Geçici ne demek? Türk Dil Kurumu'na göre “çok sürmeyen, kısa ve belli bir süre için olan.”
Vergi mevzuatına bakınca ise durum biraz farklı.
Çünkü vergi kanunlarımızda bazı “geçici” maddeler var ki yıllardır yürürlükte. Bazılarının süresi uzatılıyor, bazılarının içeriği değiştiriliyor, bazıları yürürlükteyken arkalarına yeni geçici maddeler ekleniyor.
Hatta bazı vergi kanunlarında geçici maddelerin sayısı onlarca.
Merak ettim ve temel vergi kanunlarımıza tek tek baktım.
Ortaya ilginç bir tablo çıktı.
Kaç tane geçici maddemiz var?
Vergi Usul Kanunu’nda 38 geçici madde var. Yetmedi, bir de 13 ek geçici madde var. Yani Vergi Usul Kanunu’nda toplam 51 geçici ve ek geçici madde bulunuyor.
Gelir Vergisi Kanunu’nda 94, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda 47, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda 20, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda ise 9 geçici madde var.
Bunlarla da bitmiyor.
Emlak Vergisi Kanunu’nda 25, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nda 8, Harçlar Kanunu’nda 6, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nda 3 ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da 9 geçici madde bulunuyor.
Şimdi toplayalım.
Bu 10 temel vergi kanununda 259 geçici madde var.
Vergi Usul Kanunu’ndaki 13 ek geçici maddeyi de eklediğimizde sayı 272’ye çıkıyor.
Yanlış okumadınız: 272.
Burada bir parantez açayım. Bu sayı, bugün fiilen uygulanmakta olan 272 ayrı geçici düzenleme olduğu anlamına gelmiyor. İçlerinde mülga olmuş, uygulama süresi sona ermiş ya da işlevini tamamlamış maddeler de var.
Ben ilgili kanunların kendi bünyesindeki numaralandırılmış geçici maddeleri sayıyorum. Başka kanunların bu kanunlara işlenemeyen geçici maddelerini ise hesaba katmıyorum.
Ama zaten mesele biraz da burada.
Bir kısmı işlevini tamamlıyor, bazıları metinde kalıyor, bazılarının süresi uzatılıyor ve arkalarına yenileri ekleniyor. Böylece kanunların sonunda giderek büyüyen bir “geçici maddeler” bölümü oluşuyor.
Şampiyon Gelir Vergisi Kanunu
Listenin açık ara başında Gelir Vergisi Kanunu var. Tam 94 geçici madde.
Kanunun normal maddeleri arasında ilerlerken bir noktadan sonra sanki ikinci bir Gelir Vergisi Kanunu başlıyor: Geçici 1, Geçici 2, Geçici 3… Ve nihayet Geçici 94.
Ancak asıl ilginç olan geçici maddelerin sayısı değil, bazılarının ömrü.
Bunun en güzel örneklerinden biri Gelir Vergisi Kanunu’nun meşhur geçici 67’nci maddesi.
Geçici 67, 1 Ocak 2006 tarihinde uygulanmaya başlandı. Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen bazı gelirlerin vergilendirilmesinde bugün hâlâ son derece önemli bir düzenleme.
Aradan 20 yıl geçti.
Ama Geçici 67 hâlâ bizimle.
Üstelik 31 Aralık 2025’te sona ermesi gereken uygulama süresi beş yıl daha uzatılarak 31 Aralık 2030’a taşındı.
Yani 2006’da uygulanmaya başlayan “geçici” bir düzenleme, mevcut takvime göre 25 yıl uygulanmış olacak.
Dahası var.
Geçici 67 yürürlükteyken Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 94’e kadar geldi. Başka bir ifadeyle Geçici 67 gitmeden arkasından 27 yeni geçici madde daha geldi.
İnsan ister istemez soruyor:
Bir madde kaç yıl yürürlükte kalırsa “geçici” olmaktan çıkar?
Beş yıl mı? 10 yıl mı? 25 yıl mı?
Yoksa vergi mevzuatımızda “geçici” olmak artık süreyle ilgili bir kavram değil mi?
2009’da geldi, 2033’e kadar bizimle
Benzer bir örnek Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda var.
ÖTV Kanunu’nun Geçici 6’ncı maddesi 2009 yılında getirildi. Bugünkü düzenlemeye göre uygulama süresi 31 Aralık 2033’e kadar devam ediyor.
2009’dan 2033’e…
Yaklaşık çeyrek yüzyıl.
Elbette bir düzenlemenin çeyrek yüzyıl uygulanmasının önünde tek başına hukuki bir engel yok.
Ama o zaman şu soruyu sormak gerekiyor:
Yaklaşık çeyrek yüzyıl uygulanan bir düzenlemeye neden hâlâ “geçici madde” diyoruz?
Emlak Vergisi Kanunu da az değil
Bir başka dikkat çekici örnek Emlak Vergisi Kanunu.
1970 tarihli 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu bugün Geçici Madde 25’e ulaşmış durumda.
Buna karşılık 1959 tarihli, yani Emlak Vergisi Kanunu’ndan daha eski olan Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nda yalnızca 3 geçici madde var.
Demek ki mesele kanunun yaşı değil.
Eski bir kanunun çok sayıda geçici maddeye sahip olması kaçınılmaz değil.
Mesele biraz da kanun yapma biçimimiz.
Sonuç ve genel değerlendirme
Geçici maddelerin varlığı elbette başlı başına bir sorun değildir. Hatta hukuk tekniği bakımından çoğu zaman ihtiyaçtır. Yeni bir düzenlemeye geçilirken eski işlemlerin durumunu belirlemek, kazanılmış hakları korumak veya belirli bir döneme özgü bir rejim oluşturmak için geçici maddeler gerekli olabilir.
Vergi mevzuatımızda genellikle mevzuat değişiminde yeni düzenlemeye geçiş için bir köprü mahiyetinde olan geçici maddeler maalesef kalıcı hale gelmektedir.
Sorun da tam olarak burada başlıyor.
Gelir İdaresi Başkanlığının güncel kanun metinleri esas alınarak yapılan sayım, geçici maddelerin bazı temel vergi kanunlarında oldukça ciddi bir ağırlığa ulaştığını gösteriyor.
Gelir Vergisi Kanunu’nda geçici maddeler toplam madde yapısının yaklaşık yüzde 38’ini, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda ise yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturuyor. Başka bir ifadeyle KDV Kanunu’ndaki her 10 maddeden 4’ünden fazlası “geçici” madde niteliğinde.
Emlak Vergisi Kanunu’nda bu oran yaklaşık yüzde 32, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nda yaklaşık yüzde 29, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nda ise yaklaşık yüzde 10 düzeyinde.
Bu rakamlar tek başına “Geçici madde kullanılması yanlıştır” sonucunu doğurmaz. Ancak bazı temel vergi kanunlarında geçici maddelerin toplam madde sayısının üçte birine, hatta yüzde 40’ının üzerine ulaşması ve bazı “geçici” düzenlemelerin çeyrek yüzyıla yaklaşan sürelerle uygulanması, kanun yapma tekniği bakımından üzerinde durulması gereken bir durumdur.
Üstelik mesele yalnızca kanun sistematiği de değil.
Vergi mevzuatının sade, anlaşılabilir ve öngörülebilir olması hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri bakımından da önemlidir.
Bunu yalnızca mükellefler açısından söylemiyorum. Yıllardır vergi hukuku alanında çalışan bir akademisyen olarak ben dahi, hangi geçici maddenin hâlen uygulandığını, hangisinin süresinin uzatıldığını, hangisinin değiştirildiğini ve hangisinin artık işlevini tamamladığını zaman zaman takip etmekte zorlanıyorum.
Alanla doğrudan uğraşanların dahi güncel hukuki durumu tespit edebilmek için onlarca geçici maddeyi, değişiklikleri ve süre uzatımlarını tek tek kontrol etmek zorunda kaldığı bir mevzuatın, mükellef açısından ne kadar anlaşılabilir ve öngörülebilir olduğu ayrıca sorgulanmalıdır.
Bu nedenle vergi kanunlarımızdaki geçici maddelerin kapsamlı biçimde gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
İşlevini tamamlayanlar kanun metinlerinden ayıklanmalı. Gerçekten bir geçiş dönemine ilişkin olanlar amaçlarını tamamladıklarında sona ermeli. Yıllar içinde kalıcı bir düzenlemeye dönüşenler ise uygulanmaya devam edecekse kanunun sistematiği içinde uygun asıl maddelere taşınmalı.
Çünkü geçici madde, adı üzerinde, geçici olmalıdır.
Bugün geldiğimiz noktada sorun yalnızca 10 temel vergi kanununda 259 geçici madde, VUK’taki 13 ek geçici maddeyle birlikte 272 geçici nitelikte madde bulunması değildir.
Asıl sorun, vergi mevzuatımızda “geçiciliğin” giderek kalıcı bir kanun yapma yöntemine dönüşmesidir.
Belki de işin ironik özeti şudur:
Vergi mevzuatımızdaki en “kalıcı” şeylerden biri de “geçici” maddelerimizdir.





