Ülkemizde, 14 milyon emekli ve 28 milyon çalışan var. Bankaların emeklilere, kamu ve özel sektörde çalışanlara, çalıştığı kurum tarafından maaşlarını kendilerinden almayı tercih etmeleri karşılığında vermiş oldukları promosyonlar; çalışanlar açısından gelir, bankalar açısından ise iş geliştirme, yeni müşteri ve müşteri aidiyetinin sağlanması konusunda yapılan bir giderdir.

Bankaların maaş müşterisi kapma konusunda kesenin ağzını açması ile birlikte yaşanan yoğun rekabet, kişi başı maaş taşıma promosyon rakamını 16.000 TL'ye kadar çıkardı.

Rakam yükselince Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu bile bu konuda fetva vererek “İşleyiş bakımından faize tam olarak benzememekle birlikte faiz şüphesinden de tümüyle uzak değildir. Bu itibarla, temel ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olanların bu parayı kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları yakınları için kullanmamaları; bilakis ihtiyaç sahibi fakirlere vermeleri uygun olur” şeklinde görüş açıkladı. Bu fetva üzerine emekli dernekleri ve ücretliler “bizlerden daha fakiri yok dolayısı ile promosyon olarak verilen paralar, haram değil helal” diyerek konuyu kapattılar. Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı'nın maaş promosyon anlaşmasını bir katılım bankası ile yaptığını da söylemeden geçmeyeyim.

Bugün sizlere, maaş taşıma karşılığı bankalar tarafından maaş sahiplerine yapılan promosyon ödemelerinin vergi kanunları karşısındaki durumunu anlatacağım.


GELİR VERGİSİ'NİN KONUSUNA GİRMİYOR

Türk Gelir Vergisi uygulamasında gelirin vergilendirilmesinde “kaynak” kuramı uygulanmaktadır. Yani elde edilen gelir, kanunda tanımlanmış 7 gelir unsurundan birine girerse, vergilendirme yapılabilecektir. Aksi takdirde vergilendirme yapılamayacaktır. Bankalar tarafından ödenen maaş promosyonları ticari, zirai, serbest meslek, ücret, gayrimenkul sermaye irade, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat tanımı içinde vergilendirilemez. Elde edilen gelir verginin konusuna girmemektedir.

Gelir Vergisi Kanunu açısından bankalar tarafından yapılan promosyon ödemeleri ile ilgili aşağıdaki şartlara uyulması koşuluyla hiçbir sorun yaşanmayacaktır.

1. Maaş promosyonlarının bankalar tarafından doğrudan çalışanlara puan veya nakit olarak ödenmesi durumunda, banka ile çalışanlar arasında işçi-işveren ilişkisinden ve dolayısıyla “ücret” geliri elde edildiği tartışması yapılamayacak.

2. Bankalar tarafından, vergi mükellefi olsun veya olmasın promosyon anlaşması yapılan kuruma ödeme yapılması ve bu ödemelerin gelir olarak kaydedilmeden çalışanlara aynen aktarılması halinde, ödeme yapan kurum aracı durumunda olacağından, çalışanlara yapılan bu türden ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesi ve dolayısıyla bu ödemelerden GVK'nun 103. maddesinde yer alan ücret tarifesine göre Gelir Vergisi kesintisinin yapılması söz konusu olmayacak.

3. Maaş taşıma promosyon ödemelerinin banka tarafından doğrudan personele değil de personelin kurumuna yapılması ve yapılan ödemelerin kurumun kazancına dahil edildikten sonra ilgili kurum tarafından çalışanlara yapılması halinde yapılan ödeme banka promosyonu olma niteliğini kaybedecek, ücret olarak nitelendirilecek ve ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlere göre işlem yapılacak.


KATMA DEĞER, VERASET VE İNTİKAL İLE DAMGA VERGİSİ DE YOK

KDV Kanunu hükümleri çerçevesinde bir işlemin Katma Değer Vergisi'ne tabi olabilmesi için; Türkiye'de ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti kapsamında bir mal teslimi ya da hizmet ifası yapılmış olmalıdır. Banka tarafından çalışanlara yapılan promosyon ödemeleri, Katma Değer Vergisi'ne tabi bir işlem olmaması dolayısıyla vergiyi doğuran olayın gerçekleşmemiş olması nedeniyle Katma Değer Vergisi'ne tabi olmayacaktır.

HUKUK DEVLETİNDE GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI YMM MESLEĞİNE İŞLEV KAZANDIRABİLİR Mİ? HUKUK DEVLETİNDE GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI YMM MESLEĞİNE İŞLEV KAZANDIRABİLİR Mİ?

Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun 1'inci maddesi; Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların ivazsız (karşılıksız) olarak başka birine devri sonucunda Veraset ve İntikal Vergisi hesaplanacaktır. Bankaların yaptığı promosyon ödemelerinin karşılıksız olduğunu iddia etmek mümkün değil.

Bankalar, kendilerinden maaş alan personele kredi temin etme, kredi kartı verme, havale ve EFT işlemlerinin yapılması gibi bankacılık işlemlerinin bankalarında gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle ve hesaplardaki atıl parayı kullanarak ticari faaliyetlerini genişletmeyi ve ticari kazanç elde etmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla, bankalar tarafından yapılan protokol çerçevesinde kurumlarda çalışan personele promosyon adı altında yapılan ödemeler ivazsız bir intikal niteliği taşımadığından, Veraset ve İntikal Vergisi kapsamında değerlendirilemez. (Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Sirküleri-4/2008-1)

Promosyon sözleşmeleri belli bir bedel içermesi halinde Damga Vergisi'ne tabidir. Emekli ya da çalışanlara yapılan promosyon ödemeleri “hizmet karşılığı yapılan bir ödeme” niteliğinde bulunmadığından Damga Vergisi'ne tabi olmayacaktır.


BANKA HEP KAZANIYOR!

Türkiye'de faaliyette bulunan bankalar, kârlılık rekorları kırıyor. Borsada işlem gören bankaların hisse senetleri sürekli yükseliyor. Merkez Bankası'nın %13 ile fonladığı bankalar, bu paraları bize %45'e varan faizlerle satıyor!

Yüksek kârlar elde eden bankalar, “bizim emekli maaşımıza ya da aylık maaşımızın bankalarına yatırılmasından ne kazanacak da, kişi başına 16.000 TL'ye varan promosyon ödemesi yapıyor” diye düşünebilirsiniz. Yanıt basit. Enflasyonun etkisi ile maaş tutarları yükseldi. Belirlenen süre içinde bütün bankacılık işlemlerini kredi kartı, EFT, havale, ihtiyaç kredisi, kiralık kasa vb maaşınızın yattığı bankadan yapacaksınız. Ekonomik kriz dönemlerinde devletten maaş almak çok değerli hale geliyor. Sağlam maaş müşterisi candır.

Sözcü | Nedim TÜRKMEN