Bugün patronların en büyük ihtiyacı, onlara sadece tavsiye veren değil, şirketin dağılmış parçalarını yeniden birbirine bağlayabilen danışmanlardır. Çünkü sorun artık tek bir alanda yaşanmıyor. Şirketlerin bazısında strateji var ama iş modeli zayıf. Bazısında güçlü bir ticari refleks var ama operasyon modeli eski alışkanlıklarla çalışıyor. Bazılarında dijital dönüşüm yatırımı yapılıyor ama performans sistemi eski mantıkla yönetiliyor. Sonuçta şirket büyüse bile zorlanıyor; ciro artsa bile marj eriyor; teknoloji yatırımı yapılsa bile etki oluşmuyor.
Parça bilen değil, bütünü kurgulayabilen danışman
Uzun yıllar boyunca danışmanlık dünyası uzmanlık derinliği üzerinden şekillendi. Strateji danışmanı stratejiye, operasyon danışmanı sürece, teknoloji danışmanı sisteme, finans danışmanı rakamlara baktı. Bunların hepsi kıymetli. Ancak patronun önündeki problem artık bu kadar ayrışmış değil. “Yeni büyüme alanım ne olsun?” sorusunun cevabı yalnızca stratejide değil. Şu sorular da masada: Bu büyüme hangi iş modeliyle para kazanacak? Hangi kabiliyetlerle yürütülecek? Mevcut organizasyon bunu taşıyacak mı? Başarı neyle ölçülecek? Yapay zekâ bu resmin neresine oturacak?
Bu nedenle patronların ihtiyaç duyduğu danışman, tek bir alanın uzmanı olmamalı. Strateji, iş modeli, kabiliyet modeli, operasyon modeli ve performans modelini birlikte okuyabilmeli. Daha da önemlisi, bu beş unsuru şirketin gerçeklerine göre hizalayabilmeli. Yeni dönemin danışmanı, moda kavram anlatan değil, kurumsal bütünlük kuran kişidir.
Beş unsurda yetkinlik neden kritik?
Strateji yönü belirler. İş modeli değerin nasıl üretileceğini ve nasıl gelir yaratılacağını tarif eder. Kabiliyet modeli, bunu mümkün kılacak insan, bilgi, teknoloji ve yönetim becerilerini tanımlar. Operasyon modeli, işin günlük hayatta hangi süreçlerle ve hangi karar akışıyla işleyeceğini gösterir. Performans modeli ise tüm yapının hangi sonuçlarla izleneceğini belirler.
Şirketlerde sorun çoğu zaman bu unsurların yokluğundan değil, uyumsuzluğundan doğar. Strateji başka yere bakar, bütçe başka şeyi ödüllendirir. İş modeli hız ister, operasyon modeli yavaşlatır. Yapay zekâ yatırımı yapılır ama kabiliyet modeli buna hazır değildir. İşte bu noktada danışmanlık, sunum üretmekten çıkar; şirket mimarisi kurma işine dönüşür.
Stratejik rezonans + yapay zekâ dönemi
Patronların aradığı yeni profil, yalnızca yapay zekâ araçlarını bilen danışman değildir. Asıl ihtiyaç, yapay zekâyı stratejik rezonansın içine yerleştirebilen danışmandır. Çünkü yapay zekâ tek başına çözüm değildir; doğru kurulduğunda kuvvet çarpanıdır. Stratejiyle birleşirse büyümeyi hızlandırır. İş modeliyle birleşirse yeni gelir alanları açar. Kabiliyetlerle desteklenirse verimlilik üretir. Operasyon modeline oturursa ölçeklenir. Performans sistemiyle takip edilirse değere dönüşür.
Bu yüzden yeni nesil danışman; beş unsurun her birinde tecrübeli, dijital dönüşüm ve yapay zekâ konusunda bilgili, yönetim kuruluna konuşabilecek olgunlukta olmalıdır. Böyle isimlerin sayısı çok az. Ama yarın en çok aranan danışmanlar bunlar olacak.
Patronlara açık çağrı
Patronlar bu profildeki danışmanları geçici proje kaynağı gibi görmemeli. Onları uzun vadeli dönüşüm ortağı olarak şirket içinde tutmalı. Kritik dönüşüm programlarında etkin rol vermeli. Hatta mümkünse yönetim kuruluna dönüşümcü üye (transformative board member) olarak dahil etmelidir. Çünkü önümüzdeki dönemde rekabet, sadece ürünle, sermayeyle ya da satış gücüyle değil; şirket içindeki uyumu kurabilme kapasitesiyle belirlenecek.
Kazanan şirketler, stratejik rezonansı sağlayanlar olacak. Onlara en büyük katkıyı da stratejik rezonans ile yapay zekâyı birlikte okuyabilen danışmanlar verecek.
Dr. Bertan Kaya-Dünya