Çünkü çoğu durumda doğrudan gözlemlenebilir tek bir piyasa fiyatı bulunmaz; benzersiz veya değerlemesi güç gayrimaddi varlıklarda ise güvenilir bir emsal hiç bulunmayabilir.
Bu nedenle, emsallere uygun fiyatı mümkün olduğunca güvenilir biçimde belirleyebilmek amacıyla karşılaştırılabilirlik analizleri ve işlemin niteliğini dikkate alan yöntemler geliştirilmiştir. Ancak bu arayış, transfer fiyatlandırmasını uygulamada karmaşık, bürokratik ve maliyetli hale getirebilmektedir.
OECD, 19 Şubat 2024’te Transfer Fiyatlandırması Rehberi’ne dahil ettiği Tutar B (Amount B) yaklaşımıyla bu sorunu belirli dağıtım faaliyetleri bakımından çözmeye çalışmıştır. Şubat 2026’da uygulamaya ilişkin yeni açıklamalar ile 2026 fiyatlandırma aracını yayımlayan OECD, Temmuz 2026’da Asya-Pasifik bölgesindeki maliye bakanlıkları ve vergi idarelerinden 50’den fazla yetkilinin katıldığı toplantıda Tutar B’nin uygulanmasını ele almıştır. Dolayısıyla, Tutar B’de artık uygulama süreci başlamıştır.
Türkiye Tutar B’yi kendi iç transfer fiyatlandırması sisteminde uygulamamaktadır. Ancak, başka ülkelerdeki uygulamalar Türkiye’deki ilişkili şirketler bakımından karşılık düzeltmesi ve çifte vergilendirme sorunlarını gündeme getirebileceğinden, konu Türkiye açısından da güncelliğini korumaktadır.
Basitleştirme aracı olarak Tutar B
Tutar B, belirli temel pazarlama ve dağıtım faaliyetlerinde emsallere uygunluk ilkesinin uygulanması için oluşturulmuş basitleştirilmiş ve standartlaştırılmış bir fiyatlandırma çerçevesidir. Bunun için işleme dayalı net kar marjı yöntemi (TNMM) esas alınır ve karlılık göstergesi olarak distribütörün satışları üzerinden elde ettiği kar marjı kullanılır.
Tutar B’nin farkı, bu karlılığın mükellefe özgü yeni bir dış emsal araştırmasıyla değil, OECD’nin küresel veri setinden oluşturduğu fiyatlandırma matrisi üzerinden tespit edilmesidir. Bu matris aracılığıyla sektör grubu ile işletmenin faaliyet varlık ve gider yoğunluğu gibi göstergeler dikkate alınarak satışlar üzerinden emsallere uygun sonucun yaklaşık değerini yansıtan bir faaliyet kar marjı belirlenir.
Örneğin, distribütör 2. sektör grubunda yer alıyor ve net faaliyet varlık yoğunluğu (OAS) %20 ise şirket matrisin C satırı–2. sütununda yer alır. Bu hücrede satışlar üzerinden faaliyet kar marjı %3’tür. Dolayısıyla 100 milyon TL satış yapan bir distribütör için bu oran 3 milyon TL faaliyet karına karşılık gelir. OECD bu hücre için ±0,5 yüzde puanlık aralık öngördüğünden, matrise göre kabul edilebilir satış karlılığı %2,5–%3,5 arasındadır.
Kimlere ve hangi işlemlere?
Tutar B, esas olarak çok uluslu şirket gruplarının temel pazarlama ve dağıtım faaliyetlerine yöneliktir. Kapsama girebilecek başlıca işlemler, bir distribütörün ilişkili grup şirketinden maddi mal satın alıp bunları bağımsız müşterilere toptan satması ile satış acentesi veya komisyoncunun ilişkili şirketin bu tür satışlarına katkıda bulunmasıdır. Kapsama girilip girilmediği, tarafların fiilen yerine getirdiği fonksiyonlar, kullandığı varlıklar ve üstlendiği riskler dikkate alınarak belirlenir.
Ayrıca işlemin, distribütörün faaliyetleri ve elde etmesi gereken karlılık esas alınarak güvenilir biçimde değerlendirilebilecek nitelikte olması gerekir. Maddi olmayan malların ve hizmetlerin dağıtımı ile emtianın pazarlanması, ticareti veya dağıtımı kapsam dışındadır. Tutar B’nin uygulanabilmesi için işletmenin faaliyet giderlerinin satışlara oranının da OECD kuralları çerçevesindeki sınırlar içinde kalması gerekir. Şirket dağıtımın yanında üretim veya Ar-Ge gibi başka faaliyetler yürütüyorsa, dağıtım faaliyetinin bunlardan ayrı ve güvenilir biçimde değerlendirilebilmesi gerekir; aksi halde Tutar B uygulanmaz.
Sonuç
Tutar B, bir yandan emsallere uygunluk ilkesini sistem içinde tutarken, diğer yandan ilkenin yumuşak karnını sertleştirmeye yönelik bir adımdır. Dolayısıyla, transfer fiyatlandırmasında emsal aramasının sonu gelmiş değildir. Ancak yıllardır tartışılan “hangi şirket gerçekten emsal?” sorusuna, belirli işlemler bakımından farklı bir cevap vermektedir: Her defasında yeni bir emsal seti oluşturmak yerine, OECD’nin önceden oluşturduğu standartlaştırılmış çerçeve esas alınmaktadır. Bu yönüyle Tutar B, emsallere uygunluk ilkesini terk etmeden, belirli işlemlerde mükellefe özgü emsal aramasının yerini ne ölçüde standartlaştırılmış bir fiyatlandırma mekanizmasının alabileceğini gösteren önemli bir adımdır.





