2025 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyan dönemi de nisan ayı sonu itibarıyla ta­mamlanmış oldu.

Yeni düzenleme kapsamında, 2025 yılın­da kurumlar vergisi istisnasından yararlanan gayrimenkul yatırım fonu ve ortaklıklarının, gayrimenkullerden elde ettikleri kazancın en az yarısını haziran ayı sonuna kadar dağıtma­ları gerekiyor.

Konuyla ilgili önemli açıklamalar ise Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 24 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile yapıldı.

Tebliğ konuyu örneklerle anlatıyor

Bir gayrimenkul yatırım fonu veya ortaklı­ğının gayrimenkullerden kazanç elde etme­mesi ya da gayrimenkullerden elde ettiği ka­zancın, diğer faaliyetlerinden doğan zararın altında kalması durumunda; kurumlar vergisi istisnasından yararlanmak için ayrıca bir kâr dağıtımı yapılmasına gerek bulunmuyor.

Buna karşılık, gayrimenkullerden elde edilen kazancın diğer faaliyet zararlarından daha yüksek olması durumunda ise farklı bir hesaplama ortaya çıkıyor. Bu durumda istis­nadan yararlanabilmek için, kalan kazanç tutarının yarısının dağıtılması yeterli kabul ediliyor.

Doğal olarak burada gayrimenkul gelirle­ri diğer faaliyet zararlarından yüksek olduğu için, dağıtılması gereken tutar da gayrimen­kulden elde edilen kazançtan daha az olacak ve kalan kazancın yarısının dağıtılması istis­nadan yararlanmak için yeterli olacaktır.

Sermaye piyasası ve vergi mevzuatı farkı

Tebliğ’de dikkat çeken bir diğer önemli ko­nu ise sermaye piyasası mevzuatı ile vergi mevzuatı arasında ortaya çıkabilecek “dağıtı­labilir kâr” farklarıdır.

Bazı durumlarda sermaye piyasası mevzua­tına göre hesaplanan dağıtılabilir kâr ile vergi mevzuatına göre oluşan dağıtılabilir kâr birbi­rinden farklı olabiliyor. Böyle bir durumda üç unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Kurumun toplam dağıtılabilir kârı ile gayri­menkulden elde edilen kâr kısmı karşılaştırı­lıyor. Eğer gayrimenkulden elde edilen kâr da­ha yüksekse, bu kez kurumun toplam dağıtıla­bilir kârı dikkate alınıyor ve bunun yarısının dağıtılması yeterli sayılıyor.

Burada ayrıca sermaye piyasası mevzuatı ile vergi mevzuatına göre hesaplanan dağıtıla­bilir kâr tutarlarından hangisi daha düşükse, esas itibarıyla o rakam dikkate alınıyor. Zira kâr dağıtımındaki temel prensip de bu yönde bulunuyor.

Sermaye piyasası ve vergi mevzuatına göre hesaplanan dağıtılabilir kar tutarlarının her ikisi de gayrimenkulden elde edilen kardan yüksek ise bu durumda istisnadan yararlan­mak için gayrimenkulden elde edilen karın ya­rısının dağıtılması yeterli olacaktır.

Elbette kâr dağıtımı yapılırken yasal yedek akçelerin ayrılması zorunluluğu da göz önün­de bulundurulmalıdır.

Sermayeye eklemek yetmiyor

Uygulamada dikkat edilmesi gereken önem­li hususlardan biri de, kârın sermayeye eklen­mesinin “kâr dağıtımı” sayılmamasıdır.

Dolayısıyla sadece iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılması, kurumlar vergisi istisna­sından yararlanmak için yeterli olmayacaktır. Tebliğ’de de bu konunun altı bir kez daha çi­ziliyor. İstisnadan yararlanmak için fiilen kar dağıtımı şart.

Öte yandan, yukarıda da belirttiğimiz gi­bi, kurumun hesaplanan dağıtılabilir kârının, gayrimenkulden elde edilen kâr kısmının üze­rinde olması durumunda yalnızca gayrimen­kulden elde edilen kazancın yarısının usulü­ne uygun şekilde dağıtılması yeterli olacaktır.

Süreye dikkat

Özetle Tebliğ, konuyu çeşitli örneklerle birlikte ayrıntılı biçimde açıklamış bulunuyor.

Ancak uygulama bakımından en kritik nok­ta, dağıtım işlemlerinin süresinde ve fiilen yapılmasıdır. Bayram sonrasında yaklaşık bir aylık süre kaldığını dikkate alırsak, gayri­menkul yatırım fonu ve ortaklıklarının gerek­li işlemleri zamanında tamamlamaları büyük önem taşıyor.

Aksi durumda, kurumlar vergisi istisnası­nın kaybedilmesi gibi ciddi sonuçlarla karşıla­şılması söz konusu olabilecektir.

Bu vesileyle tüm okurlarımızın Kurban Bay­ramı’nı tebrik ederim.

Kaynak: Dünya | Osman ARIOĞLU