Türkiye’de­ki yatırımcının he­sabında para da hazırdır. Buna rağ­men transfer, Tür­kiye’deki banka işlemleri aşa­masında günler sürebilmekte; yatırımcı açısından ciddi bir belirsizlik ve strese yol açabil­mektedir.

Oysa, Türkiye’den yurt dışı­na kuruluş veya iştirak serma­yesi gönderilmesi hukuken ser­besttir; genel bir ön izin zorun­luluğu bulunmamaktadır. Türk Parası Kıymetini Koruma Hak­kında 32 Sayılı Karar ile Serma­ye Hareketleri Genelgesi, Tür­kiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında şirket kurmak, ortak­lığa katılmak veya şube açmak amacıyla nakdi sermayeyi ban­kalar aracılığıyla ihraç edebile­ceğini düzenlemektedir.

Banka yükümlülüklerinin nedeni ve kapsamı

Yurt dışına sermaye gönde­riminde bankaların inceleme, bilgi toplama ve bildirim yü­kümlülükleri mevcuttur. Bu yü­kümlülükler esas itibarıyla iki ayrı düzenleme alanından kay­naklanmaktadır: kambiyo mev­zuatı ile suç gelirlerinin aklan­masının ve terörizmin finans­manının önlenmesine ilişkin mevzuat.

Kambiyo mevzuatındaki te­mel düzenlemeler 1567 sayılı Kanun, 32 Sayılı Karar, 2008- 32/34 sayılı Tebliğ ve TCMB tarafından yayımlanan Serma­ye Hareketleri Genelgesi’dir. Genelge’nin 10. maddesine gö­re nakdi sermaye ihracı ban­kalar aracılığıyla gerçekleştiri­lir. Bankaların, yapılan trans­ferlere ilişkin bilgileri Genelge ekindeki “Türkiye’den Serma­ye İhracı Formu” ile ilgili ka­mu kurumlarına bildirme yü­kümlülüğü vardır. Bu nedenle, ödemenin kuruluş sermayesi, sermaye artırımı veya ortaklık payı edinimi niteliğinde olup olmadığının, gönderen ile yurt dışındaki şirket arasındaki iliş­kinin ve sermaye taahhüdünü kimin yerine getirdiğinin belir­lenmesi gerekir.

Suç gelirlerinin aklanması­nın ve terörizmin finansmanı­nın önlenmesine ilişkin temel düzenlemeler, 5549 ve 6415 sa­yılı kanunlar ile ilgili MASAK mevzuatıdır. Bankaların kim­lik tespiti, müşterinin tanın­ması ve şüpheli işlem bildirimi yükümlülükleri esas itibarıy­la 5549 sayılı Kanun’dan kay­naklanmaktadır. Bu kapsamda, banka, mevzuatta öngörülen durumlarda işlemi yapanlar ile adına veya hesabına işlem ya­pılanların kimliklerini tespit etmek, gerçek faydalanıcının belirlenmesine yönelik gerekli tedbirleri almak, işlemin amacı ve tarafları ile işlemin müşteri­nin mali profiliyle uyumu hak­kında yeterli bilgi edinmek zo­rundadır. 6415 sayılı Kanun ise, terörizmin finansmanı suçunu ve bu kapsamda malvarlığının dondurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Mal­varlığının dondurulması kara­rının kapsamına giren transfer­ler gerçekleştirilemez; mevzu­atta öngörülen bazı işlemler ise izin sürecine tabi olabilir.

Bu yükümlülükler çerçeve­sinde, yurt dışındaki şirketin kuruluş ve sicil belgeleri, esas sözleşmesi, ortaklık yapısı, ser­maye taahhüdü, yetkili organ kararı, alıcı hesap bilgileri ve temsil yetkisine ilişkin belge­ler istenebilir. İşlemin tutarı, niteliği veya müşteri profili da­ha ayrıntılı incelemeyi gerek­tiriyorsa banka ayrıca bilanço, vergi beyannamesi, kar dağıtım kararı, hesap hareketleri veya fonun kaynağını açıklayan bel­geler talep edebilir. İşleme ko­nu malvarlığının yasa dışı yol­lardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanılacağına ilişkin bilgi, şüphe ya da şüphe­yi gerektiren bir hususun bu­lunması halinde banka, MA­SAK’a şüpheli işlem bildirimin­de bulunmak zorundadır.

Öngörülemezlik sorunu

Mevzuat bankaların temel yükümlülüklerini belirlemekte, ancak her sermaye transferinde istenecek belgeleri tek ve kapa­lı bir liste halinde saymamakta­dır. Taleplerin bir kısmı kam­biyo bildiriminden, bir kısmı müşterinin tanınması ve risk değerlendirmesinden, bir kıs­mı da bankaların kendi uyum ve iç kontrol politikalarından kay­naklanmaktadır.

Bu nedenle, aynı nitelikte­ki işlemlerde farklı bankaların, hatta aynı bankanın farklı bi­rimlerinin değişik belgeler ta­lep ettikleri görülebilmektedir. Burada sorun, gerekli belgele­rin baştan tam olarak açıklan­maması, eksikliklerin tek se­ferde bildirilmemesi ve işlemin ne zaman tamamlanacağının öngörülememesidir. Gecikme, yurt dışındaki kuruluş ve tes­cil takviminin aksamasına, kur farkına, ek masrafa ve yatırım­cının iş ortakları nezdinde gü­ven kaybına yol açabilmektedir.

Sonuç

Ticaret Bakanlığı’nın Yurt Dışı Yatırım Anketi–2026 so­nuçlarına göre, Türkiye’de yer­leşik gerçek ve tüzel kişilerin 2025 yılı sonu itibarıyla 128 ül­kedeki yatırımlarında serma­ye pozisyonu 69,2 milyar dolar olarak tespit edilmiştir. Bu du­rum, konunun münferit yatı­rımcıların yanı sıra ülkenin dış yatırım kapasitesini de ilgilen­dirdiğini göstermektedir.

Hukuken serbest olan bir ya­tırımın uygulamada hızlı, stan­dart ve öngörülebilir biçimde gerçekleştirilebilmesi gerekir. Güçlü denetim ile yatırım ko­laylığı birbirinin alternatifi de­ğildir. Bankaların işlem başlan­gıcında temel belge listesini bil­dirmesi, eksiklikleri mümkün olduğunca tek seferde açıkla­ması ve öngörülebilir işlem sü­releri belirlemesi halinde, hem mali sistemin güvenliği hem de yatırımcının hukuki güvenliği birlikte korunabilir.

Kaynak: Dünya | Avukat Prof. Dr. Funda BAŞARAN YAVAŞLAR