SGK

Eşini sigortalı göstermek emeklilikte sorun olur mu?

Aile işletmelerinde çok sık karşılaşılan bir du­rum var: İşverenin eşi, çocu­ğu, annesi, babası veya kar­deşi aynı işyerinde çalışıyor.

Abone Ol

Peki, işveren eşini ken­di işyerinde sigortalı göste­rebilir mi? Eş adına SGK’ya bildirilen günler ve ödenen primler emeklilik hesabında geçerli olur mu?

Bu sorunun cevabı özel­likle emeklilik aşamasın­da önem kazanıyor. Çün­kü SGK’ya işe giriş bildirge­si verilmiş ve yıllarca prim ödenmiş olması, tek başına o kişinin sigortalılığının her durumda geçerli olduğu an­lamına gelmiyor.

Eş gerçekten çalışıyor ve ücret alıyor mu?

5510 sayılı Sosyal Sigorta­lar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda işverenin işye­rinde

Buradaki en önemli keli­me “ücretsiz”.

Eğer eş, işveren olan eşi­nin işyerinde gerçekten ça­lışıyor, bu çalışmasının kar­şılığında ücret alıyor ve öde­nen ücret işyeri kayıt ve belgelerine usulüne uygun şekilde yansıtılıyorsa sigor­talı sayılması mümkün.

Dolayısıyla sadece eş ol­mak sigortalılığa engel değil.

Sorun, gerçekte çalışma ve ücret ilişkisi olmadığı halde eşin yalnızca sigortalılık gü­nü kazanması veya emekli­lik şartlarını tamamlaması amacıyla SGK’ya bildirilme­si halinde ortaya çıkıyor.

Özellikle emeklilik başvu­rusu sırasında veya SGK ta­rafından yapılabilecek in­celemelerde fiili çalışmanın bulunmadığının ya da eşe gerçekte ücret ödenmediği­nin tespit edilmesi halinde bildirilen hizmetlerin geçer­liliği tartışma konusu olabi­liyor.

Bu nedenle mesele “Eşimi kendi işyerimden sigortalı gösterebilir miyim?” soru­sundan ibaret değil.

Asıl soru şu: Eş gerçek­ten ücret karşılığında çalışı­yor mu?

Cevap evetse ve çalışma usulüne uygun şekilde kayıt altına alınmışsa, eş olması tek başına sigortalılığa en­gel değil.

Çocuk, anne, baba ve kar­deş için durum farklı Burada önemli bir ayrıntı daha var.

Kanunda işverenin işye­rinde çalışan çocukları, an­nesi, babası ve kardeşle­ri için, eşte olduğu gibi “ücretsiz ça­lışan” şek­linde özel bir sigortalılık istisnası ön­görülmemiş­tir.

Bu kişiler hizmet akdi­ne dayanarak çalışıyorlarsa kural olarak sigortalı olmaları gerekir.

Ancak çocuklar bakımın­dan medeni hukuk hüküm­lerinden kaynaklanan ba­zı özel durumların ayrıca dikkate alınması gerekiyor. Özellikle küçüklerin anne veya babalarına ait işyerin­deki çalışmalarında hizmet akdinin hukuken geçerliliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla aile bireyinin işyerinde çalışması tek başı­na “sigortası olmaz” sonucu­nu doğurmadığı gibi, yalnız­ca SGK’ya bildirilmiş olma­sı da her durumda geçerli bir sigortalılık yaratmaz.

Fiili çalışma ve çalışma ilişkisinin gerçekliği esastır.

Peki başka kimler sigortalı sayılmıyor?

Eşlerin sigortalılığı uygu­lamada en fazla dikkat çe­ken örneklerden biri. Ancak 5510 sayılı Kanunda sigorta­lı sayılmayanlar bununla sı­nırlı değil.

Kanun ve SGK uygulaması bazı çalışma biçimlerini zo­runlu sigortalılığın dışında tutuyor.

* Aynı konutta akraba­lar arasında yapılan işler

Aynı konutta birlikte ya­şayan ve üçüncü derece da­hil olmak üzere üçüncü de­receye kadar hısım olan ki­şilerin, aralarına dışarıdan başka bir kişi katılmaksızın konut içinde yaptıkları işler­de çalışanlar sigortalı sayıl­mıyor.

Ancak işe dışarıdan bir ki­şinin katılması veya hısımlık derecesinin kanunda belir­tilen sınırın dışında kalma­sı halinde durum değişebili­yor. Konut bir işyeri niteliği kazanabileceğinden çalışan­ların sigortalılığı gündeme gelebiliyor.

* Ev hizmetlerinde çalı­şanlar

Ev hizmetleri; çamaşır ve bulaşık yıkama, ütü, temiz­lik, cam silme ve yemek yap­ma gibi evin gündelik işleyi­şine yönelik işleri kapsıyor.

Ev hizmetlerinde çalışan­ların sigortalılığı konusunda çalışma süresi ve şekli önem taşıyor.

Ancak bu alandaki mev­zuat zaman içerisinde de­ğiştiğinden, günümüzde ya­pılacak değerlendirmeler­de 5510 sayılı Kanunun Ek 9’uncu maddesindeki özel düzenlemelerin dikkate alınması gerekiyor.

Dolayısıyla “evde çalışan kişi sigortalı olmaz” şeklin­de genel bir yaklaşım doğru değil.

* Askerlik hizmetini ya­panlar

Fiili askerlik hizmetini yapmakta olanlar bakımın­dan da özel hükümler bulu­nuyor.

Askerlik hizmeti devam ederken yapılan bazı çalış­malar sigortalılık açısından geçerli kabul edilmeyebili­yor. Bununla birlikte asker­lik hizmetinden sayılmayan izin süreleri ve erken terhis niteliğindeki izin dönemle­rinde yapılan çalışmalar açı­sından farklı sonuçlar orta­ya çıkabiliyor.

Bu nedenle askerlik dö­nemine denk gelen sigortalı çalışmaların ayrıca incelen­mesi gerekiyor.

* Yabancı bir kuruluş tarafından geçici olarak Türkiye’ye gönderilenler

Yabancı bir ülkede kurulu kuruluş tarafından, o kuru­luş adına geçici olarak Tür­kiye’ye çalışmaya gönde­rilen kişiler açısından özel sosyal güvenlik kuralları uy­gulanıyor.

Kişinin geldiği ülke, Tür­kiye ile ilgili ülke arasında sosyal güvenlik sözleşme­si bulunup bulunmadığı, ya­bancı ülkedeki sigortalılığı­nın devam edip etmediği ve görevlendirmenin geçici ni­teliği önem taşıyor.

Özellikle uluslararası şir­ketlerde geçici görevlen­dirmelerin sosyal güvenlik statüsünün işe başlamadan önce doğru belirlenmesi ge­rekiyor.

* Uygulamalı eğitim kapsamında çalışan öğ­renciler

Resmî meslek ve sanat okulları ile yetkili makamla­rın izniyle kurulmuş meslek veya sanat okullarında, eği­timlerinin bir parçası olarak uygulamalı yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler bakımından da özel hüküm­ler bulunuyor.

Burada yapılan işin nor­mal bir hizmet ilişkisi mi, yoksa eğitimin bir parçası mı olduğu önem taşıyor.

* İşe alıştırılan hasta ve maluller

Sağlık ve rehabilitasyon kuruluşlarında tedavi veya rehabilitasyon amacıyla işe alıştırılan hasta ve malulle­rin yaptıkları çalışmalar da her durumda hizmet akdi olarak kabul edilmiyor.

Üretime yönelik bir faali­yette bulunmaları ve karşılı­ğında kendilerine bir ödeme yapılması dahi tek başına si­gortalı sayılmaları için ye­terli olmayabiliyor.

* Tarım ve orman işle­rinde çalışanlar

Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz çalı­şanlar açısından da özel dü­zenlemeler bulunuyor.

Kamu idarelerinde çalı­şanlar ile 5510 sayılı Kanu­nun Ek 5’inci maddesi kap­samındakiler ayrıca değer­lendiriliyor.

Bu nedenle bir kişinin ta­rım veya orman işinde ça­lışması tek başına sigortalı olup olmadığını belirleme­ye yetmiyor; çalışmanın ni­teliğine ve hangi kapsamda yapıldığına bakılması gere­kiyor.

* Kamu idarelerinin dış temsilciliklerinde çalı­şanlar

Türkiye’nin yurt dışındaki kamu temsilciliklerinde ça­lışan bazı Türk vatandaşları açısından da istisnalar bulu­nuyor.

Temsilciliğin bulunduğu ülkede sürekli ikamet iznine sahip olan veya o ülkenin va­tandaşlığını da taşıyan Türk uyruklu sözleşmeli perso­nelden, bulunduğu ülkenin sosyal güvenlik sisteminde sigortalı olduğunu belgele­yenler belirli şartlarda Tür­kiye’de sigortalı sayılmıyor.

Uluslararası sosyal güven­lik sözleşmeleri veya bulu­nulan ülkenin zorunlu mev­zuatı nedeniyle o ülkede sos­yal sigorta kapsamına alınan sözleşmeli personel açısın­dan da özel hükümler uygu­lanıyor.

* Gençlik ve spor faali­yetlerinde görevlendiri­lenler

Gençlik ve Spor Bakanlı­ğı, ilgili spor kuruluşları ve federasyonların gençlik ve spor faaliyetleri ile kamp, eğitim ve hazırlık çalışmala­rında süreklilik arz etmeye­cek şekilde görevlendirdik­leri kişiler bakımından da özel bir istisna bulunuyor.

Burada görevlendirmenin sürekli bir iş ilişkisine dönü­şüp dönüşmediği önem taşı­yor.

* Bazı kamu görevlileri ve ücretsiz izinli öğretim üyeleri

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun bazı mülga hü­kümleri kapsamında ilgile­ri devam ettirilen kişiler ile belirli şartlarda ücretsiz izin kullanan öğretim üyeleri ba­kımından da başka bir çalış­madan kaynaklanan sigorta­lılık açısından özel kurallar bulunuyor.

Amaç aynı dönem içeri­sinde birbiriyle çakışan sos­yal güvenlik statülerinin or­taya çıkmasını önlemek.

Prim ödemek tek başına emeklilik hakkı yaratmaz

Bütün bu örneklerin ortak noktası aslında aynı.

Sosyal güvenlik hukukun­da yalnızca “SGK’ya bildirim yapıldı mı, prim ödendi mi?” sorularına bakılmıyor.

Öncelikle kişinin kanunen sigortalı sayılıp sayılmadığı­na ve bildirilen çalışmanın gerçek olup olmadığına ba­kılıyor.

Bu nedenle özellikle emekliliğe yaklaşan kişile­rin geçmiş hizmetlerinde ai­le şirketlerinden yapılan bil­dirimler, eşe ait işyerindeki çalışmalar, askerlik dönemi­ne rastlayan hizmetler veya kanunen sigortalılık dışın­da bırakılan dönemler var­sa bunların önceden kontrol edilmesinde yarar var.

Çünkü yıllarca prim öden­miş olması, kanunun sigor­talı saymadığı bir dönemi kendiliğinden geçerli hale getirmiyor.

Başta sorduğumuz soruya dönersek:

Eşini kendi işyerinden si­gortalı göstermek tek başına sorun değildir.

Ancak eşin gerçekten ça­lışması, ücret alması ve bu ilişkinin işyeri kayıtlarıy­la ortaya konulabilmesi ge­rekir. Aksi halde sorun bu­gün değil, yıllar sonra emek­lilik kapısında karşınıza çıkabilir.