Benzinli ve elektrik motorunu birlikte barındıran hibrit araç sahipleri, bu araçların yüzde 80 yerine yüzde 10 ÖTV’ye tabi olması gerektiği iddiasıyla önce vergi idaresine başvuruyor; sonuç alamadıklarında ise yargı yoluna gidiyorlar. Uyuşmazlığın temelinde, bu araçların sadece elektrikli araç kapsamında mı değerlendirileceği, yoksa hibrit araç olarak yüksek ÖTV oranına mı tabi olacağı sorusu yer alıyor.
Gelir İdaresi, uygulamada bu tür araçları çoğu durumda benzinli araç gibi değerlendirerek yüzde 80 oranında ÖTV tahakkuk ettiriyordu. Mükellefler ise bunun bir vergi hatası olduğunu, dolayısıyla daha düşük oran olan yüzde 10 üzerinden vergilendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek düzeltme-şikâyet yoluna başvurmakta; olumsuz sonuç alınması hâlinde de yargı yoluna gitmektedirler.
Bu noktada yargı kararları arasında uzun süredir devam eden bir görüş ayrılığı bulunuyordu. Bazı vergi mahkemeleri, söz konusu uyuşmazlığı vergi hatası olarak nitelendirip fazla tahsil edilen ÖTV’nin iadesine karar verirken; birçok mahkeme ise olayın hukuki yorum gerektirdiğini, bu nedenle düzeltme-şikâyet yoluyla çözülemeyeceğini belirterek davaları reddediyordu. Aynı ayrışma bölge idare mahkemeleri düzeyine de yansımıştı.
Son olarak konu Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun önüne geldi. Kurul, 22 Ekim 2025 tarihli ve E.2025/16, K.2025/18 sayılı kararıyla, benzinli ve elektrik motoru bulunan araçlara ilişkin bu tartışmanın vergi hatası kapsamında değerlendirilemeyeceğine, uyuşmazlığın hukuki nitelikte bir ihtilaf olduğuna hükmetti. Bu nedenle düzeltme-şikâyet yoluyla iade talebinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldı.
Kararın temel yaklaşımına göre, hibrit araçlarda uygulanacak ÖTV oranı, teknik özelliklerin ve tarife hükümlerinin yorumlanmasını gerektirdiğinden, ortada açık ve tartışmasız bir vergilendirme hatası değil; hukuki değerlendirme gerektiren bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Bu nedenle idari düzeltme mekanizması değil, yargısal denetim yolu işletilmelidir.
Bununla birlikte karar oybirliğiyle alınmış değil. Karşı oy, meselenin yorumdan ziyade teknik bir tespit olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre, incelenen araçlarda benzinli motor tekerleklere doğrudan güç aktarmamakta; yalnızca elektrik üretimi için çalışmakta ve aracın hareketi tamamen elektrik motoru tarafından sağlanmaktadır. Bu teknik yapı dikkate alındığında, aracın sadece elektrikli araç olarak değerlendirilmesi gerektiği ve yüzde 10 ÖTV uygulanmasının zorunlu olduğu ileri sürülmektedir. Bu nedenle yüzde 80 oran üzerinden yapılan vergilendirmenin açık bir vergi hatası oluşturduğu görüşü dile getirilmektedir.
Öte yandan yargıdaki tartışma Danıştay kararıyla tamamen sona ermiş değil. Nitekim bazı vergi mahkemeleri benzer uyuşmazlıklarda farklı yönde değerlendirmeler yapmaya devam etmektedir.
Buna örnek olarak Ankara 5. Vergi Mahkemesi’nin 29.12.2025 tarihli bir kararı gösterilebilir. Mahkeme, menzil uzatıcı sistemli bir araçta benzinli motorun tekerleklere mekanik güç aktarmadığını, yalnızca elektrik üretmek amacıyla çalıştığını; aracın hareketinin tamamen elektrik motoru tarafından sağlandığını kabul etmiştir.
Mahkemeye göre ÖTV Kanunu’ndaki sadece elektrik motorlu araç ifadesi, araçta içten yanmalı motor bulunmamasını değil, aracın hareketinin yalnızca elektrik motoru ile sağlanmasını ifade etmektedir. Bu nedenle teknik olarak elektrik motoruyla hareket eden bu araçların yüzde 10 ÖTV dilimine tabi olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu yaklaşım çerçevesinde Ankara 5. Vergi Mahkemesi, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun benimsediği yaklaşımdan farklı olarak, uyuşmazlığı yalnızca bir yorum farklılığı olarak değil, aynı zamanda açık bir vergilendirme hatası olarak değerlendirmiş; bu kapsamda düzeltme-şikâyet yolunun açık olduğu kabul edilerek fazla tahsil edilen ÖTV ile buna bağlı KDV’nin iadesine karar vermiştir.
Özetle hibrit ve menzil uzatıcı araçlara uygulanan ÖTV oranı tartışması, bir yandan Danıştay düzeyinde bir hukuki ihtilaf olarak görülürken, diğer yandan bazı ilk derece mahkemeleri tarafından açık vergi hatası olarak değerlendirilmeye devam etmektedir. Bu durum, konuya ilişkin içtihat birliğinin henüz tam anlamıyla sağlanamadığını da göstermektedir.
Genel değerlendirme
Hibrit ve menzil uzatıcı sistemli araçlara ilişkin ÖTV uyuşmazlıkları, görünüşte teknik bir sınıflandırma tartışması gibi ortaya çıksa da esasında Vergi Usul Kanunu anlamında vergi hatası kavramının sınırlarının nerede başlayıp nerede sona erdiğine ilişkin temel bir hukuki tartışmayı da içermektedir.
Düzeltme ve şikâyet yoluna konu olabilecek vergi hataları, idare ya da yargı merciinin Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesinde yer alan yorum yöntemlerine başvurmaksızın, ilk bakışta açıkça tespit edebileceği nitelikteki vergilendirme hatalarıdır. Buna karşılık, uyuşmazlığın çözümü maddi olayların değerlendirilmesini ve mevzuatın yorumlanmasını gerektiriyorsa, ortada vergi hatası değil, bir hukuki uyuşmazlık bulunduğu kabul edilir.
Bu hususta Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararı, bu sınırın belirlenmesi açısından belirleyici niteliktedir. Kurul, söz konusu uyuşmazlığın çözümünün araçların teknik özelliklerinin değerlendirilmesini ve ÖTV tarifesinin yorumlanmasını gerektirdiğini açıkça ortaya koyarak, bu tür ihtilafların ilk bakışta anlaşılabilir açık bir vergi hatası niteliğinde olmadığını kabul etmiştir.
Bu yaklaşımın sonucu olarak, ÖTV oranına ilişkin tartışmaların düzeltme-şikâyet mekanizması kapsamında değil, hukuki ihtilaf kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Nitekim Danıştay çoğunluk görüşü, hukuki yorum farklılığı bulunan alanlarda vergi hatası kurumunun işletilemeyeceğini açık biçimde vurgulamaktadır.
Buna karşılık karşı oy gerekçesi, uyuşmazlığı teknik bir tespit meselesi olarak ele alarak daha mükellef lehine bir çerçeve çizmekte ve bazı durumlarda vergilendirme işleminin açık bir hata niteliği taşıyabileceğini savunmaktadır. Ancak bu görüş, Kurulun çoğunluk yaklaşımı karşısında bağlayıcı nitelikte değildir.
Öte yandan Ankara 5. Vergi Mahkemesi’nin 29.12.2025 tarihli bir kararı, benzer teknik değerlendirmeler üzerinden farklı bir sonuca ulaşarak, menzil uzatıcı sistemli araçlarda benzinli motorun tekerleklere güç aktarmadığı ve aracın fiilen elektrik motoruyla hareket ettiği tespiti üzerinden yüzde 10 ÖTV uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu yönüyle karar, ilk derece mahkemesi düzeyinde farklı bir değerlendirme içeren istisnai bir karar niteliğindedir
Ancak bu karar dahi, uyuşmazlığın özünde teknik verilerin ve tarife hükümlerinin yorumuna dayandığını göstermekte; dolayısıyla sorunun niteliğini basit bir vergi hatası seviyesine indirmemektedir.
Bu çerçevede genel tablo birlikte değerlendirildiğinde, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun ortaya koyduğu yaklaşımın, uyuşmazlığın niteliğini belirlemede esas alınması gerektiği; dolayısıyla hibrit ve menzil uzatıcı araçlara ilişkin ÖTV tartışmalarının Vergi Usul Kanunu anlamında bir vergi hatası olarak değil, teknik verilerin ve tarife hükümlerinin yorumunu gerektiren bir hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.