Avrupa Birliği’nde (AB) “göç tartışmaları”nın yeni dönemde AB’nin en sıcak gündemi olması bekleniyor. İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya bir ay önce bir günde 70 binden fazla düzensiz göçmenin giriş yapması önce İspanya’da sonra AB’de siyasi krize yol açtı.
İspanya’daki “Ceuta krizi” AB’deki düzensiz göçmen ve iltica başvurularında bulunanlara yönelik kuralları sıkılaştırma ve geri dönüşleri hızlandırma politikalarını “ivedilikle hayata geçirme” baskısı yaratıyor. Önümüzdeki ay önce büyükelçiler sonra içişleri bakanları ve nihayetinde devlet ve hükümet başkanlarının katılacakları Avrupa Konseyi toplantısının “en sıcak maddesi” olması bekleniyor.
“Ceuta krizi”nin ardından İtalya, İspanya ile hava ve deniz sınır kontrollerini bir ay süreyle yeniden uygulamaya koyduğunu açıkladı. Danimarka ve Finlandiya gibi bazı ülkeler, vatandaşların ve yerleşiklerin 1985’ten bu yana sınır kontrolü olmadan hareket edebildiği Schengen bölgesinden İspanya’nın geçici olarak askıya alınmasını talep etti. İspanya ise “resmi bildirimin ifadesini kopyala-yapıştır” yaparak, İtalya’ya karşı misilleme önlemiyle yanıt verdi ve 7 Eylül’e kadar sınır kontrollerini yeniden başlattı. Her iki ülke, süreyi 15 gün daha uzatma kararı aldığını açıkladı.
Brüksel’de geçtiğimiz ay yapılan olağanüstü çevrim içi toplantıda, AB içişleri bakanları serbest dolaşımın geleceğini tartıştı. AB üyesi 22 ülke, “kamu düzenini korumak ve göçmenlerin ikincil hareketlerinden kaynaklanan risklerle mücadele etmek için gerekli görülen önlemlerin dikkate alınacağını” belirterek, sınır kontrollerinin daha geniş çapta güçlendirilmesi veya yeniden getirilmesi olasılığını gündeme aldı.
Brüksel koridorlarında 1985’ten beri yürürlükte olan “Schengen sistemi”nin göç konusunda üye devletlerin iç siyasi dinamiklerinin ve kaygılarının başlıca mağdurlarından biri hâline geldiği konuşuluyor.
Serbest dolaşım hakkı sağlayan Schengen sisteminde AB üye devletleri, altı aydan iki yıla kadar güvenlik gerekçesiyle sınırlarında geçici kontrolleri tek taraflı olarak yeniden uygulamaya koyma hakkına sahip.
Almanya, İspanya, İtalya, Danimarka, Avusturya, Hollanda, Polonya, Fransa ve İsveç olmak üzere dokuz AB ülkesi ile Norveç, düzensiz göç veya terör tehdidi endişelerini gerekçe göstererek geçici olarak sınır kontrollerini yeniden başlatmış durumda.
AB Göç ve İltica Paktı, AB dışına sınırı olan üye ülkelere yardım için zorunlu bir mekanizma öngörüyor ve dayanışma havuzu aracılığıyla, ülkelerin gelecek yıl birbirlerine sunmaları gereken destek tanımlanıyor. Üye devletler, belirli sayıda sığınmacıyı kendi topraklarına yerleştirmek, mali katkı ödemek veya personel ve diğer operasyonel maliyetleri finanse etmek seçeneklerinden birini tercih etme zorunluluğu getiriyor.
Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ile İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi arasında bu hafta yapılacak ikili görüşmede AB Göç ve İltica Paktı’nda öngörülen “dayanışma”yı tartışmaya açması bekleniyor.
Geri kabul merkezleri
AB’de geçtiğimiz haziran ayında kabul edilen “göç stratejisi”nin temel unsurlarından biri olan ve şimdiye kadarki en sert göç düzenlemesi olarak nitelendirilen yeni tüzük aracılığıyla düzensiz göçmenlerin geri gönderilmesini hedefliyor. Bu tüzük, AB üyesi devletlerin, aralarında doğrudan veya dolaylı hiçbir bağ bulunmayan bir ülkeye, o AB dışı ülkede sınır dışı merkezleri kurulmasına ilişkin ikili bir anlaşma yapması koşuluyla, göçmen gönderebilmesine imkân tanıyor.
Avrupa hükümetlerinin Asya ve Orta Afrika ülkeleriyle bu yıl sonuna kadar ilk ortaklığı hayata geçirmeyi planladığı belirtiliyor. Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda hükümetlerinin “geri kabul merkezleri” üzerinde birlikte çalıştıkları biliniyor. Bu beş ülkenin göç bakanlarının önümüzdeki cuma günü Kopenhag’da yapılacak toplantıda “konuyu derinlemesine ele alacakları” açıklandı.
Türkiye vatandaşları on yıllardır “vizesi Avrupa” beklerken, AB üye ülkeleri arasındaki serbest dolaşımı sağlayan “Schengen”, düzensiz göç ve geri kabul merkezleri nedeniyle AB’nin en sıcak gündemi oldu…
Fikret Aydemir-Dünya