MEVZUAT

Tahsil edilemeyen alacağın vergisi mükellefleri zorluyor

Vergi sistemimizde her ne kadar bazı ka­zançlar tahakkuk esası dışına çıkarılmış ol­sa da vergileme sistemimiz tahakkuk esasına gö­re şekillendirilmiştir.

Abone Ol

Ticari ve zirai kazançlar tahakkuk esasına göre vergilendirilmekte olup; vergide tahakkuk esası, vergi borcunun doğma­sı için tahsilatın gerçekleşmesinin beklenme­diği, gelirin veya giderin hak doğduğu dönemde kayıtlara geçmesini ve vergilendirilmesini ifa­de etmektedir. Tahakkuk esasına göre vergile­menin sonucu olarak ta işletmeler çeşitli neden­lerle tahsil edemedikleri alacaklarının vergisini ödemek zorunda kalıyorlar.

Tahsil edilemeyen alacakların vergisel boyutu

Vergi sistemimiz, tahsili şüpheli hale gelen veya tahsil imkânı olmayan ancak tahakkuk esa­sına bağlanarak vergiye tabi tutulmuş olan ala­cakların belirli şartları taşımaları koşuluyla gi­der yazılabilmelerine imkân vermektedir. Ver­gi hukukumuzda tahsil edilemeyen alacaklar, “şüpheli” veya “değersiz” alacak olarak vergi matrahından gider olarak düşülebilir.

Şüphe­li alacaklar için karşılık ayrılarak, kesinleşen değersiz alacaklar ise doğrudan gider yazılarak vergi matrahından düşülür. Şüpheli Alacak kar­şılığı ayırmak için alacağın ticari bir alacak ol­ması ayrıca dava veya icra safhasında bulunması gerekmektedir. Bir alacağı Değersiz Alacak ola­rak değerlendirmek için ise yargı kararına veya kanaat verici bir evraka göre tahsiline imkân ol­mayan bir alacak olmalıdır.

Tahsilat sorunu finans ve vergi yüküne yol açıyor

Vergi mevzuatımız, ticari kazançla ilgili ol­mak şartıyla tahsili şüpheli hale alacaklar için “Şüpheli Alacak Karşılığı” ayrılarak gider ya­zılmasına imkân vermektedir. Ancak enflasyo­nist dönemlerde tahsil edilmeyen alacakların yanında bir de finansman ve vergi yükü orta­ya çıkmaktadır. İşletmelerin tahsil edemedik­leri alacaklar nakit akışını bozacağı için ila­ve finansmana ihtiyaç duyulmakta, ayrıca tah­sil edilemeyen alacaklar vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği dönemde gelir yazıldığından işlet­meler için vergi yükü oluşturmaktadır.

Giderleştirmede yaşanan sorunlar

Şüpheli hale gelen alacakların 25 bin TL ye kadar olan kısmı, dava veya icra şartı aranmak­sızın doğrudan gider yazılabilmekle birlikte söz konusu tutar günümüz koşullarında yetersiz kalmaktadır. Bunun yanında, bu tutarın üzerin­de olan alacakların bir kısmı için yargı harçla­rı ve hukuki masraflar dikkate alındığında dava açılması çoğu zaman ekonomik olmamaktadır. Bu nedenle birçok alacak için hukuki süreç baş­latılmamakta ve tahsil edilemeyen alacaklar gi­derleştirilememektir. Uygulamada karşılaşılan bir diğer sorun ise ticari ilişkinin devamının ko­runmak istenmesi adına dava yoluna gidilme­mekte,bu durum da tahsil edilemeyen alacakla­rın giderleştirilememesine yol açmaktadır.

Tahsil edilmeyen KDV sorunu

Tahsil edilemeyen alacakların içinde katma değer vergisi de bulunmaktadır. Katma Değer Vergisi Kanunu Değersiz Alacakların KDV si­nin alacaklı tarafından İndirim olarak dikka­te alınmasına imkan tanımaktadır. Ancak ver­gi mevzuatımız Şüpheli Alacakların KDV sinin İndirim olarak dikkate alınmasına izin verme­mektedir. Bu konuda da bir mevzuat düzenle­mesi yapılarak Şüpheli Alacakların KDV sinin İndirim olarak dikkate alınması işletmelerin finans ve vergi yükünü hafifletecektir. Tahsil edilemeyen alacaklarının giderleştirilmesine yönelik kolaylaştırıcı düzenlemeler hem ver­gi sisteminin ticari hayatın gerçeklerine uyu­munu sağlayacak hem de işletmelerin finans ve vergi yükünü hafifletecektir.