Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, artan maliyetler, daralan ihracat pazarları ve küresel rekabet baskısıyla kritik bir dönemeçten geçerken, en büyük pazarlarda yapılan yeni düzenlemeler, baskıyı daha da artırıyor.
Bu düzenlemelerden birini de Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kamu Alımları Anlaşması (GPA) kapsamındaki kararlar oluşturuyor. DTÖ Kamu Alımları Anlaşması (GPA), taraf ülkelerin kamu alımları pazarlarını karşılıklı olarak açmalarını ve açık, adil ve şeff af rekabet koşulları sağlamalarını amaçlayan çok tarafl ı (plurilateral) bir anlaşma olarak öne çıkıyor. Mevcut durumda, anlaşmanın AB ve 27 üye ülkesi dahil olmak üzere 49 DTÖ üyesini kapsayan 22 tarafı bulunuyor.
Anlaşma, yıllık tahmini 1,7 trilyon doları değerinde bir kamu alımları pazarını uluslararası rekabete açıyor. Türkiye, 1995 yılından bu yana DTÖ üyesi olmasına rağmen, GPA'ya taraf olmadı ve gözlemci statüsünde kalmayı tercih etti.
Uzakdoğulu şirketlere de sınır
Ancak Türkiye’nin GPA’ya taraf olmaması, Türk firmalarının başta en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği olmak üzere GPA üyesi ülkelerin kamu alımları ihalelerine girmesini büyük ölçüde engelliyor. Bu durum sadece hazır giyim ve tekstil sektörünü değil; demir-çelikten makineye kadar birçok ihracatçı sektörü dezavantajlı konuma itiyor. Son dönemde AB’nin bu kuralları çok daha sert uygulamaya başladığı belirtiliyor. Özellikle Uzakdoğulu şirketlerin kamu ihalelerine girişini sınırlandırmak isteyen AB, kamu alımlarında “yalnızca GPA üyeleri katılabilir” şartını daha yaygın kullanıyor. Bu nedenle Türkiye’nin GPA’ya katılması, tam da bu dönemde Türk şirketleri için önemli bir fırsat yaratabilir. Çünkü AB’de üretim altyapısı birçok alanda Türkiye kadar güçlü değil. Türkiye’nin GPA’ya taraf olması halinde, ihalelere katılan Avrupalı şirketlerin Türk üreticilerle ortak çalışması ya da Türk tedarikçileri tercih etmesi gerekecek. Bu da Türk şirketlerine AB pazarında daha güçlü, daha avantajlı ve görece daha düşük rekabetli bir üretim ve satış imkanı sağlayabilir.
TGSD’den acil eylem planı çağrısı
Konunun önemine dikkat çeken Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, bir dosya hazırlayarak Ticaret Bakanlığı’na da iletti ve acil eylem çağrısında bulundu. Bilgi notunda, özellikle Avrupa Birliği’nin kamu alımlarında giderek daha sert uyguladığı “yalnızca üyeler” politikası nedeniyle Türk firmalarının üniforma, iş kıyafetleri, hastane tekstili ve askeri tekstil gibi alanlardaki kamu ihalelerine erişemediği ifade edildi. Bu durumun, Türk üreticilerinin AB’deki rekabet gücünü zayıfl attığı kaydedildi. Sektörün son yıllarda ciddi ihracat kaybı yaşadığına dikkat çekilen notta, 2022 yılında 21,2 milyar dolar olan hazır giyim ihracatının 2025’te 16,7 milyar dolara gerilediği belirtildi.
Çin ve Bangladeş gibi Asya ülkelerinin yanı sıra Mısır’ın düşük maliyet avantajıyla AB pazarında agresif şekilde büyüdüğü, Hindistan’ın AB ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde elde ettiği sıfır gümrük avantajının da Türkiye açısından baskıyı artıracağı ifade edildi. Bilgi notunda, Türkiye’nin GPA’ya katılması halinde Türk firmalarının AB, ABD, Kanada ve Japonya gibi büyük kamu alımları pazarlarına doğrudan erişim sağlayabileceği vurgulandı. Ayrıca kamu alımlarının teknik tekstil, koruyucu kıyafet ve yüksek standartlı ürün talebi oluşturduğu, bunun da sektörü daha yüksek katma değerli üretime yönlendireceği kaydedildi. TGSD’nin, Ticaret Bakanlığı’ndan GPA’ya katılım sürecinin başlatılması için diplomatik ve teknik hazırlıkların hızlandırılması çağrısında bulunduğu bilgi notunda ayrıca, üyeliğin tekstil ve diğer stratejik sektörlere etkilerini analiz edecek kapsamlı bir çalışma yapılması ve müzakerelerde Türkiye’nin hassas sektörlerini koruyacak geçiş mekanizmalarının kullanılması önerildi.
Bir zorunluluk haline geldi
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan TGSD Başkanı Toygar Narbay, “Hedef katma değerli üretim ki bunun içinde teknik tekstiller çok önemli bir yer tutuyor. Teknik tekstiller en çok kamuda kullanılıyor. Polis, güvenlik güçleri, kamu Personeli (saha ve ofis), itfaiye, orman çalışanları, Hhastaneler vb... Bunların hepsi kamu ihaleleri ile alım yapıyorlar. GPA üyesi olmak zorunluluk haline geldi ihalelerde. Hali hazırda bir Türk firma ne ihalelere katılabilir ne de ihaleyi kazanan yabancı firma GPA üyesi olmayan ülkede üretim yaptırabilir. Dolayısı ile büyük ve katma değeri yüksek bir pazara üretim yapma fırsatını ıskalamış oluyoruz” diye konuştu.
GPA üyeliği ekonomik ve stratejik olarak hangi avantajları sağlıyor?
TSD’nin bilgi notunda Türkiye'nin GPA’ya katılımı, tekstil sektörü başta olmak üzere genel ekonomi üzerinde çok boyutlu olumlu etkiler yaratacağı vurgulanarak bu faydalar şöyle sıralandı:
▶ Yeni ihracat pazarlarına erişim: Türk tekstil ve hazır giyim firmaları, AB, ABD, Kanada ve Japonya gibi devasa kamu alımları pazarlarına doğrudan erişim sağlayarak ihracat hacimlerini önemli ölçüde artırabilecek.
▶ Rekabet gücünün yeniden tesis edilmesi: AB'nin kısıtlayıcı politikalarının aşılmasıyla, Türk firmaları Asyalı rakiplerine karşı kaybettikleri pazar paylarını, kamu alımları kanalıyla telafi etme fırsatı bulacak.
▶ Yüksek katma değerli üretim: Kamu alımları genellikle teknik tekstiller, özel koruyucu kıyafetler ve yüksek standartlı ürünler talep etmektedir. Bu durum, sektörümüzü daha yüksek katma değerli üretime teşvik edecek.
▶ Ekonomik büyüme ve istihdam: İhracattaki artış, sektördeki kapasite kullanım oranlarını yükseltecek, yeni yatırımları teşvik edecek ve istihdamı koruyarak artıracaktır. Akademik çalışmalar, GPA üyeliğinin taraf ülkeler arasındaki ticareti anlamlı ölçüde artırdığını göstermekte.
Yener Karadeniz-Ekonomim