EYT’linin izin hesabı EYT’linin izin hesabı

Ülkemizde 1999 yılında çıkarılan yasa ile işçiler, belirli şartlarla iş güvencesi (işe iade) kapsamına alındı. İş güvencesi uygulamasında önemli detaylar bulunuyor. Bu detaylardan haberdar olmayan işçiler hak kaybına uğrarken, işverenler ise büyük maliyetlere katlanmak zorunda kalıyor. Zira işçi tarafından işveren aleyhine açılan işe iade davalarında iş mahkemesinin kararının işçi lehine sonuçlanması durumunda, işçinin çalışmadığı dönemlere ait en fazla 4 aya kadar ücret ödemesi ve işçiye en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında işe alınmama tazminatı, ‘iş güvencesi tazminatı’ ödenmesi mümkün. 
 
HER İŞYERİ DAHİL Mİ?
Ayrıca işe iade davasını kazanmanın işsizlik ödeneği, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı ile diğer işçi alacak ve tazminatlarına pozitif yönde etkilerinin yansıması da söz konusu. İşçiye yapılacak bu ödeme ve tazminatların yanı sıra işverenin, SGK ve maliyeye yapacağı prim ve vergi kesintilerini de ilave etmek gerekiyor. Hal böyle iken iş güvencesi düzenlemesinin tüm boyutlarının taraflarca bilinmesi lehlerine olacak. Her işyeri iş güvencesi kapsamında bulunmuyor. Hangi işyerinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığı çalışan sayısına göre belirleniyor. İşyerinin iş güvencesinde olup olmadığı, çalışan kavramı ve sayısının belirlenmesinde Yargıtay’ın kararlarında esas alınan kriterler bu yazımızda değerlendirildi.
 
EN AZ 30 ÇALIŞAN
Özellikle iş güvencesi kapsamında işyeri bulunan işveren, fesihte, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunda. İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde işçinin işe iadesi söz konusu olabilir. Keza işçilerin geçerli bir sebep olmadan veya keyfi olarak işten çıkarılmalarına karşı iş güvencesi kapsamında işe iade hakları bulunuyor. Ancak bütün işçiler, işe iade hakkından yararlanamıyor. İş güvencesinden faydalanmak için işçinin çalıştığı işyerinde en az 30 işçi ve üzeri çalışanın bulunması şartı aranıyor. Bu sayının altında işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışan işçiler, iş güvencesi kapsamı dışında bulunuyor.
 
KARAR BİLGİLERİ
Kararı veren daire başkanlığı:
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Karar bilgileri: 2014/24117 E., 2014/36906 K.
Yasal dayanağı: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde; “30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır” şeklinde yer alan hükümler.
 
YARGITAY KARARI
İş güvencesi şartlarından, özellikle işyerinin iş güvencesi kapsamına girmesini gerektiren 30 işçi ve üzeri çalışanın belirlenmesinde esas alınan kriterler büyük önem taşıyor. İş Kanunu’nda yeterli bir açıklık olmadığından uygulamada Yargıtay kararları yol gösterici oluyor. Buna göre inceleme konusu Yargıtay kararında; anılan kanun maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih bildiriminin yapıldığı tarihte, işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalıştırılması gerektiği, işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısının, bu işyerlerinde çalışan işçi sayısına göre belirleneceği hususu vurgulanmıştır. Akabinde 30 işçinin belirlenmesinde esas alınacak kıstaslarla ilgili aynen şu değerlendirme yapılmıştır: “30 işçi sayısının belirlenmesinde belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışanlar arasında bir ayırım yapılamaz. Fesih bildiriminin yapıldığı tarihte 30 işçi sayısının tespitinde göz önünde bulundurulacak işçinin iş sözleşmesinin devam etmekte olması yeterli olup, ayrıca fiilen çalışıyor olması gerekmemektedir. Ancak hastalık, iş kazası, gebelik ya da normal izin ve benzeri nedenlerle ayrılan işçi yerine bu süre için ikame işçi temin edilmiş ise 30 işçi sayısında ikame edilen işçi dikkate alınmayacaktır. Konumu itibarıyla güvence kapsamı içerisinde olmayan işveren vekillerinin ve yardımcılarının da işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Dairemizin uygulaması bu yöndedir.
 
(24.03.2008 gün ve 2007/27699 Esas, 2008/6006 Karar sayılı ilamımız).”
 
ALT İŞVEREN ÇALIŞANLARI
Yargıtay kararında, feshe ilişkin de şu esaslara yer verilmiştir: “Fesih bildirim tarihinden önce iş sözleşmesi feshedilen, bu nedenle feshin geçersizliği davası açıp, lehine feshin geçersizliğine karar verilen işçinin, işverene işe başlatılması için başvurusu halinde, adı geçen işçinin de 30 işçi sayısında değerlendirilmesi gerekir. Böyle bir durumda feshin geçersizliğine ilişkin dava sonuçlanmamış ise bekletici mesele yapılarak sonucu beklenmelidir. İş Kanunu kapsamı dışında kalan ve işçi sıfatını taşımayan çırak, stajyer ve meslek öğrenimi gören öğrencilerle süreksiz işlerde çalışanlar, keza işyerinde ödünç (geçici) iş ilişkisi ile çalıştırılanlar ile alt işveren işçileri o işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde hesaba katılmazlar. Alt işverenin işçileri 30 işçi kıstasının belirlenmesinde dikkate alınmazlar; fakat, iş güvencesi hükümlerinden kaçmak amacıyla işçilerin bir kısmının muvazaalı olarak taşeron işçisi olarak gösterilmesi halinde, bu işçilerin de işçi sayısına dahil edilmesi gerekir.”
 
HEM İŞÇİ HEM İŞVEREN LEHİNE
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararında; işçinin çalıştığı işyerinin iş güvencesi kapsamında olması için 30 işçi sayısının tespitinde, Yargıtay kararlarındaki esaslar dikkate alınarak hareket edilmesi, hem işçi hem işverenin lehinedir. Aksi takdirde gereksiz yargılama ve sonuçları nedeniyle hem işçi hem işverenin maliyetlere katlanması söz konusu olabilecek.

İTOHaber | İsa KARAKAŞ