GÜNDEM

Yapay zekâyla yükselen trend: Sessiz terfi

Abone Ol

Yapay zekâ çağın­da en sessiz dönü­şüm bordroda yaşanı­yor. Çalışan farkına bile varmadan iş yükü ikiye katlanıyor, unvan bü­yüyor, maaş yerinde sa­yıyor. Üstelik bu tek tük patron fırsatçılığı değil; küresel, sistemik ve adı konmuş bir model…

İngilizce iş jargonunda bu modelin üç kısa adı var: “dry promotion” (kuru terfi), “quiet promotion” (sessiz terfi), “vo­luntold” (gönüllü olmaya mec­bur bırakılma). Üçü de aynı ye­re çıkıyor: “Nasıl olsa sana ya­pay zekâ yardım ediyor artık. Verimliliğin arttı. Hadi sen şu sorumluluğu da al.” Bu oldu-bit­tiyle çalışanlar, yapay zekâ dev­riminin yatırımlarını ve görün­mez vergisini kendi emeğiyle ödüyor.

Sayılar ne diyor?

Amerikan ücret ve liderlik danışmanlığı şirketi Pearl Me­yer’in verisine göre, bütçe sıkış­tığında zam yerine unvan dağı­tan işverenlerin oranı 2018’de %8’di; 2023’te %13’e çıktı. Türk­çesi: “sıfır maliyetli terfi” yöne­tim sözlüğüne girdi.

Daha çarpıcı sinyaller Mart 2026’da yayımlanan, ABD’li üst yöneticileri kapsayan bir kariyer araştırmasında çıktı. ResumeBuilder’ın 866 iş lide­riyle yaptığı ankete göre şirket­lerin %54’ü, yapay zekâ yatırım­larını finanse etmek için çalı­şan ücret ve yan hak kalemlerini azalttıklarını ya da azaltacakla­rını açıkladı. Kalemlerin da­ğılımı ezber bozuyor: ikrami­yeden %61, hisse ödüllerinden %60, zamlardan %59, yan hak­lardan %53, hatta temel maaş­tan %43 kesinti gibi uygulama­lar ve planlar var.

Business Insider bu tabloya çarpıcı bir çerçeve koydu: Ça­lışanlar 2026 bordrolarını aç­tıklarında, yapay zekâ devrimi­nin kendi ceplerinden ödendiği­ni fark edecekler.

Akademi de aynı yere bakı­yor.

UC Berkeley Haas School of Business araştırmacılarının se­kiz aylık saha çalışması, üretken yapay zekânın işi hafifletmek yerine birçok çalışanda yoğun­laştırdığını gösteriyor. Üç me­kanizma çalışıyor:

lÇalışan, daha önce başka­sının işi olan görevleri gönüllü üstleniyor.

lİş, eskiden mola olan anlara; öğle yemeğine, toplantı öncesi­ne, akşamın bir saatine sızıyor.

lÇoklu görev kronikleşiyor.

“Benim işim” tanımı sessiz­ce genişliyor. Yönetici de bu ge­nişlemeyi verim sanıp yeni yük ekliyor. Yapay zekâ çalışanın yardımcısı olmaktan çıkıp, ka­pasitesinin sınırını silen bir me­kanizmaya dönüşüyor.

Asıl mesele devletin kasasındaki boşluk

Eğer yapay zekâ entegrasyonu artar ve bordrolardaki insan sa­yısı azalırsa, SGK primleri, gelir vergisi ve sosyal güvenlik sistemini ayakta tutan is­tihdam vergileri ne olacak?

Cevap, 6 Nisan 2026’da beklenmedik bir adresten geldi: OpenAI. Şirket 13 sayfalık politika belgesinde, Bill Gates’in 2017’de açtığı tartışmayı yeniden çağrış­tıran bir öneriye yer verdi: otomatikleştirilmiş emekle ilişkili vergiler. Yani bir ya­pay zekâ sistemi insan emeğinin yerini aldığında, sosyal güvenli­ği ve kamu gelirlerini nasıl tela­fi edeceğiz sorusu artık teknolo­ji şirketlerinin de gündeminde.

Brookings Enstitüsü Ocak 2026’da yayımladığı çalışma­da bu öneriyi daha nüanslı bi­çimde inceledi.

Temel ayrım şu: robotun ken­disini vergilemek yatırımı ka­çırabilir; robotun ya da yapay zekânın sunduğu hizmeti vergi­lemek ise tüketim üzerinden da­ha makul bir kamu geliri sağlaya­bilir. Yani bir lojistik şirketinin otonom araçlarını değil, otonom teslimat hizmetinin son kullanı­cıya satışını vergilendirmek.

Yapay zekâ yaygınlaştıkça baş­ta iş dünyası, çalışma koşulları ve vergi sistemleri olmak üzere çok sayıda yapının yeniden ta­sarlanması gerekecek. Çünkü ofisteki hesap artık daha çıplak: Yapay zekâ hızı artırıyor, ama o hızın bedeli çoğu zaman çalışa­nın zamanından, maaşından ve güven duygusundan çıkıyor.

Kurumlar bu kazancı yal­nızca maliyet azaltma hane­sine yazarsa, kısa vadede bi­lanço rahatlar; uzun vadede bağlılık, adalet ve kamu den­gesi aşınır. Sessiz terfi, sessiz sömürüye dönüşmeden yeni çalışma sözleşmesi kurulmalı.

Ufuk Tarhan-Dünya