İşsizlikte mayıs ayında görünen tablo şöyleydi: İşsizlik oranı adeta yüzde 8’e oturmuştu ve çok küçük oynamalar gösteriyordu, yön de uzun süredir aşağı doğruydu. Bu köşede mayıs ayının işsizlik oranının yüzde 8,2 olarak (haziran verisiyle birlikte yüzde 8,1’e revize edildi) açıklanmasından sonra şöyle bir benzetme yapmıştım:
“Türkiye’nin gerçek işsizlik oranı, sihirli aynanın karşısına geçip Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’in kötü karakterli kraliçesinin güzelliğini tescil ettirmeye çalışması gibi ‘Ayna ayna söyle bize işsizlik oranımız yüzde 8, değil mi’ diye sorsa başlangıçta alacağı yanıt aynı masaldaki gibi muhtemelen ‘Evet’ olurdu.”
Ama aynı soru şimdi sorulsa ve aynı yanıt alınsa o kötü kalpli kraliçe “Ne 8’i, artık işsizlik oranımız yüzde 7’lere düştü” diye haykırırdı!
Ama ya gerçek; ne 7, ne 8! Gerçek işsizliği gösteren oran çok daha yukarılarda ve grafiklerde…
Oysa görünen işsizlikte olumlu anlamda rekor kırıldı.
TÜİK dün haziran ayının işgücü verilerini açıkladı ve mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 7,6 ile 2005’in ocak ayından bu yana olan dönemin en düşük düzeyine indi.
Ocak 2005’ten haziran 2026’ya… Tam 21 yıl 6 ay… Bir başka ifadeyle 258 ay.
Demek ki Türkiye ekonomisi 2005’ten bu yana geçen bunca yılın istihdam yaratma ve işsizliği düşürme yönüyle en iyi dönemini yaşıyor!
Son bir yılda ne olmuş?
İşgücü istatistiklerine ilişkin başlıca göstergelerin son bir yıldaki seyrine bakalım…
- 2025’in haziranından bu yılın haziranına 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus 610 bin kişi artmış.
- Nüfus 610 bin kişi artmış ama daha fazla kişi işgücünden çıkmış, işgücüne dahil olmayanların sayısındaki artış 823 bini bulmuş.
- Böyle olunca işgücünde 213 bin kişilik bir azalma kaydedilmiş.
- İstihdam edilenlerin sayısında ise 181 bin kişilik artış olmuş.
- İşsiz sayısı da 393 bin kişi azalmış.
Sonuçta olan biten şu:
“Nüfus artıyor ama çalışmak isteyenler azalıyor, öte yandan istihdam artıyor, dolayısıyla işsiz sayısı geriliyor ve işsizlik oranı adeta dip yapıyor.”
İşsiz sayısı da çok düşük
Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı 2005’in başından bu yana olan dönemin en düşük düzeyine geriledi, bunu belirttim.
İşsiz sayısında da çok düşük bir düzeye inildi.
Bu yılın haziranındaki işsiz sayısı 2 milyon 688 bin kişi.
Bu sayı 2014’ün şubat ayındaki 2 milyon 676 binden sonraki en düşük düzeye işaret ediyor.
On iki yıl öncesi, 2014’ün şubatı… O dönemde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus 56-57 milyon, şimdi 67 milyon. Ama işsiz sayısı o dönemle neredeyse aynı. Nüfus 10 milyon artmış ama bu artış işsiz sayısına hiç yansımamış.
“İş aramıyorsan işsiz değilsin!”
İşsizliğin görünürde böylesine olumlu seyretmesinin altında yatan en büyük etken hiç kuşku yok ki işsizlik tanımında ve o tanımda yer alan dört hafta ölçüsünde yatıyor:
“Referans haftasında istihdamda olmayan, son dört hafta içinde aktif olarak iş arayan, iş bulduğu takdirde iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler.”
Yalnızca bu tanıma uyanlar işsiz sayılıyor.
İş aramış aramış bir türlü bulamamış ve iş aramanın bile maliyetini karşılayamayıp kaderine razı olmuş milyonlar var. Son dört haftada iş aramadıkları için artık onlar işsiz sayılmıyor.
Gerçek işsizlikte durum ne?
Görünen işsizlik gayet iyi gidiyor, hatta iyi tanımlaması zayıf bile kalır, şahane gidiyor.
Peki ya gerçek işsizliği gösteren atıl işgücünde durum ne?
Her ne kadar haziranda önceki dönemlere göre atıl işgücünde de bir miktar iyileşme varsa da, uzun dönemli bakıldığında bu göstergenin çok olumsuz seyrettiği ortada.
İş aramaktan vazgeçenlerin etkisiyle görünen işsizlik oranının aşağı gitmesi tabii ki sorunun hafiflediği anlamına gelmiyor. Önemli olan atıl işgücü oranı ve bu oranla görünen işsizlik arasındaki makas.
Bu makas toplamda 21,2 puan. Erkeklerde fark 17,2 puana düşüyor. Ancak kadınlarda atıl işgücü oranı ile görünen işsizlik oranı arasında tam 27,6 puanlık bir fark var.
Nedir bu atıl işgücü?
Atıl işgücü hesaplanırken önce işsizlik oranı alınıyor, sonra bu orana zamana bağlı eksik istihdam oranı ekleniyor. Zamana bağlı eksik istihdamı TÜİK şöyle açıklıyor:
“İstihdamda olan ve 40 saatten daha az süre çalışıp daha fazla gelir elde etmek amacıyla daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu durumda daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişiler.”
Yani bu kişiler çalışıyor ama işinden memnun değil, daha uzun süre çalışabilecek durumda ve o yüzden aslında iş arıyor. Dolayısıyla bu kişileri bir başka bakış açısıyla işsiz saymak gerekiyor.
Bir de potansiyel işgücü var. Bu tanıma girenler de görünen işsizlik oranı ve zamana bağlı eksik istihdamın bütünleşik oranına ekleniyor.
Potansiyel işgücü de şu gruplardan oluşuyor:
- İşbaşı yapabilecek durumda olduğu halde iş bulacağına inanmadığı için iş aramayanlar.
- Çeşitli nedenlerle iş aramayan, ancak iki hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenler.
- Son dört hafta içinde en az bir iş arama kanalını kullanan fakat iki hafta içinde işbaşı yapamayacak durumda olanlar.
Alaattin Aktaş-Ekonomim