Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış 2022 yılındaki enerji krizini anımsatsa da küresel ekonominin mevcut durumu dört yıl öncesine göre büyük farklılıklar gösteriyor. İran ile yaşanan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapalı kalma ihtimali yeni bir enerji şoku endişesi yaratsa da ING Global uzmanları ekonomik arka planın değiştiğine dikkat çekiyor.

ING analistlerine göre, iş gücü piyasasında yaşanan soğuma bu farkların başında geliyor. 2022 yılında pandemi sonrası talep artışına yetişemeyen ve işçi bulmakta zorlanan bir piyasa varken, günümüzde iş gücü piyasası önemli ölçüde yavaşlamış durumda. Amerika Birleşik Devletleri'nde 2025 başından bu yana sağlık ve eğlence sektörleri dışındaki istihdamda 700 bin kişilik bir düşüş yaşandığı görülüyor. Ücret artışlarının 2022'deki %6 seviyelerinden %4'ün altına gerilemesi, enerji fiyatlarındaki artışın hizmet enflasyonu üzerindeki ikincil etkilerini sınırlayabilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.

Maliye politikaları tarafında da 2022 yılına kıyasla daha az destekleyici bir tablo hâkim oluyor. Dört yıl önce hükümetler pandemi dönemi nakit destekleri ve enerji yardımları ile tüketicileri korumuştu. Bugün ise tahvil faizlerinin çok daha yüksek olması, özellikle Avrupa ülkelerinin büyük çaplı destek paketleri açıklamasını zorlaştırıyor.

Tedarik zincirlerinin 2022'ye göre çok daha sağlıklı bir durumda olması ise olumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor. Çin'den Avrupa'ya konteyner sevkiyat maliyetleri, Ukrayna işgali dönemindeki seviyelerin beşte birine kadar gerilemiş durumda. Ancak gümrük vergileri konusundaki belirsizlikler ticaret politikaları üzerinde yeni bir risk katmanı oluşturuyor.

Merkez bankalarının durumu incelendiğinde, faiz oranlarının 2022'deki kriz seviyelerinden uzak olduğu görülüyor. O dönemde enflasyonun yükselmesi için tüm koşullar uygunken; bugün kopuk tedarik zincirleri, dar iş gücü piyasaları ve teşvik edici maliye politikaları gibi faktörlerin etkisi azalmış olarak görülüyor.

Ekonomim