

Benzer şekilde TOBB ve TÜSİAD'dan destek beklenmesi de ayrı bir tartışma konusudur. Deprem sonrasında artan finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla 7440 sayılı Kanun ile ek vergi alınmış, ek vergi TOBB ve TÜSİAD mensupları tarafından taşınmıştır. Yani TÜRMOB’un faaliyeti bu kurumların mensuplarının daha fazla vergi ödemeleri sonucunu doğurmuştur. Bunun ardından aynı kesimlerden kurumsal destek beklenmesi sorgulanmaya açıktır.

SPK VE KGK’DEN DESTEK BEKLENTİSİNİN AÇMAZI

Milyarlarca liranın bahis ve kumar faaliyetleriyle finansal sitemin dışına çıkarıldığının soruşturulduğu bir olayda TÜRMOB’un; SPK, ve KGK’dan yardım talep etmesi anlaşılır gibi değildir.

Piyasaların bu çağrıdan etkilenmemiş olması, SPK ve KGK'nın kurumsal tarafsızlıklarını koruduklarını ve soruşturma süreciyle ilgili herhangi bir pozisyon almadıklarını göstermektedir.

MESLEK MENSUPLARINA NEDEN GÜVENİLMEDİ

Basın açıklamasının en dikkat çekici yönlerinden biri ise, destek çağrısının meslek mensuplarına yapılmamasıdır. Bu tercih, Birlik yönetiminin kendi tabanından bir destek beklemediği şeklinde yorumlanabilir. Yıllardır, büro büyütmek, tekrar seçilmek ve iş bağlantılarını sorunsuz yürütmek için meslek mensuplarına yöneltilen disiplin uygulamaları karşısında iş alanlarının daraltılması; enflasyon düzeltmesinde meslektaşı zora sokan samimi olmayan tutumlar, manipüle miting, Rekabet Kurumu soruşturması, meslek mensuplarını sahte faturayla itham eden açıklamalar vb. dikkate alındığında, meslek mensuplarından bir destek gelmeyeceği inancının yönetimde pekiştiği görülmektedir.

YÖNETİCİ, KURUMUN KENDİSİ DEĞİLDİR

Bu yardım talebi, otuz yedi yıldır aynı yönetim anlayışıyla idare edilen TÜRMOB'da yöneticilerin makamları ebed-müddet kişisel mülkiyet olarak gördüklerini ve kendilerini kurumsal yapıyla özdeşleştirdiklerini göstermektedir. Ahbap olayı da zaten bu anlayışın sonucu olarak gelmiştir. Oysa demokratik meslek kuruluşlarında korunması gereken kişiler değil, kurumun itibarı ve temsil ettiği mesleğin saygınlığıdır.

Yusuf İleri

Odatv.com