FİNANSIN AĞIRLIĞI ARTIYOR
2025 listesinde yine bankalar güçlü. Ama bu bankalarla sınırlı değil. Daha geniş bir dönüşüm söz konusudur:
Bankaları; sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri, yatırım kuruluşları, menkul kıymet aracı kurumları ve tüketici finansman şirketleriyle birlikte değerlendirdiğimizde karşımıza çok daha geniş bir finansal sistem çıkıyor.
TSKB, HSBC, Ziraat Katılım, Vakıf Katılım, AnadoluBank ve Türkiye Finans gibi bankaların yanında İş Yatırım, Garanti Yatırım, Yapı Kredi Yatırım ve Deniz Yatırım gibi sermaye piyasası kuruluşları var.
Anadolu Sigorta, Garanti Emeklilik, Allianz Yaşam ve Emeklilik, Sompo Sigorta, Quick Sigorta, Anadolu Hayat Emeklilik ve Agesa da listede.
Katılımevim gibi tasarruf finansman şirketleri ve Mercedes-Benz Kamyon Finans gibi tüketici finansmanı şirketleri de aynı tabloda bulunuyor.
DEVLET BANKALARI KAZANÇ YARIŞININ ZİRVESİNDE
2025 listesinin üzerinde ayrıca durulması gereken taraflarından biri kamu bankalarıdır. Geçen yıl kurumlar vergisi rekortmenleri listesinde ikinci sırada bulunan Ziraat Bankası bu yıl birinci sıraya yükseldi. Türkiye Vakıflar Bankası ise beşinci sıradan üçüncü sıraya çıktı.
Devlet bankalarının ülkenin en büyük kurumlar vergisi mükellefleri arasına girmesi ilk bakışta olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Kamu bankası kâr ediyor ve bu kâr üzerinden devlete vergi ödüyor. Fakat iktisadi açıdan mesele burada bitmiyor. Şu soruyu da sormamız gerekiyor: Bankaların bu yüksek kârlılığı hangi ekonomik ilişkinin sonucudur?
Bankanın geliri büyük ölçüde ekonominin diğer aktörlerinin finansman maliyetidir. Bir tarafta banka açısından gelir ve kâr olarak görünen tutar, diğer tarafta sanayicinin, tüccarın veya tüketicinin finansman gideridir. Dolayısıyla bir tarafın vergi rekortmenliği, başka bir tarafın artan finansman maliyetinin sonucu olabilir. Bu nedenle kamu bankalarının listenin zirvesine çıkmasını yalnız “başarı” göstergesi olarak okumak yeterli değildir.
FİNANSIN KAZANCI, REEL SEKTÖRÜN GİDERİ OLABİLİR
Geçen yıl vergi rekortmenlerini değerlendirirken sanayi şirketlerinin finansman giderlerine özellikle dikkat çekmiştik. Sanayicinin üretimden kazandığının önemli bölümünün finansman maliyetlerine gitmesi, kurumlar vergisi rekortmenleri listesindeki finans sektörü ağırlığıyla birlikte okunduğunda daha anlamlı hale geliyor. Ekonominin bir kesiminde gider olan tutar diğer kesiminde gelirdir. Sanayicinin faiz gideri bankanın faiz geliridir.
Dolayısıyla kurumlar vergisi rekortmenleri listesinin zirvesinde finans kuruluşlarının, daha aşağılarında ise ticaret ve üretim şirketlerinin bulunması yalnızca şirketlerin başarı sıralaması olarak görülemez. Bu aynı zamanda ekonomi içindeki gelir transferinin yönünü göstermektedir. Üretimden finansa doğru güçlü bir kazanç aktarımı varsa, vergi rekortmenleri listesinde bunun görülmesi doğaldır.
REEL SEKTÖRÜN DURUMU
Buradan “Türkiye'de üretim yapan şirketler kâr etmiyor” sonucu da çıkarılmamalıdır. 2025 listesinde reel sektörün önemli temsilcileri bulunuyor.
LC Waikiki 7'nci sırada. Turkcell 13'üncü, Unilever 14'üncü, BİM 15'inci sırada. Mercedes-Benz'in üretim şirketi 24'üncü sırada yer alırken ITX Turkey 26'ncı, Philip Morris 27'nci sırada bulunuyor. Listenin ilerleyen sıralarında Beymen, Tüpraş, Oyak Çimento, Doğuş Otomotiv, Eti Soda ve başka önemli şirketleri görüyoruz.
Dolayısıyla üretim ve ticaret elbette kazanç yaratmaya devam ediyor. Ancak finansal kuruluşların liste içindeki yoğunluğu karşısında reel sektörün görünümü zayıf kalıyor.
GEÇEN YILIN “MİLLİ PROTEİNİ” BU YIL YOK
Listelerde yalnız bulunanlara değil, bulunmayanlara da bakmak gerekiyor.
2024 kurumlar vergisi rekortmenleri listesinde beyaz et sektörü dikkat çekiyordu. Şenpiliç ve Banvit'in listeye girmesi üzerine geçen yıl “milli protein: beyaz et” demiştik. 2025 listesinde ise beyaz et sektörünün bu görünürlüğü ortadan kalkmış durumda.
Bunu beyaz et sektörüne yönelik gerçekleştirilen adli operasyonuyla ilişkilendirmek doğru olmaz. Çünkü elimizdeki liste 1 Ocak-31 Aralık 2025 döneminde oluşan kazançlara ilişkin. Adli operasyon ise 2026 yılında gerçekleşti. Peki bir yıl önce vergi rekortmenleri arasında dikkat çeken bir sektör bir yıl sonra neden görünmez hale geldi? Yoksa isimlerini gizlemeyi mi tercih ettiler?
KURUMLAR DA İSİMLERİNİ GİZLİYOR
Gelir vergisindeki 78 gizli rekortmeni bir ölçüde kişisel mahremiyet düşüncesiyle açıklamak mümkün olabilir. Kurumlar vergisinde ise durum daha tartışmalıdır. İlk 100 kurumlar vergisi rekortmeninin 36'sı bilgilerinin açıklanmasını istememiş durumda. Üstelik listenin ikinci sırasındaki kurumun dahi kim olduğunu bilmiyoruz. Burada kişisel mahremiyet gerekçesi artık çok daha zayıftır.
Vergi rekortmenleri arasına girecek büyüklükteki bir kurum, ekonomik ve toplumsal bakımdan zaten kamusal görünürlüğe ulaşmış bir ekonomik aktördür. Hele halka açık şirketler, sektöründe hakim firmalar, büyük üretim ve finans kuruluşları, kamu ihaleleri alan veya kamu kaynaklarını kullanan şirketler söz konusu olduğunda ekonomik şeffaflık ayrıca önem taşır.
DEVLETİN ESKİ REKORTMENLERİ NEREDE?
Bir başka tarihsel değişim de kamu işletmelerinde görülüyor. Türkiye'de vergi rekortmenleri listelerinin zirvelerinde geçmişte kamu iktisadi teşebbüslerini görmeye alışmıştık. Özelleştirmeler bu tabloyu önemli ölçüde değiştirdi.
Bugün bazı kamu kuruluşları listede bulunmaya devam ediyor fakat geçmişteki ağırlıkları yok. 2025 listesinde Eti Maden'in 19'uncu, Kıyı Emniyeti'nin 22'nci sıraya gerilemesi bu değişimin devam ettiğini gösteriyor.
LİSTE NEYİ ANLATIYOR
Bu listede asıl dikkat çekici olan, listedeki sektörel güç ve kazanç dağılımıdır. Hangi sektörler üst sıralarda yoğunlaşmıştır, hangileri gerilemiş ve geçmişte güçlü biçimde temsil edilen hangi sektörler görünürlüğünü kaybetmiştir. Özetle vergi rekortmenleri listesi, Türkiye ekonomisinin geçirdiği yapısal dönüşüm hakkında önemli ipuçları vermektedir.





