Özellikle emekli ay­lıklarının düşüklüğü, prim sis­teminin emekli maaşına etkisi, farklı sigortalılık statülerinden kaynaklanan eşitsizlikler ve ba­zı kesimlerin yaşadığı mağduri­yetler milyonlarca kişiyi doğru­dan ilgilendiriyor. Buna rağmen bu konularla ilgili somut bir ya­sa taslağı ya da düzenleme henüz kamuoyuna yansımış değil.

Ekonomik şartların zorlaştı­ğı bir dönemde sosyal güvenlik sistemine ilişkin sorunlar daha da görünür hale gelmiş durum­da. Emekliler düşük aylıklarla geçinmeye çalışırken, çalışanlar da emeklilikte nasıl bir gelirle karşılaşacaklarını merak ediyor. Bu nedenle sosyal güvenlik sis­teminde çözüm bekleyen başlı­ca konular yeniden gündeme ge­liyor.

1 Düşük emekli aylıkları ve aylık bağlama oranları

Sosyal güvenlik sisteminde en çok tartışılan konuların başın­da düşük emekli aylıkları geli­yor. Bunun temel nedenlerinden biri ise yıllar içinde aylık bağla­ma oranlarının düşürülmüş ol­masıdır.

2000 ve 2008 yıllarında yapı­lan sosyal güvenlik reformlarıy­la birlikte emekli aylıklarının hesaplanma yöntemi önemli öl­çüde değiştirildi. Bu değişiklik­ler sonucunda:

-Emekli aylıklarının hesap­lanmasında kullanılan aylık bağ­lama oranları düşürüldü

-Çalışma süresi uzasa bile emekli aylığındaki artış sınırlı kaldı

-Yüksek prim ödenmesine rağmen emekli aylıklarının bek­lenenden düşük kalabildiği du­rumlar ortaya çıktı

Hatta bazı durumlarda ödenen primlerin emekli aylığına katkı­sının sınırlı kalması, sistemin adaleti açısından eleştirilerin artmasına neden oluyor.

2 2008 sonrası memurların emeklilik sorunu

Sosyal güvenlik sisteminde önemli bir ayrım 1 Ekim 2008 tarihinden önce ve sonra göreve başlayan memurlar arasında bu­lunuyor.

-1.10.2008’den önce memur olanlar 5434 sayılı Emekli San­dığı Kanunu’na tabi

-1.10.2008’den sonra memur olanlar ise 5510 sayılı Sosyal Si­gortalar ve Genel Sağlık Sigor­tası Kanunu kapsamında değer­lendiriliyor

Eski sistemde memurların emekli aylıkları belirlenirken derece, kademe, ek gösterge ve çeşitli tazminatlar önemli rol oynuyordu. Ancak 2008 sonrası memurlar için emekli aylıkları prime esas kazanç üzerinden he­saplanıyor.

Burada önemli bir sorun or­taya çıkıyor. Memurların maaş­larının önemli bir kısmı prime esas kazanca dahil edilmiyor. Bu nedenle memurun eline geçen gelir ile SGK’ya bildirilen ka­zanç arasında ciddi fark oluşabiliyor.

Örneğin:

-Bir memurun eline 60–70 bin TL civarında gelir geçebilir

-Ancak SGK’ya bil­dirilen prime esas ka­zancı 35–40 bin TL ci­varında olabilir

Emekli aylığı bu dü­şük kazanç üzerinden hesaplandığı için ileride emekli olacak memurların çok daha dü­şük emekli maaşıyla karşılaşabi­leceği durumu ortaya çıkıyor.

3 Doğum borçlanmasında kapsam sorunu

Kadın çalışanlara tanınan do­ğum borçlanması hakkı, sosyal güvenlik sisteminde önemli bir düzenleme olmasına rağmen tüm kadınları kapsamıyor.

Mevcut uygulamaya göre do­ğum borçlanması yapılabilmesi için:

-Önce sigortalı olarak çalış­maya başlanması

-Daha sonra doğum yapılmış olması gerekiyor.

Bu nedenle sigortalı olmadan önce doğum yapan kadınlar do­ğum borçlanmasından yararla­namıyor. Adı doğum borçlanma­sı olsa da uygulamanın tüm ka­dınları kapsamaması nedeniyle bu konuda daha geniş bir düzen­leme yapılması gerektiği sık sık dile getiriliyor.

4 Bağ-Kur prim gün sayısının düşürülmesi beklentisi

Bağ-Kur sigortalılarının emeklilik şartları da uzun süre­dir tartışılan konular arasında yer alıyor.

Bugün:

-SSK’lı çalışanlar için emeklilik prim şartı: işe başlama tarihlerine göre 08/09/1999 tarihine kadar işe başlangıcı olanlardan 5000- 5975,9/9/1999-30/04/2008 ta­rihine kadar 7000 ve 1 Mayıs 20028 sonrası için de 7200 gün isteniyor.

-Bağ-Kur’lular için emekli­lik prim şartı: 8/9/1999 tarihine kadar kadınlarda 7200 gün, er­keklerde 9000 gün, 9/9/1999 ve sonrasında işe başlayanlardan kadın ve erkeklerden 9000 gün isteniyor.

Bu durum özellikle küçük es­naf ve kendi adına çalışanlar açı­sından önemli bir dezavantaj oluşturuyor.

Geçmiş dönemde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tara­fından Bağ-Kur prim gün sayı­sının düşürülebileceğine ilişkin açıklamalar yapılmıştı. Ancak bugüne kadar bu konuda somut bir düzenleme yapılmadı.

5 Bağ-Kur tescil mağdurları

Sosyal güvenlik sisteminde uzun süredir tartışılan konular­dan biri de Bağ-Kur tescil mağ­duriyeti.

Özellikle 4 Ekim 2000 tarihin­den önce kendi adına iş yeri açan veya şirket ortağı olan bazı ki­şiler çeşitli nedenlerle Bağ-Kur kayıtlarını zamanında yaptıra­madı. Bu nedenle fiilen çalıştık­ları dönemler sigortalılık süresi­ne dahil edilmedi.

Bu kişiler geçmişte çalıştıkları süreleri emeklilik hesabına da­hil ettiremedikleri için önemli bir hak kaybı yaşıyor ve bu soru­nun çözülmesini bekliyor.

6 Staj ve çıraklık başlangıcının emeklilikte sayılmaması

Meslek lisesi öğrencileri ve çı­raklar staj yaptıkları dönemde sigortalı olarak gösteriliyor. An­cak bu sigorta yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortasını kapsıyor.

Bu nedenle staj sigortası emeklilik başlangıcı olarak ka­bul edilmiyor.

Oysa birçok kişi için ilk sigor­ta kaydı staj döneminde yapıl­mış oluyor. Bu nedenle staj baş­langıcının emeklilikte başlangıç tarihi sayılması yönünde talep­ler uzun süredir dile getiriliyor.

7 Kademe bekleyenler

Emeklilikte yaşa takı­lanlar (EYT) düzenlemesi 8 Ey­lül 1999’dan önce sigortalı olan­ları kapsadı.

Ancak 9 Eylül 1999 ile 30 Ni­san 2008 arasında ilk defa si­gortalı olan kişiler bu düzenle­menin dışında kaldı. Bu kesim bugün kamuoyunda “kademe bekleyenler” olarak ifade edili­yor.

Bu kişilerin taleplerinin temel nedeni, EYT ile kendileri arasın­da bazı durumlarda sadece bir gün fark bulunması. Buna kar­şılık emeklilik yaşları oldukça yükselmiş durumda.

Öte yandan 1 Mayıs 2008’den sonra sigortalı olanlar için za­ten kademeli yaş sistemi uygu­lanıyor. Bu nedenle 1999–2008 arasında sigortalı olan kişiler de benzer bir kademe düzenlemesi yapılmasını talep ediyor.

Sonuç

Sosyal güvenlik sistemin­de çözüm bekleyen konular ol­dukça geniş bir kesimi ilgilen­diriyor. Düşük emekli aylıkları, 2008 sonrası memurların emek­lilik sistemi, Bağ-Kur prim gün sayısı, doğum borçlanması, staj başlangıcı, Bağ-Kur tescil mağ­duriyeti ve kademe talepleri milyonlarca kişinin gündemin­de yer alıyor.

Ancak bütün bu başlıklara rağ­men son dönemde sosyal gü­venlik ve çalışma hayatıyla ilgi­li kapsamlı bir yasal düzenleme henüz gündeme gelmiş değil. Ça­lışma ve Sosyal Güvenlik Bakan­lığı bünyesinde bazı konularla ilgili çalışmalar yapıldığı ifade edilse de kamuoyuna yansıyan net bir yasa teklifi veya taslak bulunmuyor.

Bu nedenle sosyal güvenlik sisteminde çözüm bekleyen mil­yonlarca kişi, önümüzdeki dö­nemde bu konularla ilgili bir dü­zenleme yapılıp yapılmayaca­ğını merakla beklemeye devam ediyor.

Kaynak: Dünya | Özgür ERDURSUN