Değerli okurlarım, son günlerde neredeyse hemen her gün Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’in vergi konusunda yapılması düşünülen düzenlemelerle ilgili basına yaptığı açıklamaları okuyoruz.

Bu konular özetle Orta Vadeli Program’da ilan edilen hedefler doğrultusunda kaldırılması düşünülen istisna ve muaflıklar ile vergi gelirlerini artırmaya yönelik düzenlemeler.

Bazı yazarlar çok sınırlı olan bu açıklamalardan hareketle detaylı değerlendirme ve tahminlerde bulunuyorlar. Kimi yazar ve uygulamacılar bu düzenlemelerin, sakin bir şekilde tüm taraflara (akademi, meslek kuruluşları, işçi ve işveren örgütleri vs.) bilgi verilmek ve görüş alınmak suretiyle yapılmasını önerirken, kimileri tabirimi lütfen mazur görün gaz veriyorlar!

Bugünkü yazımda basına yansıyan bu konularla ilgili uyarılarımı paylaşmak istiyorum.
 

Konut kira istisnası kaldırılacak

Mevcut düzenlemeye göre, gerçek kişilerce elde edilen konut kira gelirlerinin bir kısmı (2024 yılı için 33 bin TL) gelir vergisinden istisna edilmiş bulunuyor. 2024 yılında 33 bin TL'nin üzerinde konut kira geliri elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde edilen diğer gelirlerin toplamı 870 bin TL'lik sınırı aşanlar, 33 bin TL'lik istisnadan yararlanamıyorlar. Bu nedenle istisnanın kaldırılması yüksek kira geliri elde edenleri etkilemeyecek, çünkü bunlar zaten bu istisnadan yararlanamıyorlar. Zaten o gelir seviyelerindekilerin bu istisnaya ihtiyaçları da yok. Özetle, bu istisnayı kaldırmak düşük konut kira geliri elde edenleri etkileyecek. Kira artış oranının yüzde 25 ile sınırlandığı bir yılda yapılacak bu değişikliğe gösterilecek tepkileri tahmin edebiliyorum!

Beş yıl elde tutulan gayrimenkullerin satış kazançlarından gelir vergisi alınmaması uygulamasına son verilecek

Halen iktisaptan itibaren beş yıl geçtikten sonra satılan gayrimenkullerin satış kazançlarından gelir vergisi alınmıyor. Yapılması düşünülen değişiklikle, iktisaptan itibaren beş yıl geçmiş olsa da (yani elde tutma süresine bakılmaksızın) bu değer artış kazançları verginin konusuna alınıyor. Tabii ki bu kazançlar, alışla satış arasında Yİ-ÜFE’de meydana gelen artış yüzde 10’u geçerse, alış maliyeti Yİ-ÜFE artış oranında artırılarak hesaplanacak. Yani satış kazancı resmi enflasyondan arındırılarak.

Bu konudaki temel uyarım, yapılması düşünülen değişikliğe ilişkin yürürlük maddesine açık hüküm konularak kazanılmış hakların korunmasıdır. Yapılacak değişiklikten önce iktisap edilen gayrimenkuller için eski hükümlerin uygulanması sağlanmalıdır. Çünkü bu gayrimenkullerin iktisap edildiği tarihte iktisaptan itibaren beş yıl geçtikten sonra satılan gayrimenkullerin satış kazancı vergiye tabi tutulmamaktadır.

Bu değişiklik gerçekleşirse, enflasyondan arındırılmış kazanç o yıl için öngörülen sabit istisna tutarının da (2024 için bu tutar 87 bin TL) üzerindeyse, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmek suretiyle yüzde 15-40 arasında vergilendirilecek.

Bundan önceki bir yasal değişiklik girişiminde, gayrimenkul satış kazançları için kademeli bir vergilendirme öngörülmekteydi. Bence kademeli bir vergilendirme veya bunun alternatifi olarak değer artış kazançlarının genel tarifeden farklı olarak düz oranda (örneğin yüzde 15 gibi) vergilendirilmesi daha basit, sade ve adil olur.

Miras veya bağışlama yoluyla ivazsız edinilen gayrimenkullerde ise satış kazançlarının gelir vergisine tabi tutulmaması uygulamasının devam edeceği anlaşılıyor. Çünkü bu intikaller zaten veraset ve intikal vergisinin konusuna giriyor.

Tapu devirlerinde harçların güncel değerler üzerinden alınması amaçlanıyor

Mevcut düzenlemeye göre, tapu devirlerinde harçlar, emlak vergi değerlerinden az olmamak üzere beyan edilen değerler üzerinden tahsil ediliyor.

Özellikle gerçek kişiler arası tapu devirlerinde harçların kamuoyunda “belediye rayici” denilen ve takdir komisyonlarınca takdir edilen değerler üzerinden ödendiğini söylemek mümkün.

Müteahhit satışlarında ise bu belediye rayiçlerinin üzerindeki değerlerin ödemeye esas alındığı gözleniyor. Ancak burada da hem gelir veya kurumlar vergisine hem de tapu harcına esas olmak üzere gerçek satış bedellerinin düşük gösterildiği söyleniyor. Bunun oranını bilemeyiz, ancak bu eğilimi yok da sayamayız.

Yapılması düşünülen düzenlemeyle tapu harcına ekspertiz raporlarından da yararlanılarak devlet tarafından belirlenecek asgari değerlerin esas alınması hem gelir veya kurumlar vergisi hem de tapu harcı tahsilatını artıracaktır. Ancak 27 Mayıs 2024 tarihli yazımda da belirtiğim gibi, hem tapu harcına gerçek/güncel değeri esas almak hem de mevcut oranları devam ettirmek çok haksız sonuçlar doğurabilir. Bu hususun hiç tartışılmadığını görüyorum. Maliyeye sesleniyorum: Lütfen bu konuyu değerlendirin!

Asgari kurumlar vergisi geliyor

Küresel asgari verginin düzenleneceğini zaten bekliyorduk. Bakanlığın bu konuda uluslararası normlara uygun olarak hazırlıklarını tamamladığını ve yasal düzenlemenin çok kısa bir süre içinde Meclise sevk edileceğini duyuyoruz.

“Lokal asgari vergi” diye tanımlayabileceğimiz “asgari kurumlar vergisi” uygulaması ise kurumların istisna, indirim vs. olsa bile belli bir tutarda vergi ödemelerini öngörüyor. Yani efektif vergi oranının belli bir oranın altına düşememesi isteniyor.

Emisyon priminin sermaye benzeri bir yasal yedek akçe olduğu, yani kazanç olarak sayılamayacağı; iştirak kazançlarının ise mükerrer vergilemeyi önleyen bir düzenleme olup gerçek bir istisna olarak değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle asgari vergiye tabi olmaması gerektiği konusunda çok sayıda kişi ve kurum yerinde uyarılarda bulundular.

Sanırım bu konular beklentilere uygun olarak düzenlenecek, ancak zarar olsa dahi asgari verginin alınacağı yönünde ciddi işaretler görüyoruz. Bence bu doğrultuda bir düzenleme yapılırsa Anayasa’nın mali güce göre vergi ödeme ilkesi ihlal edilmiş olur.  Bunun sonucu çok sayıda dava açılması olur, ki bu defa deprem gerekçesiyle iptal taleplerinin reddedilmesi de kanaatimce mümkün olmaz.

Maliyenin artık ihtilaf yaratan düzenlemelerden kaçınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son yıllarda ihtirazî kayıtla beyan üzerine açılan davalar herkesi çok yordu!

Avukat, doktor gibi bazı serbest meslek erbabına peşin vergi getiriliyor mu?

Bir hafta önce basına düşen haberlerde, Hazine ve Maliye Bakanlığının vergi kaçakçılığı ile ilgili çalışmalarına hız verdiği ve bu doğrultuda milyonlarca kişi ve kurum nezdinde denetimlere başladığı ifadelerine rastladık.

Doktor, diş hekimi, avukat, mimar vb. serbest meslek gruplarına yönelik ‘peşin ödeme’ formülünün tartışıldığını da bu vesileyle öğrendik!

Öncelikle söyleyelim, serbest meslek erbabının hasılatları üzerinden yıllık gelir vergilerine mahsuben hâlihazırda yüzde 20 oranında gelir vergisi stopajı yapılıyor. Yani peşin vergi zaten uygulanıyor. Buna ilaveten yeni bir düzenleme yapılması çok mantıklı değil.

Bakanlığın özellikle dişçiler, estetisyenler, güzellik merkezleri, sosyal medya üzerinden satış yapan fenomenler ve bazı serbest meslek erbabını ivedilikle incelemeye aldığı da bu haberde belirtiliyor. Bu da yeni bir durum değil, çünkü bu kişiler zaten Vergi Denetim Kurulunun öncelikle inceleme yapacağı kişiler arasında yer alıyor.

Lütfen basında çıkan tüm vergi haberlerini dikkatli bir süzgeçten geçirerek değerlendirin!

T24 | Erdoğan SAĞLAM

Editör: Hakan UYSAL