Rehber, soru-cevap formatında ve örnekli; bu yönüyle mükellef ve meslek mensupları için faydalı bir başvuru kaynağı. Peki bu köşede da­ha önce iki yazıyla gündeme taşıdı­ğımız tartışmalı hususlara cevap ve­riyor mu?

Hatırlatayım; yanıt beklediğimiz sorular şunlardı:

1 Kanunun yürürlük tarihi olan 4 Haziran 2026’dan sonra elde edi­lecek gelirler için de varlık barışın­dan yararlanılabilecek mi? Bir baş­ka deyişle af, ileriye doğru da geçer­li mi?

2 Varlık barışının koruması KDV tarhiyatlarını da kapsıyor mu?

3 İlliyet bağı hangi belgeyle, hangi standartta ispatlanacak?

4 Makbuz/fatura düzenlememe­ye bağlı özel usulsüzlük cezaları korumaya dahil mi?

5 Taahhüt şartının ihlalinin bede­li nedir?

6 Mükellefiyet kaydı bulunma­yanlar, halihazırda banka hesap­larında bulunan varlıkları için ya­rarlanabilecek mi?

Rehberin yanıtladıkları

1 KDV açıkça kapsama alındı. Reh­ber, mahsup mekanizmasını an­lattığı her iki yerde de “gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden vergi tarhiyatı ya­pılmaz» ifadesini kullanıyor. Danış­tay 9. Dairesi›nin içtihadına daya­narak savunduğumuz «illiyet bağı kurulabiliyorsa KDV de gelire bağlı olarak korunur» görüşü, idarece de benimsenmiş oldu. Bu, rehberin en önemli ve mükellef lehine netleştir­mesi.

2 “Ittıla” nüansı: sınır, idarenin haberdar olması değil, incele­menin başlaması. Rehberde dikkat­lerden kaçabilecek ama bence kritik bir cümle var: Konu vergi dairesinin veya inceleme elemanlarının bilgi­sine (ıttılaına) girmiş olsa bile, vergi incelemesine başlanmasından veya takdire sevkten önce bildirim yapıl­mışsa korumadan yararlanılabile­cek. Yani kendisine izah/uyarı yazı­sı gelen, hakkında bilgi toplandığı­nı öğrenen mükellef için kapı henüz kapanmış değildir; kapanma anı, incelemeye başlama tutanağı ve­ya takdire sevk işlemidir. Ancak bu dar aralığa güvenip beklemek büyük risktir; öğrenilen her işaret, bildiri­mi öne çekme nedenidir.

3 İnceleme başladıktan sonra ya­pılan bildirim: mahsup dahi yok. Rehber, incelemeye başlandıktan veya takdire sevkten sonra yapılan bildirimlerin tarhiyata engel olma­yacağını, üstelik bildirilen tutarla­rın bulunan matrah farkına mahsup dahi edilemeyeceğini açıkça yazı­yor. «Barış, kapı çalındıktan sonra sığınılacak bir liman değil» uyarı­mız aynen teyit edilmiş durumda.

4 Taahhüt ihlalinin bedeli bekle­nenden ağır. Rehberdeki örne­ğe göre, dört yıl vadeli mevduat ta­ahhüdüyle %1 vergi ödeyen şirket, taahhüdü iki yıl sonra ihlal edince yalnızca oran farkını gecikme fai­ziyle ödemekle kalmıyor; inceleme ve tarhiyat yapılmaması koruması­nı tümüyle kaybediyor. Tek teselli, zamanında alınmayan vergiler için vergi ziyaı cezası uygulanmayacak olması. İndirimli oran cazibesine kapılmadan önce taahhüdün beş yı­la kadar taşınabilecek yükü iyi tar­tılmalıdır; %5’i peşin ödeyip taah­hütsüz kalmak, kimi mükellef için daha güvenli olabilir.

5 Şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar netleşti. Ortaklık adına bildirim yapılabilecek; ortaklık KDV, ortak­lar gelir/kurumlar vergisi yönün­den korumadan yararlanacak.

Açıkta kalanlar

1 En kritik soru yanıtsız: af ileriye doğru geçerli mi? Bu köşede Ma­li İdareye açık çağrı yapmış, 4 Ha­ziran 2026 sonrası dönemler için düzenlemeden yararlanılamayaca­ğının acilen duyurulması gerekti­ğini yazmıştık. Rehber bu konuya tek satırla dahi girmemiş. Genel bö­lümlerde varlığın belirli bir tarih­te mevcut olması şartı aranmıyor; tek ölçüt bildirim tarihi. Yalnızca şirket temsilcileri/ortakları adına görünen varlıklara ilişkin bölümde “4/6/2026 tarihi itibarıyla” ifade­si geçiyor; ama bu, o özel senaryoy­la sınırlı. Endişemizi tekrarlayalım: İdare sustukça mükellefler bu sü­kutu ikrar sayacak, “nasılsa bildiri­rim” hesabıyla cari dönem kazanç­larını beyan dışı bırakma eğilimi güçlenecektir. Süre uzarsa 31 Tem­muz 2028’e kadar sürebilecek bir “doğru beyanda bulunmama yarışı” riski ortada durmaktadır. Çağrımı­zı yineliyoruz: Bakanlık bu konuda açık ve net bir duyuru yapmalıdır.

2 “Matrah farkı mı, vergi farkı mı” gri alanı sürüyor. Rehber de tıp­kı kanun ve tebliğ gibi baştan so­na “matrah farkı” kavramı üzerine kurulu. Sahte belge nedeniyle KDV indirimlerinin reddi veya KDV ora­nının düşük uygulanması gibi, mat­rahın değişmediği ama verginin art­tığı tarhiyatlarda mahsubun nasıl işleyeceğine dair tek bir örnek yok.

3 İspat standardı belirsiz. Rehber­deki örnekte mükellef, matrah farkının 50 milyon liralık kısmının bildirilen varlıklardan kaynaklan­dığını ileri sürüyor; inceleme ele­manı bunun yalnızca 40 milyonu­nu kabul ediyor. Örnek, takdirin fi­ilen inceleme elemanında olduğunu gösteriyor; ama hangi belgeyle, han­gi standartta ispat aranacağı konu­sunda rehberde yol gösterici tek cümle yok. Tavsiyemiz aynı: bildi­rilecek tutarı muhtemel matrah far­kıyla örtüştürün, paranın kaynağını gösteren dosyayı bildirim gününde hazır edin. Savunmayı dava günü­ne saklamak, savunmayı zayıflat­maktır.

4 Özel usulsüzlük cezası hakkında tek kelime yok. Korumanın “ver­gi incelemesi ve vergi tarhiyatı” ile sınırlı lafzı karşısında, makbuzsuz hasılata bağlı özel usulsüzlük ceza­larının akıbeti rehberde de açıklığa kavuşmuş değil. Serbest meslek er­babı için bu risk ayrı bir savunma konusu olmaya devam ediyor.

5 Mükellefiyeti olmayanların ban­kadaki varlıkları: Eleştirimize cevap yok. Tebliğin 6 ncı maddesi­nin ikinci fıkrası, mükellefiyeti bu­lunmayanların (ve defter tutma zo­runluluğu olmayanların) yalnızca “halihazırda banka ve aracı kurum­larda bulunmayan” varlıkları için bildirimde bulunabileceklerini söy­lüyor; yani bu kişilerin zaten ban­ka hesabında duran parası kapsam dışı bırakılıyor. Oysa kanunda böy­le bir sınırlama yok; bu köşede bu yaklaşımın 7582 ile uyumlu olma­dığını yazmış, düzeltilmesini öner­miştik. Rehberde ne bir düzeltme ne de bir açıklama var; aksine “bil­dirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlarda açılan hesapla­ra yatırmaları” ifadesiyle aynı çiz­gi sürdürülüyor. Ortaya çıkan tablo tuhaf: mükellef olan şirket, banka­da duran ama deftere kaydedilme­miş dövizini bildirebiliyor (Tebliğ­deki Örnek 5 bunu açıkça söylüyor); mükellef olmayan kişi ise bankada­ki parası için kapının dışında kalı­yor. Görüşümüzü koruyor, Tebliğin bu yönüyle düzeltilmesi gerektiğini yineliyoruz.

Son söz

Rehber, formatı ve örnekleriyle emek verilmiş, faydalı bir çalışma; KDV ve ıttıla konularındaki netleş­tirmeler önemli. Ancak dürüst ol­mak gerekirse rehber, büyük ölçüde kanun ve tebliğin tekrarı niteliğin­de; asıl tartışmalı alanlara girme­meyi tercih etmiş. En kritik soru­muz olan affın ileriye dönük geçer­liliği konusundaki sessizlik ise her geçen ay daha fazla mükellefi yan­lış hesaba teşvik etme potansiyeli taşıyor. Bildirim yapmayı düşünen mükelleflere pratik hatırlatmala­rım şunlar: İnceleme kapıyı çalma­dan, hatta ilk işareti alır almaz dav­ranın. Bildirilecek tutarı muhtemel matrah farkıyla örtüştürün ve belge dosyanızı bildirim gününde hazır edin. Taahhüt vermeden önce beş yıllık yükü tartın. Ve her durumda, somut durumunuzu mali müşaviri­niz ve avukatınızla birlikte değer­lendirmeden adım atmayın.

Kaynak: Dünya | Zeki GÜNDÜZ