Değerli okurlar, varlık barışı ile ilgili tartışmalar bitmiyor. Son günlerde de uygulamadan yararlanabilmek için varlıklara belli bir tarih itibariyle sahip olmanın zorunlu olup olmadığı konusu yoğun bir şekilde tartışılıyor.
Bunu 7582 sayılı Kanunla yapılan son düzenleme bakımından ifade etmek gerekirse, kapsama giren varlıklara (para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına), düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih olan 4 Haziran 2026 tarihi itibariyle sahip olunduğunun ispatı şart mıdır?
Bu sorunun cevabını 1 Temmuz 2026 tarihli yazımda vermiştim.
Söz konusu yazımda, varlıklara belli bir tarih itibariyle sahip olma ve bunu tevsik etme şartının bulunmadığını, dolayısıyla varlıklara düzenlemenin yayımlanmasından sonraki bir tarihte sahip olunmasının varlık barışından yararlanmaya engel teşkil etmeyeceğini ifade etmiştim.
Çünkü son varlık barışı düzenlemesi olan 7582 sayılı Kanunda böyle bir şart aranmıyor. Böyle bir şartın uygulanabilmesi için bunun kanunda açık bir şekilde hüküm altına alınmış olması gerekir!
Son düzenlemede aranmadığı gibi bu şartın ilk iki düzenleme dışında önceki düzenlemelerde de aranmadığını belirtmek isterim.
Yazının sonunda bugüne kadar yapılan tüm düzenlemeler bakımından kapsamı karşılaştırdım. İncelediğinizde açıkça göreceğiniz üzere son altı düzenlemede böyle bir şart bulunmuyor.
Demek ki ilk iki düzenlemede kanun koyucu böyle bir şart koymayı düşünmüş olmalı ki kanuna bunu açıkça yazmış. Her iki düzenlemede de varlıklara düzenlemenin yürürlüğe girmiş olduğu tarih itibariyle sahip olunduğunun kanaat verici bir belgeyle ispatlanması gerektiği düzenlenmiş bulunuyor.
Yine her ki düzenlemede de bildirim veya beyan edildiği halde varlıkların kanunların yürürlüğe girdiği tarih itibariyle sahipliği kanaat verici bir belgeyle ispatlanamadığı takdirde vergi korumasından yararlanılamayacağı da açıkça ifade edilmiş.
Sonraki düzenlemelerde böyle bir şartın aranmak istenmediği çok açık, çünkü ilgili kanunlarda böyle bir şarta yer verilmemiş.
Bu nedenle, son düzenleme için, varlıklara 04.06.2026 tarihi itibariyle sahip olunduğunun ispatına gerek yok! Başka bir ifade ile 04.06.2026 tarihi, varlıkların sahipliğinin ispatı için gerekli bir tarih değil.
Sanıyorum bu konudaki tereddütler, önceki uygulamalara paralel olarak son düzenlemeye ilişkin genel tebliğde yer alan, “varlıkları 04/06/2026 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının, şirket adına bildirime konu edilmesinin mümkün olduğu” ifadesinden kaynaklanıyor.
Bakanlığın böyle bir belirleme yetkisinin bulunmadığını ve bu özel durum için tebliğde yapılan açıklamanın kanuna aykırı olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca bu özel durumlar haricindeki olaylar açısından söz konusu uygulamanın geçerli olmadığı bence çok net.
Bu konuyu araştırmak için yasal düzenlemeler arasında sörf yaparken aşağıda belirttiğim bazı düşünceler oluştu kafamda:
* Ülkemizde yaklaşık son yirmi yılda (son düzenlemenin Cumhurbaşkanınca 31.07.2028 tarihine kadar uzatma yetkisini de dikkate alarak bu süreyi ifade ettim) sekiz kez varlık barışı düzenlemesi yapılmış. Bunun altısı son on yılda düzenlenmiş. Anlayacağınız varlık barışı son yıllarda ekonomi politikalarının önemli bir aracı haline gelmiş ve kişilerde bunun sürekli hâle geldiğine dair bir algı oluşmuş durumda.
- Geçmişte yazdığım bir yazıda varlık barışı düzenlemelerinin ülkemizde hazine açısından en zayıf düzenlemeler olduğunu ifade etmiştim. Son düzenleme birkaç açıdan bu görüşümü güçlü bir şekilde destekliyor. Öncelikle bugünkü yazımda açıkladığım gibi varlıklara düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla sahip olma konusunun yasal düzenlemeye konu edilmemesi, bu zayıf düzenlemenin varlığına rağmen Cumhurbaşkanı'na bir yıla kadar uzatma yetkisi verilmiş olması ve ayrıca gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayanlara da varlık barışından yararlanma olanağının getirilmesi bu düzenlemenin hazine aleyhine sonuç doğuracağını açıkça gösteriyor. 2026 yılında elde edilen beyana tabi gelirler için gelir vergisi beyan süresi dolmadan varlık barışından yararlanılması halinde illiyet bağının da ortaya konulması koşuluyla tarhiyat yapılamayacağı çok açık. Tabii ki varlık barışından 31 Temmuz 2027 (sürenin uzatılması halinde 31 Temmuz 2028) tarihine kadar yararlanılması mümkün, ancak vergi incelemesi başladıktan sonra yapılan bildirimler için vergi korumasından yararlanılamadığı için bu açıdan dikkatli olmak gerekir.
- Sürenin uzatılması halinde 2027 yılı gelirleri için de hazine açısından böyle bir tehlike söz konusu. Umarım süre uzatılmaz!
* İlk iki düzenlemede varlıklara belli bir tarih itibariyle sahip olunduğunun tevsik zorunluluğu getirildikten sonra ,bundan vazgeçildiği ilk düzenleme olan 6736 sayılı Kanun uygulamasında bu açıdan oluşan tereddütleri gidermek üzere yayımlanan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 6736 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri No: 4)’te, varlıkların süresinde Türkiye’ye getirilmesi koşuluyla, bu varlıklara yurt dışında hangi tarih itibarıyla sahip olunduğunun varlık barışından yararlanılması açısından herhangi bir öneminin bulunmadığına dair açıklamaları çok değerli buluyorum. 6736 sayılı Kanunla yapılan düzenleme sadece yurt dışında bulunan varlıklar ile sınırlı idi. Bu düzenlemeye ilişkin 4 seri no.lu Tebliğ ile yapılan açıklama, sonraki düzenlemelerde kapsama alınan yurt içi varlıklar için de geçerli kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar, bugünkü yazımda ulaştığım sonucu güçlendiren/doğrulayan niteliktedir. Söz konusu tebliğ sadece bu konuda değil varlık barışına ilişkin diğer konularda da çok önemli açıklamalar içeren önemli bir düzenlemedir; kimler kaleme aldıysa, ellerine sağlık!