Değerli okurlar, uygulamada "teknik iflas" olarak adlandırılan durum sermaye şirketlerinin son yıllarda yaşadığı önemli sorunlardan biridir.
Biri 2023 için yapılan vergisiz, ikincisi 2024 yılı için yapılan vergili enflasyon düzeltmesi biraz olsun bu açıdan şirketleri rahatlatmış olsa da önemli ölçüde bu sorundan etkilenen şirket vardır.
2025 yılından itibaren 3 yıl enflasyon düzeltmesi kaldırıldığı, takip eden yıllarda da enflasyon düzeltmesi uygulanma olasılığı çok düştüğü için enflasyon düzeltmesinin 2025 ve sonraki yıl bilançoları için bu açıdan bir katkısının olmayacağını söylemek sanırım yanlış olmaz.
Bu konu daha ziyade yönetim kurulu üyelerini ve üst düzey yöneticilerini ilgilendirir.
Çünkü zarar sebebiyle sermayenin kısmen veya tamamen kaybedilmesinin şirketin iflasına kadar giden çok ağır sonuçları vardır.
Önce yasal düzenlemeyi hatırlayalım.
|
Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 376’ya göre;
|
Şimdi bu konuda son yıllarda yapılan ve iş dünyasını rahatlatan düzenlemelere geçebiliriz.
Yaşanan kur ve ekonomik kriz ortamına pandemi de eklenince sermaye şirketlerimizin önemli bir kısmı teknik iflas sorunu ile karşı karşıya kaldı.
Ticaret Bakanlığı çıkardığı tebliğler ile şirketleri 2025 yılı sonuna kadar rahatlattı.
Önce 2018 yılında, henüz ödenmemiş yabancı para cinsinden borç değerlemesinden doğan kur farkı zararlarının, 1 Ocak 2023 tarihine kadar sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin hesaplamalarda dikkate alınmayabileceğine yönelik geçici düzenleme yapıldı.
Sonra 2020 sonunda, 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kira giderleri, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı dikkate alınmadı.
Şirketlerin finansal durumu düzelmeyince talep üzerine süre uzatımları başladı ve farklı tarihlerle yapılan değişikliklerle uygulama süresi 1/1/2026 tarihine kadar uzatıldı.
Uzatmaya ilişkin tebliğlerde değişiklik sadece uygulama tarihi ile sınırlı olarak yapıldığından, başka bir ifade ile 2020 ve 2021 yıllarından sonra tahakkuk eden giderlerle ilgili bir düzenleme yapılmadığından, bu yıllarda tahakkuk eden kira giderleri, amortismanlar ve personel giderlerinin tamamı sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin hesaplamalarda dikkate alınmak zorunda kalındı.
2025 yıl sonuna yaklaşılırken bu düzenlemenin uzatılması talebi Ticaret Bakanlığına değişik kanallardan iletildi.
Bakanlık konuyu önemli/ciddi görmüş olmalı ki, uygulama süresini, 1/1/2027 tarihine kadar uzattı (6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ)
Ancak, önceki yıllarda olduğu gibi 2022, 2023, 2024 ve 2025 yıllarında tahakkuk eden kira, amortisman ve personel giderleri ile ilgili düzenleme yapılmadı. Yani sadece tarih değiştirildi.
Bu husus düzenlemenin eksikliğini açıkça ortaya koymaktadır. 2021 yılından sonraki yıllara ilişkin kur farkı giderleri dışındaki giderlerin tamamının hesaplamalarda dikkat alınması önemli bir eksikliktir. Çünkü bu yıllar enflasyonun güçlü bir şekilde hissedildiği yıllardır. Bu yıllarda söz konusu giderler finansal tabloları ciddi ölçüde olumsuz etkilemiştir. Özellikle personel giderlerindeki artış çok önemli bir seviyededir.
Ayrıca yabancı para cinsinden borçlanmalarda kur farkı zararlarının tamamı sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin hesaplamalarda dikkate alınmazken, TL cinsinden borçlanmalarda hesaplanan TL faizlerin tamamının dikkate alınması haksızlıktır ve çifte standarttır.
Tekrar söylüyorum: TL cinsinden borçlananların ne günahı var?
Umarım, gelecek yıllarda uygulama süresi uzatılırken bu hususlar dikkate alınır.
Uzatma talebinde bulunan kurum ve kişilerin de bu hususu dikkate almalarında fayda var.