Son torba kanunla, 1 Ağustos’tan itibaren SGK’ya formüle bağlı olarak tahsil edilen sigorta primlerinin yüzde 25’i kadar yapılan katkı kaldırılmıştır. Bunun yerine, zaten mevcut olan ancak doğrudan katkının genelde yeterli olması nedeniyle şimdiye kadar daha sınırlı kullanılan açık finansmanı kanalı kullanılacaktır.
Burada, geçen sene sonunda yapılan düzenlemelerle SGK’nın bütçe dengesinin belirgin olarak iyileşmeye başlaması ve bu doğrultuda mevcut düzenleme çerçevesindeki transfer tutarlarına ihtiyaç kalmaması etkili olmuş gibi görünüyor. Zaten bu kanundan önce de merkezi yönetim bütçesinden yapılan transferlerde belirgin düşüş olmuştur ki bu da merkezi yönetim bütçe görünümünde bu sene gözlenen iyileşmenin ana belirleyicisi olmuş gibi görünüyor.
Merkezi yönetim bütçesindeki iyileşme SGK’dan geliyor
Merkezi yönetim bütçe verilerinde, SGK’ya yapılan transfer tutarı “Sağlık, Emeklilik ve Sosyal Yardım Giderleri” kaleminde aylık bazda takip edilebilmektedir. Buna göre, yılın ilk 6 ayındaki toplam transfer 942 milyar TL ile geçen senenin ilk yarısına göre yüzde 7 gerilemiş görünmektedir.
Bu doğrultuda, grafikte de görüldüğü gibi, son 12 aylık toplam tutarın GSYH’ya oranı geçen seneki yüzde 3.1’den Haziran ayında yüzde 2.5’e gerilemiştir. Bu da bütçe açığının aynı dönemde yüzde 2.9’dan yüzde 2.4’e gerilemesini açıklamaktadır.
Ayrıca, gerçekleşen oran, bu sene için belirlenen yüzde 3.5’lik açık hedefinin belirgin şekilde altında bulunmaktadır. Daha geriye gidersek, SGK’ya transferlerin GSYH’ya oranı 2010-2020 arasında yüzde 4.1 ile oldukça yüksek seviyelerdeydi.
2020 yılında yaşanan pandeminin etkisiyle yüzde 4.8’e kadar çıkan bu oran, sonrasında enflasyon şokunun da etkisiyle 2022 yılında yüzde 2.5’e kadar gerilemişti. 2023 yılındaki EYT düzenlemesiyle tekrar artış gözlendikten sonra, özellikle bu sene SGK dengesinin belirgin şekilde iyileştiği gözlenmektedir.
Bu iyileşmenin hangi kanallardan kaynaklandığı ise gecikmeli olarak SGK’nın aylık yayımladığı bilanço verilerinden izlenebilmektedir. En son Nisan ayı verileriyle incelendiğinde, özellikle prim gelirlerinde belirgin artış olduğu gözlenmektedir.
Yılın ilk 4 ayındaki toplam gelir 1.7 trilyon TL ile geçen seneye göre yüzde 43.5 artış göstermiştir. 12 aylık toplam primin GSYH’ya oranı ise geçen sene sonundaki yüzde 6.4’ten yüzde 6.6’ya çıkmıştır ki bu da 2020’den beri en yüksek düzeydir. Bu artışta geçen sene sonunda yapılan düzenlemeler etkili olmuştur.
Hatırlanacağı gibi, 4 Aralık 2025’te yayınlanan 7566 nolu kanunla uzun vadeli sigorta prim oranlarında işveren hissesinin artırılması, imalat dışı sektörlerdeki işverenlere uygulanan 4 puanlık hazine prim teşvikinin 2 puana indirilmesi ve prime esas kazanç üst sınırının artırılması gibi birçok düzenleme yapılmıştı. Komisyon görüşmelerinde bu düzenlemelerin toplam mali etkisinin 220 milyar TL civarında olduğu söylenmişti. Bütçeden alınan sinyaller, gerçekleşmenin bunun üzerinde bile olabileceğini düşündürüyor.
Bunun yanında, grafikte görüldüğü gibi, SGK’nın sağlık harcamalarının da 2025 başından beri düşüş eğiliminde olduğu gözleniyor. Son 12 aylık sağlık harcamalarının GSYH’ya oranı 2024 sonundaki yüzde 2.2’den bu sene Nisan ayında yüzde 2.1’e inmiştir. Burada da uzun süredir sabit kalan sağlık katkı payının geçen sene ve bu senenin başında artırılması etkili olmuş olabilir.
Temmuz ayında yeni bir artış yapıldığı dikkate alındığında, buradaki iyileşmenin devam edeceği düşünülebilir. Emekli maaş ödemeleri ise 2022 yılında gerilediği GSYH’nın yüzde 4.4’ü seviyesinden, EYT düzenlemesinin etkisiyle 2024 yılı sonunda yüzde 6.0’ya kadar yükselmiştir. Sonrasında ise emekli sayısındaki artışın yavaşlamasıyla ödemelerde yatay bir eğilim gözlenmektedir.
Bütçede yer açıldı
Sonuçta bu sene SGK’ya bütçeden yapılacak aktarım, bütçede öngörülen GSYH’ya oranla yüzde 3 seviyesinin altında kalacak gibi göründüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, eşel mobil gibi bütçe yapılırken öngörülemeyen harcamalara rağmen, bütçe açığının hedeflenen yüzde 3.5’in altına bile gelme ihtimali olduğu görülmektedir.
Bütçede oluşan bu mali alan, savaş ve küresel gelişmeler nedeniyle sıkıntı yaşayan sektörlere yönelik ekonomi destek programları ve bir süredir konuşulan hanehalkı gelir desteği gibi programlara alan açmaktadır.
Erkin Işık-Dünya