İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Kötünün Yükselişi” başlıklı yazısında ekonomideki temel kavramlarından biri olan Gresham Yasası'nın toplumsal hayata yönelik etkilerini değerlendirdi.

Eğilmez, geçmişte "kötü paranın iyi parayı piyasadan kovması" şeklinde tanımlanan mekanizmanın günümüzde bilgi, liyakat ve dürüstlük gibi değerler açısından da geçerli hale geldiğini savunarak, niteliksiz görünümün arttığı ortamlarda kaliteli olanın geri plana itildiğine dikkat çekti. Eğilmez'e göre, toplumların gerçek zenginliği yalnızca ekonomik büyüklükleriyle değil, iyi olanı kamusal alanda görünür ve değerli kılabilme kapasitesiyle ölçülüyor.

İşte Eğilmez’in değerlendirmesi:

“Kötü paranın iyi parayı piyasa dışına itmesi eski çağlardan beri bilinen bir olgudur. Bu olguyu tanımlayarak ekonomik bir yasa haline getiren kişi, 16’ncı yüzyılda İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth'in mali danışmanı olan Sir Thomas Gresham'dır. Gresham, nominal (yazılı) değeri aynı olan iki paradan, maden değeri daha yüksek olanın dolaşımdan çekildiğini gözlemledikten sonra, kendi adıyla anılan yasayı ortaya koymuştur.

Her ikisi de 1 lira değerinde iki madeni para düşünelim. Biri altından, diğeri gümüşten yapılmış olsun. Devlet her ikisine de aynı nominal değeri vermiş olsa bile insanlar daha değerli olan altın parayı harcamak istemez; onu saklar, biriktirir ya da eritip satar. Günlük alışverişlerde ise daha az değerli olan gümüş para kullanılır. Sonuçta altın para dolaşımdan çekilir ve piyasada yalnızca gümüş para kalır. Gresham Yasası'nın anlattığı mekanizma budur: Kötü para iyi parayı piyasadan kovar.

“İnsanlar yerel para birimlerinden uzaklaşabiliyor”

Günümüzde bunun tersinin yaşandığı görülüyor. İnsanlar değerini koruyacağına inandıkları rezerv paralara yönelirken, yerel para birimlerinden uzaklaşabiliyor. Buna dolarizasyon deniyor. Bu nedenle bazı iktisatçılar belirli koşullarda artık "iyi paranın kötü parayı piyasadan kovduğunu" ileri sürüyor. Para piyasalarında etkisi tartışmalı hale gelse de Gresham Yasası, insan davranışlarının belirlediği sosyal alanlarda giderek geçerli hale geliyor.

Sosyal medyada görülüyor

Düşük değerdeki paranın daha değerli olan parayı dolaşımdan itmesinde olduğu gibi toplumsal yaşamda da niteliksiz olan çoğu zaman nitelikli olanı geri plana itebiliyor. Bilginin yerini sloganların, emeğin yerini gösterişin, liyakatin yerini sadakatin aldığı ortamlarda Gresham Yasası adeta sosyal bir yasaya dönüşebiliyor.

Bunun örneklerini sosyal medyada her gün görmek mümkün. Uzun araştırmaların ürünü olan bir makale birkaç yüz kişiye ulaşırken, doğruluğu tartışmalı sansasyonel bir paylaşım milyonlarca kişiye erişebiliyor. Gürültü çoğu zaman sesi bastırıyor, gösteri içeriğin önüne geçiyor. Çünkü niteliksiz olanın yayılması için gereken çaba, nitelikli olanın üretilmesi için gereken çabadan çok daha düşük.

İş hayatında performans yerine sadakatin ödüllendirilmesi

Benzer durum kurumlarda da ortaya çıkıyor. Liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin ödüllendirildiği yapılarda başarılı insanlar zamanla sistemin dışına itiliyor. Akademide bilimsel üretimden çok görünürlüğün değer kazandığı ortamlarda nitelikli araştırmacılar geri çekiliyor. İş hayatında performans yerine sadakatin ödüllendirildiği yerlerde ise vasatlık istisna olmaktan çıkıp kural haline geliyor.

Kuralların zayıfladığı ve hesap verilebilirliğin azaldığı ortamlarda bu süreç hızlanıyor. Vasatlık kendi benzerlerini çoğaltırken, nitelikli insanlar ya sistemin dışına itiliyor ya da sessiz kalmayı tercih ediyor. Sonuçta iyi olan ortadan kaybolmuyor; tıpkı eski altın paralar gibi dolaşımdan çekiliyor. Değerini koruyor, ancak görünürlüğünü kaybediyor.

Gerçek zenginlik, servette değil

İlerlemek isteyen toplumların önündeki temel sorun yalnızca ekonomik istikrarı sağlamak değildir. Onun yanında iyi olanın görünür, değerli ve ödüllendirilebilir olduğu kurumlar yaratabilmektir. Ekonomide güvenilir para nasıl dolaşımı ve güveni sağlıyorsa, sosyal yaşamda da liyakat, dürüstlük ve bilgi ancak desteklendikleri ölçüde kamusal alanda varlık gösterebilir.

Bir toplumun gerçek zenginliği yalnızca ürettiği servette değil, iyi olanı dolaşımda tutabilme kapasitesinde ölçülür. Altının kasalara çekildiği bir ekonomi nasıl yoksullaşırsa, liyakatin, bilginin ve dürüstlüğün görünmez hale geldiği toplumlar da aynı şekilde güç kaybeder.”

Ekonomim