Ancak ülkemizde çoğu konuda olduğu gibi burada da farklı zamanlarda dönemin yarattığı dinamikler taban tabana zıt kararların devreye alınmasını sağlamıştır. Hazine Müsteşarlığı ve Maliye Bakanlığının birbirinden ayrı kurumlar olduğu dönemde de bir ay başbakanlığa bir taraftan stopajın faydaları yazılı rapor gelirken, ertesi ay da diğer taraftan stopaj piyasa algısını nasıl bozuyor raporu ulaşırdı.

Son on yıldır devam eden içeride ve dışarıda krizler, yabancının TL varlıklara olan ilgisizliği ve halkı yeniden piyasalara çekmek güdüsü ile hisse senetleri kazançları vergiden muaftı. Şimdi anlaşılan bütçede tasarruf yolu ile gidilecek kısıtlamaların pek sonuç vermeyeceğinin anlaşılması ile yeniden vergi konusu gündemde. Burada ilk planda kripto varlıklara düşünülen çalışmanın, borsalar diye BİST tarafına da uzatılması büyük bir kafa karışıklığı yarattı.

İlk planda kar elde edilmişse buradan vergi alınır yorumu vardı, zira daha önceki uygulama buydu. Tabii farklı kurumlardan işlem yapan ya da aynı kurumda aynı kağıdı defalarca alıp satan kişilerin net kar rakamını hesaplamak, konsolide etmek operasyonel olarak aracı kurumları çok zorlayacaktı.

Buradan sonra kazançtan vergi düşünmüyoruz açıklaması geldi. BSMV benzeri yaptığınız işlemden kar/zarar gözetmeksizin bir oran nispetinde vergi tahsili anlamına gelir, ancak burada da oranın ne olacağına dair medyaya yansıyan farklı oranlar çalkantı yarattı. Kısaca şunu söylemeye çalışıyorum, normalleşme sürecinin daha başlarındayız, zaten yaşadığımız dünyada yeterli belirsizlik var.

Artık içerideki yabancı pozisyonu arttıkça, dışarıdaki olası negatif gelişmeler bizi daha çok etkiliyor, Bunu hafta için Hindistan ve Meksika örneğinin kur üzerinde yarattığı baskı ile gördük. Dolayısıyla kontrolü bizde olan konularda olabildiğince şeffaf ve spekiüasyona mahal vermeden davranmak zorundayız. Piyasalar boşluğu sevmez, sermaye ürkektir, güven zor tesis edilir kolay yitirilir, lütfen unutmayalım.

Dünya | Serdar PAZI

Editör: Hakan UYSAL