İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle dövize olan talebi azaltmaya yönelik bir çok mevzuat değişiklikleri yapılmış / yapılmakta / yapılmaya devam edecektir.

1.   GİRİŞ
İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle dövize olan talebi azaltmaya yönelik bir çok mevzuat değişiklikleri yapılmış / yapılmakta / yapılmaya devam edecektir. Gerek döviz cinsinden sözleşmeler gerekse ihracat bedellerinin yurda getirilmelerine yönelik düzenlemeler gerekse Ser- maye Hareketleri Genelgesinde yapılan değişiklikler bu bağlamda en çok konuşulan tartışma konusu yapılıp üze- rinde görüşler oluşturulan konuların ilk sırasında gelmek- tedir. Çalışmamızda amacımız; TPKKHK 32 sayılı1 karar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Serma- ye Hareketleri Genelgesini bütünüyle ele almak olmayıp çalışma konu başlığımızla sınırlı olmak üzere; Ülkemiz ekonomik yaşamında çok sık uygulama alanı olan orta- ğın şirkete borç verme uygulamasını; TCMB tarafından yayınlanan Sermaye Hareketleri Genelgesi kapsamında değerlendirmektir. Ortağın şirkete döviz cinsinden borç

1 11.08.1989 tarih ve 20249 sayılı Resmi Gazete ’de yayınlan- mıştır.

Bilgilendirme Not: TPKKH 32 sayılı kararda son yıllarda çok uygulama değişikliği yapılmıştır. Bu ve benzeri değişikliklerle ilgili daha fazla bilgiye www.turmob.org.tr sitesinden erişebilir- siniz.

verme işlemine getirilen kısıtlamaları ya da yasaklama- ya yönelik düzenlemeleri meslek kamuoyunun dikkatine sunmak, konuyu meslek kamuoyunda tartışıp görüş ve uygulama birlikteliğine katkı sunmaktır. Çalışmamızın çerçevesini yukarıda açıkladığımız üzere belirtmemizin bir çok nedeni olabileceği gibi bir çok eleştiri konusu da yapılabilir. Belirtmeliyiz ki ortağın şirkete döviz cinsinden borç verme işlemi değerleme konusu yapılabilir mi? Kur, oluşan kur farkları vergi matrahının oluşumunda gider / maliyet unsuru olarak dikkate alınabilir mi? Finansman gider kısıtlaması uygulama çerçevesinde nasıl değerlen- dirmek gerekir? Bu ve benzeri sorular başlı başına bir veya birden fazla çalışmanın konusu olabilir. Bu nedenle burada konumuzun sınırlarının, TCMB Sermaye Hare- ketleri Genelgesinde yapılan düzenlemeler olduğunu, ortağın şirkete döviz cinsinden borç verme kısıtlamasını sadece genelge değişikliği üzerinden incelemenin oluş- turduğunu tekraren belirtmek isteriz.
 

2. DÖVİZLE BORÇ VERME İŞLEMLERİNDE DÜZENLEME

Ortağın şirkete borç para verme işlemi kural olarak or- tağın şirkete şahsi varlığından kredi verme / kredi açma işlemidir. Bunun döviz cinsinden olması kredi açma işlemin niteliğini değiştirmez.

Türkiye’de yerleşik kişilerin döviz cinsinden kredi verme işlemi Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda düzenlendiği üzere bankalar ve finansal kuruluşlar tarafından yerine getirilir. Diğer bir ifade ile 32 sa- yılı Kararda yer aldığı şekliyle bankalar ve finansal kuru- luşların döviz kredisi kullandırması mümkündür.

32 sayılı Karar’ın halen geçerli -değişiklikleri havi- Dövi- ze ilişkin işlemler başlıklı 6 maddesine göre;

“1. (…) Merkez Bankası, bankalar ve Bakanlıkça uygun görülecek diğer kuruluşlar tarafından yapılır. Merkez Bankası kendi işlemlerinde kullanacağı konvertibl döviz- leri belirler.

2.  (2009/14764 sayılı Karar ile yürürlükten kaldırıldı.)

3.  PTT, yetkili müesseseler ve İstanbul Altın Borsası bün- yesindeki piyasalarda Borsa ile ilgili mevzuat kapsamın- da olmak üzere kıymetli maden aracı kuruluşları efektif alım satımı yapabilirler.

5. Aracı kurumlar sadece sermaye piyasası faaliyetle- rinin gerçekleştirilmesiyle sınırlı olmak kaydıyla sadece hesap sahibi müşterileri ile döviz alım satımı yapabilirler.

6. Bankalar, PTT, yetkili müesseseler, kıymetli maden aracı kuruluşları ve aracı kurumlar döviz mevcutlarını, Bakanlıkça belirlenecek oran ve esaslar çerçevesinde Merkez Bankasına devrederler.

7.  Bankalar dövize ve kıymetli madenlere dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmesi yapabilirler.

8.  Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş aracı kuruluşlarca, dövize ve kıymetli madene dayalı va- deli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil sermaye piyasa- sı mevzuatına göre düzenlenmiş her türlü türev araçların alım satımı, Sermaye Piyasası mevzuatı çerçevesinde teşkilatlanmış borsalarda yapılır.

9.  Döviz transferinin bankalardan yapılması kaydıyla yurt dışından vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil her türlü türev araçlarının alım satımı Sermaye Piyasası Ku- rulu tarafından yetkilendirilmiş yurt içinde veya yurt dışın- da bulunan aracı kuruluşlar aracılığıyla yapılır.

10. Vadeli döviz alım satımına ilişkin düzenlemeleri yap- maya Merkez Bankası yetkilidir.

11. Merkez Bankası bünyesinde bulunan döviz ve efektif piyasalarının kuruluş, katılım ve işlem esasları Bankaca belirlenir.” şeklinde düzenleme yapılarak belirlenmiştir.

Aynı düzenlemede “Kişisel sermaye hareketleri “ ile ilgili olarak, “Türkiye’de ve dışarıda yerleşik gerçek kişi- lerin, bankalar aracılığıyla kişisel sermaye hareketlerine ilişkin yurt dışından yurt içine ve yurt içinden yurt dışına yapacakları transferler serbesttir. Kişisel sermaye hare- ketlerinin kapsamı Bakanlıkça belirlenir. ” (md.14)

Düzenlemenin Yurt Dışından Temin Edilen Krediler başlıklı 17. maddesinde ise özetle aşağıdaki açıklamalar yer almıştır.

“a) Türkiye›de yerleşik kişilerin yurt dışından kredi temin etmeleri, bu kredileri bankalar aracılığıyla kullanmala-   rı kaydıyla serbesttir. Ancak prefinansman kredilerinin vadesi Bakanlık tarafından belirlenir. Büyükşehir bele- diyeleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sair yerel yönetim kuruluşlarının, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı kurumlarının, sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait kuruluşların, vakıf üniversitelerinin, fonların, özel ve özerk bütçeli kamu kuruluşları ile idari özerkli- ğe sahip kamu kuruluşu niteliğindeki kurumların, yatı- rım ve kalkınma bankalarının (Hazine garantisi altında), yap-işlet-devret, yap-işlet ve işletme hakkı devri ve ben- zeri finansman modelleri çerçevesinde gerçekleştirilmesi öngörülen projeler tahtında ödeme yükümlülükleri ga- ranti edilen kuruluşların yurt dışından sağladığı ithalat- ta vadeli ödeme şekilleri dışındaki bir yıldan (365 gün) uzun vadeli kredilere ilişkin anlaşmaların kredi borçlusu tarafından anlaşma tarihinden itibaren 30 gün içinde Dış

Finansman Numarası (DFN) alınmasını teminen Bakan- lığa gönderilmesi zorunludur.

T.C. Hükümeti adına Hazine tarafından borçlu sıfatı ile, yabancı ülkeler, ülkelerce oluşturulan birlikler, uluslarara- sı ve bölgesel kuruluşlar, uluslararası sermaye ve finans- man piyasalarında faaliyet gösteren yatırım bankaları da dahil olmak üzere bankalar, tedarikçi veya alıcı kredisi sağlayan kuruluşlar ve firmalarla  yapılan  anlaşmala-  ra göre sağlanarak, genel ve katma bütçeli kuruluşlara tahsis edilen, genel ve katma bütçe dışındaki kurum ve kuruluşlara ise devir ve ikraz anlaşmaları aracılığıyla kul- landırılan dış finansman imkanları ile yukarıda sözü edi- len kredilerden yapılan kullanımların takibine ilişkin esas ve usuller Bakanlık tarafından belirlenir. İkinci ve üçüncü paragrafta belirtilen kamu kurum ve kuruluşları dışındaki Türkiye’de yerleşik kişilerce yurt dışından temin edilen bir yıldan (365 gün) uzun vadeli kredilerle,

Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladığı bir yıldan kısa vadeli kredilerin takibi ile ilgili usul ve esas- lar Merkez Bankasınca belirlenir. Söz konusu kredilere

ait ana para geri ödemeleri ile faiz ve diğer ödemelerin transferleri bankalar aracılığıyla yapılır.

b)    Türkiye'de yerleşik kişiler aşağıda belirtilen şekillerde döviz kredisi açabilirler.

i)  İthalat ve ihracat rejimlerine göre açılacak emtia kredi- leri, Bankaların;

ii)   İhracatın, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetlerin finansmanı için Türkiye’de yerle- şik kişilere açacakları döviz kredileri,

iii)  Yatırım teşvik belgesi kapsamında dış kredi almaları öngörülen Türkiye’de yerleşik kişilere açacakları döviz kredileri ile yatırım mallarının finansmanı için açacakları döviz kredileri,

iv)  Yurt dışında iş yapan Türk müteşebbislerine, ulusla- rarası yurtiçi ihalelerle ilgili işleri veya Savunma Sanayii Müsteşarlığınca onaylanan savunma sanayii projeleri- ni üstlenen Türkiye’de yerleşik kişilere açacakları döviz kredileri,

v)  Türkiye’de yerleşik kişilere kullandıracakları ortalama vadesi bir yıldan uzun olan, 5 milyon ABD Doları ve üze- rindeki döviz kredileri,

vi)   Teminat olarak alacakları Türkiye’deki şubelerinde bulundurulan döviz ve/veya Ekonomik İşbirliği ve Kalkın- ma Teşkilatına (OECD) üye ülkelerin merkezi yönetimleri ile merkez bankalarınca ya da bunların kefaletiyle ihraç edilen yabancı para menkul kıymet tutarını geçmemek üzere Türkiye’de yerleşik kişilere ticari ve mesleki amaçlı kullandıracakları döviz kredileri,

vii)  Bakanlıkça belirlenecek esaslar dahilinde Türkiye’de yerleşik kişilere açacakları döviz kredileri.

c)   Bankalar ile Bakanlıkça belirlenecek diğer kişiler tara- fından yurt dışında yerleşik kişilere döviz ve Türk Lirası kredi açılması serbesttir.

d)   Kredilerle ilgili uygulama usulleri Bakanlıkça belirlenen esaslar doğrultusunda Merkez Bankasınca tesbit edilir.

Ticaret Bakanlığının Blockchain İle Ticaret Çalışmaları Ticaret Bakanlığının Blockchain İle Ticaret Çalışmaları

e)    Bankalar, Türkiye’de yerleşik kişilere ticari veya mes- leki amaçla dövize endeksli kredi kullandırabilirler.

f) Türkiye'de yerleşik gerçek kişilerce, yukarıda belirtil- diği üzere (b) ve (e) fıkraları ve Bakanlıkça belirlenecek haller dışında, yurt içinden ve yurt dışından döviz veya dövize endeksli kredi kullanılamaz.

g) Ticari veya mesleki amaç taşıyan finansal kiralama- ya ilişkin bedeller döviz üzerinden ya da dövize endeksli olarak belirlenebilir”

Yukarıda özetle aktardığımız 17. Madde ile Yurt İçinden Temin Edilen Krediler başlıklı 18. Maddenin günümüzde yürürlükte olan şekilleri Sirkülerimize ek olarak verilmiş- tir.

Doğaldır ki kanuni düzenlemeler diğer bir ifade ile norm- lar hiyerarşisi ve normlarla oluşturulan düzenlemelere uyulmamasının yaptırımlarının olması zorunlu ve kaçınılmazdır. Bu konudaki yaptırımlar kambiyo mevzuatının kapsamında yer almaktadır.

3. TCMB SERMAYE HAREKETLERİ GENELGESİ DÜZENLEMESİ

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Ka- rar ile 28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in 16. maddesine dayanılarak hazırlanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının 2.5.2018 tarihli Sermaye Hareket- leri Genelgesi ile konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalar ya- pılmıştır. Ancak bu Genelgenin orijinal hali ile yürürlükte olduğunu söylemek mümkün değildir. Genelge’de en so- nuncusu 24 Mayıs 2022’de olmak üzere 119 değişiklik yapılmıştır. Genelge özellikle yabancı sermayeli veya ya- bancı ortaklı şirketler ile dış ticaret işlemleri olanlar başta olmak üzere dövizle işlem yapan bütün şirketleri ilgilen- dirmektedir. Ancak bu kadar önemli olmasına rağmen, söz konusu Genelge Resmi Gazete’de yayınlanmamak- ta, sadece TCMB’nın web sitesinden izlene bilmektedir.

Söz Konusu Genelgenin 38. maddesi ile kural olarak 32 sayılı Kararın 17/A maddesinin ikinci fıkrası hükmü uya- rınca, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt içinden söz konusu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde döviz kredisi kullanmalarının serbest olduğu vurgulanmakla birlikte Kambiyo mevzuatı uyarınca Türkiye’de yerleşik kişilerin ancak 32 sayılı Karar’da yer alan şekliyle bankalar ve finansal kuruluşlardan döviz kredisi temin edebilecekleri için bir firmanın başka bir firmaya döviz kredisi kullandır- masının mümkün olmadığı açıklanmıştır.

Anılan Genelgenin Resmi Gazete’de yayınlanmamış ol- masını da dikkate alarak söz konusu 38. maddenin met- ni, Sirkülerimize ek olarak verilmiştir.

Ancak dövizle borç işlemine, fon fazlası olan ile fon açığı bulunan ve aynı holding bünyesinde veya grup şirketleri arasında yapılmasına, borçlandırmanın ve takibinin Türk Lirası cinsinden yapılması kaydıyla izin verilmiş, borçlan- dırma işlemlerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kar- şılığının bu koşullarla firmanın yazılı beyanına istinaden yurt içindeki ilgili hesaplara transfer edilebileceği hükme bağlanmıştır. Ancak burada transferi yapacak olan ban- kanın, şirketlerin aynı grup içerisinde veya holding yapı- lanması kapsamında olup olmadığını denetlemesi kolay

olmakla birlikte, şirketler arası atıl fon ve fon açığını nasıl denetleyecekleri veya yetkileri belirsizliğini korumaktadır. Bu konuda kanaatimiz bankaların yazılı beyana itibar et- mekle yetinecekleri konusundadır.

Bu doğrultuda Bankalar veya finansal kuruluşlara, köp- rü kredi ve benzeri uygulamalarla bu kuralları ihlal edici davranışların tespiti halinde ilgili şirketleri Hazine ve Maliye Bakanlığa bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

Sermaye Hareketleri Genelgesinin Hazine Ve Maliye Bakanlığı’nın 08.02.2022 tarih ve 94005 sayılı yazısı ile değişik 38. maddesiyle, görüldüğü gibi; grup şirketleri veya holding yapılanmaları içinde dahi, borç verende fon fazlası bulunması, borç alanda fon açığı olması ve he- saplarda TL cinsinden izlenmesi koşulları ile şirketlerin birbirlerine döviz kredisi ile kullandırmak suretiyle borç vermelerinin bir anlamda önüne geçilmiştir. Bu düzenle- menin gerekçesi ise anılan Genelge metninde “şirketle- rin ancak bankalar ve finansal kuruluşlardan döviz kredi- si temin edebilecekleri” şeklinde açıklanmıştır.

Öte yandan yeni bir döviz kredisi kullanmak suretiyle kre- di kullanan firmanın aynı holding bünyesinde veya grup içinde olan başka bir firmaya söz konusu krediyi aktar- ması da mümkün bulunmamaktadır. Bu husus net ola- rak yazılmamış olmakla birlikte, Bankalar veya finansal kuruluşlara köprü kredi ve benzeri uygulamalarla kredi aktarımı yapan şirketleri tespit ettiklerinde Bakanlığa bil- dirme yükümlülüğünün yüklenmiş olması bu yasağa işa- ret etmektedir.


Özetlemek gerekirse;

• Köprü kredi uygulama yasağı devam etmektedir.

•  Bankaların köprü kredi yasağına uyulmadığının tes- piti halinde Hazine ve Maliye Bakanlığına bilgi verme zorunluluğunun kapsamı genişletilerek değiştirilmiş-tir.

•  Holding ve grup şirketlerinde öngörülen borçlandırma işlemi holding veya ana şirkette fon fazlası olması ko- şuluna bağlanmıştır.

•  Fon fazlası durumu hariç yeni bir döviz kredisi kullanı- larak aktarım yapılması yasaklanmıştır.

•  Koşullar sağlanarak grup şirketlerine dövizle borç ve- rilmesi halinde tarafların bu borcu hesaplarında TL olarak izlemeleri zorunlu kılınmıştır.


4. VERGİ MEVZUATI AÇISINDAN DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Döviz uygulamalarına yönelik ülkemizde son yıllarda oldukça fazla sayılabilecek değişiklikler yapılmıştır. Bu nedenle dövizli işlem yapanların kambiyo mevzuatı ile bu mevzuat kapsamında yer alan Sermaye Hareketleri Genelgesini (ve İhracat Genelgesini) yakından izlemeleri gerekmektedir.

Ancak vergi mevzuatı açısından konuya yaklaşıldığında, Hazine ve Maliye Bakanlığınca yahut Gelir İdaresi Baş- kanlığınca konuya ilişkin her hangi açıklama yapılma- mış olduğu görülmektedir. TCMB Sermaye Hareketleri Genelgesine göre döviz cinsinden borç verilemeyecek

olmakla birlikte, koşulları oluşturularak verilirse borç ka- yıtlarda TL cinsinden izleneceği için, borç veren şirketin transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıttığı eleştirisi ile karşılaşma riski vardır. Şöyle ki; TL izlenen borca emsal faiz oranında faiz oranı uygulanması halin- de, uygulanan faiz oranıyla ulaşılan değer ile kur artması nedeniyle oluşan değer kıyaslaması yapılarak, kurdaki artışın yüksek olması halinde borç veren şirkete örtü-  lü kazanç dağıtımı eleştirisi yapılabilir. Konunun vergi mevzuatı karşısındaki durumunun açıklığa kavuşturul- ması gerekmektedir.

Borç veren kişinin döviz varlığını bir grup şirketine verme- sine, kurumun döviz tutarını TL olarak kayıtlarda izlemesi ve TL olarak geri ödemesi şekliyle müsaade edildiği gün- cel uygulamada, Dövizin TL’ye çevrilerek TL olarak kuru- ma verilmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Bu şekliy- le emsal TL faizi alınması başta transfer fiyatlandırması örtülü kazanç olmak üzere bir çok konuda eleştiri konusu olacaktır. Öte yandan kur farkı ile ödeme yapılması ha- linde ise aynı eleştiri borç alan kuruma yöneltilebilecektir. Bu durumda düzenlemeye rağmen döviz borcu verilmesi ve kayıtlarda TL tutularak kurdaki değişime göre yani kur farkı da dikkate alınarak borç verene geri verilmesi duru- munda ise düzenleme ile yapılması yasaklanan bir işlem yapılmış olacağı için gerek idarenin eleştirisi ile karşılaş- ma gerek vergi yargısında da idarenin eleştirisinin kabul görme olasılığı daha fazla olacaktır.

Mali İdarenin bu konuda bir açıklama yapmamış olması; uygulamada, kambiyo mevzuatındaki bu kurala uyulma- yarak grup içi borçlanmanın ve takibinin döviz cinsinden yapılması halinde, değerleme yapılabileceği ve oluşan kur farklarının gider olarak yazılabileceği, KDV’lerinin ise indirim konusu yapılabileceği, getirilen yasağa uymama- nın cezasının sadece Kambiyo Mevzuatında yer aldığı, bunun dışında vergisel yönden herhangi bir işlem yapıl- maması gerektiği şeklinde farklı görüşlerin de doğmuş olmasına sebebiyet vermektedir.

Bu nedenle Mali İdarenin bu konuda Genel Tebliğ, Sirkü- ler veya Özelge bazında yapacağı açıklamaların yakın- dan takip edilmesinde veya özelge talebinde bulunulma- sında yarar olduğu düşüncesindeyiz.

Sirkülerimizin Giriş bölümünde de belirttiğimiz üzere or- tağın şirkete borç para vermesi bir çok konudan değer- lendirilebilir. Konuya kurumlar vergisi, katma değer ver- gisi gibi pek çok açıdan yaklaşmak mümkündür. Ancak Çalışmamız sadece TCMB ve Kambiyo mevzuatı çerçe- vesinde oluşturulmuştur.

Aktardığımız düzenlemelere aykırı hareket halinde, kam- biyo mevzuatı açısından 5326 sayılı Kabahatler Kanu- nu’nun 15/2-2 uyarınca kredi kullanımına / kullandırımına ilişkin her bir işlem /havale işlemi dikkate alınmak sure- tiyle toplam işlem sayısı dikkate alınarak ve her bir işlem için ayrı ayrı olmak üzere 1567 sayılı Kanunun 3. madde- si uyarınca Cumhuriyet Savcılılarınca idari para cezası uygulanacaktır. (HMB. Fı̇nansal Pı̇yasalar ve Kambı̇yo Genel Müdürlüğü’nün 25.02.2021 tarihli E-86766257- 010.99/116665, tarihsiz ve E-86766257-010.05-516741

sayılı yazıları)