Genel anlamda kalkınmayı tarif edecek olursak; bir ülkenin refah ve ekonomik özgürlük seviyesinin artması olarak tanımlayabiliriz. Kalkınma özel sektörden daha çok devletleri ilgilendirmektedir. Devletin uygulayacağı politikaların özel sektöre yansıması da kalkınmanın ne ölçekte olacağı konusunda etkili bir rol oynamaktadır.

Ekonomik kalkınmanın en önemli faktörü bir ülkenin kendi öz varlıkları ve üretiminin artmasıdır. Ekonomik büyümenin kalkınmaya direk olarak katkı sağlaması için özel sektördeki istihdamın gelişmesinin yanı sıra ihracatında artması gerekmektedir. Nitelikli iş gücünün artması da ekonomik kalkınmanın en önemli unsurlarındandır.

Adriyatik'te korsanlık Adriyatik'te korsanlık

Ekonomik kalkınma bir ülkenin dışa bağımlılığının azalmasını sağlayan en önemli faktörlerden birisidir. Bu nedenle de ülkenin kendi kaynaklarını verimli kullanılması gerekmektedir.

Ülkemizin Kalkınmasını Sağlayıcı En Önemli Kaynak Nedir?

Bu sorunun aslında çok basit bir cevabı var. Devletin ekonomik büyümeyi sağlayabilmesi ve uygulayacağı politikalar ile özel sektörün kalkınmaya sağlayacağı desteği arttırabilmesi için gerek yatırım harcamalarını ve gerekse kamu harcamalarını finanse eden en önemli ve en büyük kaynak vergi gelirleridir. 2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve Ek Bütçe Kanununa bakıldığında; bütçe gelirlerinin yaklaşık %88’inin vergi gelirlerinden toplanması planlanmaktadır. Yani ekonomik kalkınmayı sağlayacak hamlelerin kaynağını vergi gelirleri oluşturmaktadır.

İlk sorunun cevabını verdikten sonra gelelim ikinci sorumuza.

Vergi Gelirleri Nasıl Toplanır?

Aslında bu soruyu vergi gelirleri nasıl toplanır diye değil de vergi gelirlerinin toplanmasında kimlerin emeği var diye sormak daha doğru olur.

Vergi gelirlerinin toplanmasında, Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı Vergi Dairesi çalışanlarının özverili çalışmaları elbette göz ardı edilemez. Mensubu olmaktan her daim gurur duyduğum ve 25 yıl hizmet ettiğim Hazine ve Maliye Bakanlığının, çalışanlarının gerek bilgi birikimi ve gerekse bir çok kamu kurumuna örnek teşkil edecek çalışmaları takdire şayandır.

Ancak vergi gelirlerinin doğru beyan edilerek ödenmesi konusunda etkili olan bir meslek grubu vardır ki, maalesef hak ettiği itibarı ve değeri göremediği gibi her geçen gün ağır iş yükü altında ezilerek görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmaktadır.

Kimden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Elbette mali müşavirlerden bahsediyorum. Ülkemizde 3568 sayılı Kanun hükümlerine göre, yetki almış, 6.859 Serbest Muhasebeci, 112.575 Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve 4.925 Yeminli Mali Müşavir faaliyette bulunmaktadır.

Sürekli değişen vergi mevzuatının sağlıklı uygulanabilmesi, vergi gelirlerinin doğru beyan edilmesini sağlamada ki özverili çalışması ve başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere diğer Bakanlıklarında, vergi mükelleflerini ilgilendiren her türlü angarya işte ilk akla gelenler Mali Müşavirler olmaktadır.

Diyeceksiniz ki ne var bunda, her mesleğin kendine göre zorlukları vardır. Doğru her mesleğin kendine göre zorlukları vardır ama verilen yetkiden daha fazla sorumluluk yüklenen ve yaptırım uygulanan başka bir meslek göremezsiniz.

Meslek mensuplarının mali sorumlulukları Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenmiş olup beyannameyi imzalayan meslek mensupları imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtla­rına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun ol­mamasından dolayı ortaya çıkan vergi kayıplarına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizinden mükelleflerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.

Mali müşavirlerin sorumluluğu öteden beri sürekli vergi idaresi ile meslek mensubu arasında ihtilafa konu olmuştur. Bu konuda sürekli tekrarlanan ihtilafları ortadan kaldırmaya yönelik objektif bir yasal düzenleme artık kaçınılmazdır.

Elbette meslek mensubunun yaptığı işlemlerden dolayı sorumluluğunun olması kaçınılmazdır. Ancak burada önemli olan, birinci kural; meslek mensubuna yüklenen bu sorumluluğun yasal dayanağının net, anlaşılabilir ve sınırlarının iyi çizilmiş olması gerekir. Madem hukuk devleti olduğumuzu söylüyoruz; o nedenle kişi ya da kişilere atfedilen suçların yasal dayanağının olması zorunludur. Bir diğer ikinci kural ise; meslek mensubuna yüklenen sorumluluğun, yasaların kendisine verdiği yetkiyle mütenasip olması yani yasaların meslek mensubuna verdiği yetkiyle orantılı bir sorumluluk olması gerekir.

Danıştay Vergi Dava Dai­releri Kurulu; 23/09/2020 tarih E.2019/1856, K.2020/945 sayılı kararında;

“Serbest muhasebecilik faaliyetinde bulunan davacının, beyannamelerini verdiği mükellefin sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığından ve sahte fatura düzenleme fiilinin gerçekleşmesinden sonra anılan faturaların davacı tarafından beyannameye konu edilmesi tek başına iştirak fiilinin sabit olduğunu ispata yeterli olmadığından, adına kesilen cezada hukuki isabet bulunmadığı kararına varmıştır”

Belgelerin doğruluğunu araştırmaya yetkisi bulunmayan mali müşavirin, müteselsilen ve mali sorumluluk altında sorumlu olmasının hukuka uygun olmayacağı yönünde birçok yargı kararı mevcuttur.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı son dönemlerde artan yargı kararları ve kendisine intikal eden olaylar nedeniyle, meslek mensuplarının sorumluluğuna ilişkin rapor yazılabilmesine ilişkin uygulamada yaşanan sorunları çözümlemek, vergi incelemeleri sırasında meslek mensuplarının karşılaştığı mağduriyeti gidermek ve yasalara aykırı şekilde sorumluluk raporlarının yazılmasını engellemeye yönelik 03.08.2022 tarihli Genel Yazı yayınlamıştır.

Vergi Müfettişlerince düzenlenecek Görüş ve Öneri Raporlarında, meslek mensuplarının sorumluluk doğuran icrai ya da ihmali fiilinin ne olduğu, bu fiilin mevzuatın hangi hükmünü ihlal ettiği ve fiilin icrası neticesinde ortaya çıkan sonucun ne olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Düzenlenen sorumluluk raporlarında, tespit edilen fiil ile bu fiil neticesinde ortaya çıkan vergi ziyaı arasında kurulan illiyet bağına, ilgili meslek mensubunun bilgisine de başvurmak suretiyle, somut delillerle birlikte açık bir biçimde yer verilmesi gerekmektedir. Somut vakalar delilleri ile birlikte ortaya konulmadan, genel ibareler kullanılmak suretiyle rapor tanzim edilemeyecektir.

Vergi gelirlerinin beyanı ve ödenmesi konusunda vergi idaresi ile mükellefler arasında köprü olarak ülkemizin kalkınmasında çok önemli bir rol oynayan meslek mensuplarının, ağır iş yükü altında ezilirken, artık bundan sonra yasal dayanaktan yoksun, hukuki olmayan bir sorumluluk ve mali yükümlülükle karşı karşıya kalmayacaklarını ümit ediyorum.

Tüm okuyucularıma sağlıklı günler dilerim.

Erol ÇEMBER       
Yeminli Mali Müşavir