Gazetemizin 29 Temmuz günlü nüshasında yayımlanan yazısında TÜRMOB Genel Başkanı Hüseyin Yıldız, mesleki faaliyet ile cezai sorumluluk arasındaki sınırların belirsizliğinden yakınarak, meslek mensuplarının denetimini yaptığı yahut beyanname imzalama veya tasdik hizmeti verdiği bir şirketin veya mükellefin çeşitli sebeplerle suç isnadı ile karşılaştığı durumlarda mali konularla ilişkilendirilerek meslek mensubunun da zan altında kalıp kalmayacağı noktasındaki tereddütlerini dile getirmekte ve bu konudaki sınırların belirlenmesi gereğinden söz etmektedir.

Ben de bunun üzerine çeşitli mesleklerin mensuplarına sağlanan koruma kalkanlarını inceleyerek, 3568 sayılı Kanun’dan aldıkları sıfatlarla mesleki faaliyetlerini sürdürenlerle karşılaştırayım istedim.

Doktorlar ve diş hekimleri

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 18. maddesi ile kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları hakkında, mesleki uygulamaları (malpraktis) nedeniyle ceza soruşturması açılması konusunda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış, soruşturma izninin Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan “Mesleki Sorumluluk Kurulu” tarafından verileceği belirtilmiştir. Bu kurul, tıbbi hata (malpraktis) iddialarını ön inceleme ile değerlendirerek soruşturma izni vermekte veya izin talebini reddetmektedir. Devlet üniversitelerinde görev yapan akademik kadrodaki hekimler ve diş hekimleri için 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesi kapsamındaki soruşturma usulleri geçerlidir (Rektörlük iznine tabidir).

Avukatlar

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesine göre; “Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâli dışında avukatın üzeri aranamaz.”

Görüldüğü gibi, avukatların avukatlık görevinden veya baro organlarındaki görevlerinden doğan ya da görev sırasında işledikleri suçlar için soruşturma yapılması Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün izni olmadıkça avukatlar hakkında, görevleri ile bağlantılı olarak işledikleri suçlar dolayısıyla ceza davası açılamaz. Kanunun 59. maddesine göre, Genel Müdürlüğün incelemesi sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir. Cumhuriyet savcısı beş gün içinde iddianamesini düzenleyerek dosyayı, son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. Soruşturma açılıp açılmayacağına ağır ceza mahkemesi karar verir. Mahkemenin son soruşturmanın açılmasına karar vermesi hâlinde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine gönderilir ve yargılama burada yapılır.

Noterler

1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 153. maddesine göre noterlerin, görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı kovuşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır. Anılan Kanunun 154. maddesine göre, adalet müfettişleri veya mahallî Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen dosya, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir. Cumhuriyet savcısı beş gün içinde iddianamesini düzenleyerek dosyayı, son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. Ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonunda ilgili noter hakkında son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi hâlinde dosya, bu kez suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine gönderilir ve yargılama burada yapılır.

YMM VE SMMM’ler

YMM’ler ve SMMM’lerin sorumluluğu ile ilgili düzenlemeler VUK mükerrer 227. maddede ve 3568 sayılı Kanunun 12. maddesinde yer almıştır. Ancak bu maddeler, meslek mensuplarının vergi idaresine karşı müteselsil sorumluluk hâllerini konu almasına rağmen, meslek mensuplarının meslekleri ile ilgili olarak işleyeceği veya işlediği iddia olunacak suçlar ile bu konuda kendileriyle ilgili yapılacak suç duyurularına ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Oysa ağırlıklı olarak gri alanları bol, yoruma mütehammil ve/veya ihtilaf konuları içeren düzenlemelerle dolu vergi mevzuatını esas alarak çalışan bu meslek mensupları hakkında da büyük çoğunluğu vergi müfettişleri tarafından olmakla birlikte, az da olsa müşterileri veya üçüncü şahıslar tarafından yapılan suç duyuruları söz konusudur. Özellikle vergi müfettişleri tarafından hazırlanan vergi suçu raporlarında değerlendirme veya delil standartları olmadığı gibi, bu konuda Rapor Değerlendirme Komisyonlarının da yeterli güvenceyi oluşturmadığı görülmektedir. Bence diğer meslekler için oluşturulmuş koruma kalkanlarının YMM’ler ve SMMM’ler için de ihdas edilmesinde, meslek mensupları için ceza yargılaması açısından Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde oluşturulacak bir değerlendirme komisyonunun izni koşulunun getirilmesinde yarar vardır.

Kaynak: Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ