Konkordatonun temel amacı, mali sıkıntı yaşayan ancak faaliyetlerini sürdürebilecek durumdaki işletmeye belirli bir süre koruma sağlamaktır. Bu nedenle mahkemenin geçici mühlet kararı vermesiyle birlikte şirket hakkında önemli bir hukuki koruma başlar.

Bu korumanın en önemli sonucu, icra takiplerinin durmasıdır.

Kural olarak konkordato mühleti devam ettiği sürece şirket hakkında yeni bir icra takibi başlatılamaz; daha önce başlamış takipler ise durur. Üstelik bu durum yalnızca konkordato başvurusundan önce doğmuş borçlar açısından geçerli değildir. Mühlet döneminde doğan alacaklarda da kural aynıdır.

Örneğin konkordato ilan eden bir işletmenin kira borcunu ödememesi veya mühlet içerisinde başka bir şirketten mal ya da hizmet satın alıp bedelini ödememesi, alacaklıya otomatik olarak icra takibi başlatma hakkı vermez.

Ancak konkordato, borçlu şirketin bütün borçlarını ödemeden faaliyet göstermeye devam edebileceği sınırsız bir koruma alanı da değildir.

Her alacak aynı durumda değil

Kanun bazı alacaklara farklı bir statü tanımaktadır. Rehinle güvence altına alınmış alacaklar, bazı işçi alacakları ve nafaka gibi özel olarak korunan alacaklar bakımından farklı kurallar uygulanabilir.

Bunun yanında konkordato sürecinde şirketin faaliyetini sürdürebilmesi için yaptığı yeni işlemler de önemlidir.

Çünkü konkordato ilan eden bir işletmenin kapısına kilit vurulmaz. Otel müşteri kabul etmeye, fabrika üretmeye, restoran hizmet vermeye devam edebilir. Bunun için de mal almak, hizmet satın almak, kira ilişkisini sürdürmek veya yeni ticari yükümlülükler altına girmek zorunda kalabilir.

İşte bu noktada konkordato komiserinin rolü önem kazanır.

Uygulamada zaman zaman “Komiserden izin alıp icra takibi yapabilir miyim?” sorusuyla karşılaşıyoruz. Burada önemli bir yanlış anlaşılma var. Komiserin görevi alacaklıya kendi alacağını takip etmesi için izin vermek değildir. Komiserin izni, esas olarak konkordato sürecindeki şirketin belirli işlemleri yapabilmesi ve yeni yükümlülükler altına girebilmesi bakımından önem taşır.

İcra takibinin yasaklanmış olması, alacaklının bütün hukuki haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Alacağın niteliğine göre dava açılması, gerekli şartlar bulunuyorsa koruyucu hukuki tedbirlerin talep edilmesi ve konkordato dosyasında alacağın zamanında bildirilmesi mümkündür.

Bu nedenle konkordato ilan eden bir şirketten alacağı bulunan kişinin yapacağı en büyük hata, “Nasıl olsa icra takibi yapamıyorum” diyerek hiçbir işlem yapmadan konkordatonun sonucunu beklemek olabilir.

Çünkü konkordato yalnızca borçluyu koruyan bir sistem değildir. Aynı zamanda alacaklıların da haklarını belirli süreler ve usuller içerisinde takip etmelerini gerektiren bir süreçtir.

Sonuç olarak; konkordato ilan eden bir şirkete karşı kural olarak mühlet boyunca icra takibi yapılamaz. Ancak her alacağın hukuki durumu aynı değildir. Alacağın ne zaman ve nasıl doğduğu, teminatlı olup olmadığı ve konkordato sürecinde yapılan yeni bir işlemden kaynaklanıp kaynaklanmadığı izlenecek yolu değiştirebilir.

Bu nedenle konkordato ilan eden bir şirketten alacağı bulunan kişinin sorması gereken soru yalnızca “İcra takibi yapabilir miyim?” değil, “Bu süreçte alacağımı nasıl koruyabilirim?” olmalıdır.

Ekonomim.com | Av. Ege Demiralp