Eylül 2026’da yürürlüğe girmesi planlanan tek kullanımlık plastik yasağına ilişkin tasarı, sektörde ciddi tedirginlik yarattı. Saha kaynaklarından edinilen bilgilere göre, düzenlemenin gündeme gelmesiyle birlikte müşteriler siparişlerini durdurma yoluna gitti. Bu gelişmenin etkisiyle bazı şirketlerin istihdamı azaltmaya başladığı belirtilirken, yeni makine yatırımlarının da askıya alındığı ifade ediliyor. Öte yandan bankaların, tek kullanımlık plastik alanına yönelik kredi taleplerine daha temkinli yaklaşmaya başladığı kaydediliyor.
Ekonomim'den Merve Yiğitcan'ın haberine göre sektör temsilcileri, 6 ay sonrasına tarihlenen yasak kararının doğrudan 35 bin kişilik istihdamı tehdit ettiğini söylerken, yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırımın da çöp olma riskiyle karşı karşıya kaldığını savunuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yasak kararından döndürmek için kapsamlı raporlar hazırlayan sektör derneklerinin de Ankara mesaisi artmış durumda. Bu derneklerden biri Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV)… Konuya ilişkin ulaştığımız PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, sektörde yaşanan endişeleri ve alınan kararın olası sonuçlarını paylaştı. Eroğlu, Türkiye’de tek kullanımlık plastikler başlığı altında gündeme getirilen yasakçı düzenleme yaklaşımının, çevre politikası gibi görülse de gerçekte çok daha büyük bir sonucu tetikleme riski taşıdığını dile getirdi. “Sanayinin daralması, istihdamın zayıflaması, ihracatın düşmesi, enflasyonun artması ve vatandaşın günlük hayatının pahalanması söz konusu” diyen Eroğlu, “Daha vahimi ise AB, son yıllarda aşırı düzenlemelerin kendi sanayisinin rekabetçiliğini zayıflattığını yaşayarak gördüğü için birçok başlıkta erteleme, yumuşatma, revizyon ve sadeleştirme yönüne giderken; Türkiye’nin bugün, AB’nin beş yıl önce yaptığı ve bugün düzeltmeye çalıştığı aynı yanlışa yönelmesi kabul edilemez” dedi.
"Tüketicinin maliyeti artar"
Eroğlu, tek kullanımlık plastik ürünlere alternatif olarak zorlanan çözümlerin çevreye daha fazla zarar veren, tüketicinin maliyetini de ortalama 3 kat arttıran sürdürülemez ikameler olduğunu ileri sürdü. Alternatifleri teknik, ekonomik ve çevresel açıdan yeterince değerlendirilmeden getirilen yasakların, ne çevresel ne de ekonomik anlamda gerçek bir karşılığı olmadığına dikkat çeken Eroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Örneğin kağıt pipetlerin plastik pipetlere göre yaklaşık 5-7 kat daha pahalı olduğu, kullanım sırasında yumuşadığı ve tüketici memnuniyetini düşürdüğü biliniyor. Benzer şekilde bambu bazlı ürünler tamamen ithal. Su kaynaklarını tüketen ve Türkiye’de yetiştirilmesi mümkün olmayan bambunun bir alternatif olarak sunulması bile bu tasarının ne kadar hazırlıksız yapıldığının en büyük kanıtı. Yanı sıra alternatif ürünlerin maliyetlerinin yüksekliği, doğrudan tüketiciye yansıyacak. Değerlendirmelerimize göre ambalaj maliyetleri artacak, gıda fiyatları yükselecek, enflasyonist baskı güçlenecek. Bu durum özellikle su, süt, peynir, kahve gibi günlük tüketim ürünlerinde doğrudan hissedilecek. Cam ambalajlı ürünlerin maliyeti plastik ambalajlara göre kat kat daha yüksek ve bu fark doğrudan raf fiyatlarına yansıyor. Bu durum dar gelirli vatandaşın günlük tüketim alışkanlıklarını doğrudan etkiler.”
‘AB yasaklıyor’ savı gerçekçi değil
“AB yasaklıyor deniyor, ancak Türkiye 20 AB ülkesine ihracata devam ediyor” diyen Eroğlu, “Bu veri tek başına şunu ortaya koyuyor; eğer bu yasaklar AB’de tam uygulanıyor olsaydı, Türkiye’nin bu ülkelere ihracatının devam etmesi mümkün olmazdı. Türk firmalarımızın ihracatlarının kaydının tutulduğu Ticaret Bakanlığı verilerine (GTİP) bakılması dahi, Avrupa’da bu yasakların pratikte uygulanmadığını açık ve net şekilde gösterecektir” diye konuştu. Kamuoyunda ‘tek kullanımlık plastik’ olarak anılan ürünlerin önemli bir bölümünün de hijyen ve gıda güvenliği sağlayan ürünler olduğunu vurgulayan Eroğlu, yanı sıra plastik sanayiinin Türkiye’nin stratejik bir üretim gücü olduğuna dikkat çekti. “Bu yasaklar işsizlik, üretim kaybı anlamına gelir” diyen Eroğlu, şu bilgileri paylaştı: “Tek kullanımlık plastik ürünlerde yıllık üretim miktarı 1,4 milyon ton, yaklaşık üretim değeri ise 4,4 milyar dolar düzeyinde. Aynı ürün grubunda ihracat 1 milyon ton ve yaklaşık 3 milyar dolar seviyesinde. Yasağın yarattığı doğrudan istihdam kaybı riski 35 bin, tedarikçi ve bağlantılı sektörlerle toplam etki ise yaklaşık 100 bin kişiye kadar ulaşıyor.”