Anayasa Mahkemesinin E.2025/94 K.2026/11 sayılı Kararı ile Vergi Usul Kanununun (VUK) 107/A maddesinin 3. fıkrasında yer alan “tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye” ibaresini iptal ettiğini daha önce duyurmuş ve Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının gerekçesi ise kısaca aşağıdaki gibi özetlemiştim (7.4.2026 günlü köşe yazım).
- Mükelleflerin elektronik adres kullanmaya ve vergi idaresince yapılacak tebligatları elektronik posta yoluyla kabule zorlanması ve elektronik posta adresine yapılan tebligata hukuki sonuç bağlanması mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirmektedir.
- Temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın bir kanun kuralı ile yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasaya aykırılık oluşturur
- Vergilendirme geniş bir düzenleme alanını ilgilendirmektedir. Vergilendirmeye ilişkin olarak hüküm ifade eden işlemlerin elektronik ortamda tebliği konusunda kimlere elektronik ortamda tebligat yapılabileceği, elektronik adres kullanma imkânının geniş olmadığı yer, faaliyet ve sektörlerin durumunun gözetilip gözetilmeyeceği, elektronik adres kullanma zorunluluğunun hangi koşullarda başlayacağı ve sona ereceği gibi hususların Kanunla açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin usul ve esasları belirleme hususlarında Bakanlığın yetkili olduğunun Kanunla hüküm altına alınması gereken bu hususların Tebliğle düzenlenmesi mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi, Kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesini de kararlaştırmıştı. Ancak bu arada Danıştay’ın, “Anayasaya aykırılığı sabit olan sisteme göre yapılan tebligatların geçerli olmayacağı” yönünde kararlar oluşturması üzerine Yasa Koyucu konuyu beklemeden hemen ele alarak, 24.6.2026 tarih ve 7587 sayılı Kanunla iptal edilen hükmün yerine yeni bir düzenlemeyi kabul etmiştir.
Sisteme dahil olma
VUK’un yeni kabul edilen 107/A maddesi, ilk önce, kimlerin elektronik tebligat sistemine dahil olacağı konusunu yürütmeye bırakmayarak bizzat kendi düzenlemiştir. Düzenlemeye göre bu sisteme dahil olmak zorunda olanlar;
1- Kurumlar vergisi mükellefleri,
2- Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,
3- Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,
4- Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.
Bu sayılanlar arasında olmakla birlikte engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Burada ilk dikkatimi çeken adi veya paylı komandit şirketlerin komanditer ortaklarının sisteme dahil edilmedikleri. Bu sayılanlar arasında olmayanlar, isterlerse bu sisteme dahil olabileceklerdir.
Sistemden çıkış
Maddenin yeni şekli, Anayasa Mahkemesi Kararında da belirtildiği üzere sistemden çıkışı da düzenlemiştir. Çıkış konusundaki esaslar aşağıdaki gibi düzenlenmiştir.
1- Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılacaktır
2- Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılacaktır
3- Zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılacaktır
4- İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkabileceklerdir.
5- 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkartılacaktır
Bu arada maddenin yeni düzenlemesinde elektronik tebligatın bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağına ilişkin hüküm korunmuş ve VUK’a eklenen geçici 38. madde ile daha önce bu elektronik tebligat sistemine dâhil olanların, yeni bir başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam edecekleri de kabul edilmiştir.
Yeni sistemin eksiklikleri
Söz konusu yazımda elektronik tebligat sistemine yönelik kişisel eleştirilerimi de özetlemiştim. Bunların çoğunun giderilmiş olması memnuniyet vericidir. Ancak iki önemli konu, maalesef yeni düzenlemede yer almamıştır. Bunlar;
- Kendisine tebliğ yapılanlara sms veya mail yoluyla bilgi verilmesi zorunluluğu ve bu şekilde bilgi verilmeyenlere yapılan e-tebligatların geçerli olmayacağı (böylece idarenin zaafiyetinin mükellefe yüklenerek habersizce yapılan tebligatlarla mükelleflerin hak kayıplarına uğramasına yol açılmasının, yargıya erişim hakkının bu suretle yok edilmesinin veya ibraz süresi kaçırtılarak suçlu duruma düşürülmesinin önüne geçilmesi gereği -zira beş günde bir tebliğ var mı diyerek sisteme girmek şeklinde bir zorunluluğun kimseye yüklenemeyeceği-) ,
- Tebliğ konusunda arada PTT A.Ş. gibi tarafsız bir kuruluşun olmayışının, ihtilaflarda yine tebliğ yapan idareye müracaatla sorunun giderilmeye çalışılmasının yargılamalarda silahların eşitliği ilkesine aykırılığı.
Bu iki giderilmeyen sorun, düzenlemeyi yeniden Anayasa yargısına taşıyabilir. Benden söylemesi.





