Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK):
Devlet katkısı olmasaydı, 2025 yılını 853 milyar liralık açıkla (geçtiğimiz hafta ayrıntılarıyla anlatmıştım) kapatacaktı…
SGK’nın açığını kapatması adına, çeşitli kararlar alındı ve bu yılbaşından itibaren uygulaması başladı...
***
Örneğin:
Çalışanlardan kesilen malullük, yaşlılık, ölüm aylığı prim oranları 1 puan (yüzde 20’den 21’e çıktı) artırıldı…
Beklenti: 110 milyar lira ek gelir…
***
Örneğin:
Prime esas kazançlarda üst sınır, asgari ücretin 7.5 katından 9 katına çıkartıldı…
Beklenti: 63.7 milyar lira ilave gelir…
***
Örneğin:
Askerlik borçlanması ve diğer borçlanmalarda (doğum hariç) prim oranı yüzde 32’den yüzde 45’e çıkartıldı…
Beklenti: 10-15 milyar lira ek gelir…
***
Örneğin:
BAĞ-KUR’da ihya primi yüzde 34.75’ten yüzde 45’e çıkartıldı…
Beklenti: 3 milyar lira ilave gelir…
***
Ve sonuç:
Geçen yılın ocak – mayıs döneminde 1.5 trilyon lira olan prim gelirleri, bu yılın aynı döneminde 2.1 trilyon lirayı aştı…
***
Ve devlet, SGK’ya, 5 aylık dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre 100 milyar liraya yakın daha az katkı sağladı…
Bütçeden SGK’ya transfer ise, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 2 milyar lira arttı…
VELHASIL
SGK’nın gelirleri sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primlerinden, giderleri ise emekli aylıkları ile sigortalıların sağlık giderlerinden oluşuyor…
Yani…
SGK’nın açıklarının kapanabilmesi için:
Ya çalışanlardan/işverenden daha fazla prim kesilmeli; ya emekli aylığı ve/veya sağlık giderleri düşürülmeli; yada çalışan sayısı artmalı…
***
Soru şu:
İşçilik, enerji, navlun başta olmak üzere “yüksek maliyet kıskacında olan” ve bu nedenle yabancı ile rekabette zorlanan yerli üreticinin yolunu/önünü açmamız gerekirken, ödeyeceği primi artırmak ve/veya bu alandaki teşviği kesmek, uzun dönemde, çalışan sayısını artırır mı?
Ferit Barış Parlak-Dünya





