MEVZUAT

Örtülü sermaye düzeltmesinde son durum

Konuyla ilgili son makaleyi 8 Ekim 2025 tarihinde yazmıştım. Gelişmeler çerçevesinde konuyu yeniden özetlemek isterim.

Abone Ol

Önce konuyu hatırlatayım, sonra son durumu özetleyeyim.

Örtülü sermaye düzeltmesinde ödeme koşulu

Yasal düzenleme gereği, örtülü sermaye üzerinden hesaplanan veya ödenen faiz ve benzerleri, hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı sayılıyor, daha önce yapılan vergilendirme işlemlerinin buna göre düzeltilmesi gerekiyor.

Düzeltmenin yapılması, yine yasal düzenleme gereği, örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen verginin kesinleşmiş ve ödenmiş olması koşuluna bağlı.

Borç alan kurumun örneğin zararlı olduğu, dolayısıyla bu kurum nezdinde tarh edilen ve ödenen bir vergi olmadığı durumda, borç veren kurumda düzeltme yapılıp yapılmayacağı, bir başka ifadeyle elde edilen faizin, kâr payı olarak iştirak kazançları istisnasına konu edilip edilemeyeceği, yirmi yıldan beri tartışılıyor.

Gelir İdaresi’nin görüşü

Gelir İdaresinin görüşü farklı şekillerde anlamaya müsait. Ancak uygulaması açık denebilir. Borç verilen şirkette matrah oluşmaması nedeniyle yapılan bir tarhiyat ile kesinleşen ve ödenen bir vergi yoksa borç veren şirket tarafından da düzeltme yapılarak iştirak kazançları istisnasından yararlanılmasın kabul etmiyor.

Yargı kararları

Konuyla ilgili bugüne kadar çok sayıda yargı kararı çıktı. Daha önce yazdığım makalelerde kararları zaman zaman özetledim, üzerine yorumlar yaptım. Kısaca yeniden özetleyeyim.

Yargı kararları, uzun süre istikrar kazanmadı. 2023 ve 2024 yıllarında çıkan dört Danıştay Veri Dava Daireleri Kurul (Danıştay VDDK) Kararı, beyanname süresi içinde yapılan düzeltmelerde, ödeme koşulunun aranmayacağı yönünde oldu. Bu kararlar sonrasında ben de artık İdarenin konuyu bu çerçevede netleştirmesinde ve uygulamayı bu kararlar doğrultusunda yönlendirmesinde yarar olduğunu yazdım.

İdare görüşünü kararlar doğrultusunda değiştirmedi ancak Danıştay içtihadı değişti. Danıştay VDDK, örtülü sermaye düzeltmesinde, örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartının, hesap dönemi kapanmadan önce yapılacak düzeltme işlemleri bakımından da gerçekleşmesi gerektiği sonucuna ulaştı ve bu yönden içtihat değişikliğine karar verdi. (Danıştay VDDK’nın 05.02.2025 tarih; E:2023/398 K:2025/1 ve E:2024/774 K:2025/2 sayılı kararları.)

Bu kararlar sonrasında yazdığım makalede ben de, içtihat değişikliği kararının İçtihadı Birleştirme Kararı olmadığını, hukuken bağlayıcılığının bulunmadığını, ancak pratikte artık farklı bir karar çıkacağını zannetmediğimi, dolayısıyla düzeltme için borç alanın matrah beyan etmesini ve vergi ödemesini bekleyip geriye doğru düzeltme talebinde bulunmaktan başka yol olmadığını yazmıştım.

Son Danıştay kararları

Nihayet geçtiğimiz günlerde, borç alan kurumda vergiye tabi kazanç ortaya çıktığı ve tarh edilen verginin kesinleşerek ödendiği dönemde, borç verenin ilgili dönem beyannamesinin düzeltilip ödenen verginin iade edilmesi gerektiği yönünde, Danıştay Üçüncü Daireye ait 16 Aralık 2025 tarihli ondan fazla karar Danıştay’ın internet sitesine kondu (K:2025/5555, K:2025/5556, K:2025/5557, K:2025/5558, K:2025/5559, K:2025/5560, K:2025/5574 K:2025/5576, K:2025/5577, K:2025/5580 ve K:2025/5603 sayılı kararlar).

Kararların tam metnine Danıştay’ın sitesinden ulaşmak ve incelemek mümkün. Ben kararların gerekçelerinin kısa bir özetini yapmakla yetineyim.

- Örtülü sermaye düzenlemesi, öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizlere benzer etkilerin giderilmesine yönelik, bir vergi güvenlik müessesesidir. Bu husus gözetilerek yasal düzenlemenin; Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde çerçevesi çizilen yorum sistematiği içerisinde, öz sermayeye ilişkin faiz kısıtlamaları ve değerleme müessesesine ilişkin hükümlerle birlikte ve hükmün konuluşundaki maksadı kavrayacak biçimde yorumlanması gerekmektedir.

- Örtülü sermaye düzenlemesiyle, borç veren kurumlar için bazı koşullarda sağlanan düzeltme hakkıyla, hem mükerrer vergilendirme önlenmekte, hem de cezalandırma ile karşılaşılmadan işlemlerin düzeltilmesine olanak sağlanmaktadır.

- Örtülü sermaye niteliğindeki borcu kullanan şirketin ilgili yılda faiz giderini kanunen kabul edilmeyen gider olarak kaydetmesi, sonradan kâra geçerek kurumlar vergisi ödemesi durumunda bu gideri kendi bünyesinde vergilendirdiği anlamına geleceğinden, faiz gelirini daha önce kurumlar vergisi matrahına dahil etmiş olan borç veren nezdinde iade hakkı doğuracaktır.

- Aksi yorum, borcu kullanan şirketin ilgili yıldan sonraki yıllara aktarabileceği zararının azalması ve borç veren şirketin de matrahına dahil olması nedeniyle, aynı faiz gelirinin her iki şirket bünyesinde de vergilendirilerek mükerrer vergilendirmeye yol açacak ve yasal düzenlemenin amacına aykırı olacaktır.

Danıştay Üçüncü Dairesi, özetlediğim gerekçelerle, örtülü sermaye niteliğindeki borcu kullanan şirketin daha sonra kâra geçerek, tahakkuk eden kurumlar vergisini ödediği durumda, koşulların sağlanmasıyla birlikte kâr payı sayılacak faiz geliri için önceden ödenen kurumlar vergisinin iadesi isteminin reddi işleminde hukuka uygunluk görmemiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararlarını bozmuş.

Sonuç olarak;

Bir vergi güvenlik önlemi olan örtülü sermaye uygulamasında mükerrer vergilemenin önlenmesi için borç verende düzeltme işlemi, ya borç alanın vergi ödeyip ödemediğine bakılmaksızın, beyanname verme süresi içinde yapacağı düzenlemeye bağlı olarak aynı dönemde yapılabilir ya da borç alan kurumun vergi ödediği dönemde borç veren kurumun ilgili dönem beyannamesi düzeltilerek yapılabilir.

Birinci seçenek, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 2025 yılında verdiği içtihadı değiştirme kararları ile fiilen olanaksız hale geldi. Böylece borç verende sonradan düzeltme dışında mükerrer vergiyi önleme olanağı fiilen kalmadı. Geldiğimiz noktada, yukarıda bahsettiğim kararlarla, sonradan geriye dönük düzeltme yolunun hukuken açık olduğu görülüyor.

Yukarıda belirttiğim Danıştay Üçüncü Daire kararları, kesinleşmiş kararlar değil. Kararların tamamı bozma kararları. Şimdi bu kararların akıbetini ve Danıştay Dokuzuncu Daire kararlarını beklerken, bir taraftan da Mali İdarenin düzeltme başvuruları konusundaki tutumunu beklememiz gerekecek.