6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun “Kurumsal yönetim ilkeleribaşlıklı 17 nci maddesine göre, halka açık ortaklıklarda kurumsal yönetim ilkeleri ile kurumsal yönetim uyum raporlarının içeriğine, yayımlanmasına, ortaklıkların kurumsal yönetim ilkelerine uyumlarının derecelendirilmesine ve bağımsız yönetim kurulu üyeliklerine ilişkin usul ve esaslar Sermaye Piyasası Kurulunca belirlenir.

Bağımsız yönetim kurulu üyeliklerine ilişkin usul ve esaslar, bu maddeye dayanılarak yayımlanan Kurumsal Yönetim Tebliği ile belirlenmiştir.

Söz konusu Tebliğe göre,

* Yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğu icrada görevli olmayan üyelerden oluşur.

* İcrada görevli olmayan yönetim kurulu üyesi, üyelik haricinde şirkette başkaca herhangi bir idari görevi veya kendisine bağlı icrai mahiyette faaliyet gösteren bir birim bulunmayan ve şirketin günlük iş akışına ve olağan faaliyetlerine müdahil olmayan kişidir.

* İcrada görevli olmayan yönetim kurulu üyeleri içerisinde, görevlerini hiçbir etki altında kalmaksızın yapabilme niteliğine sahip bağımsız üyeler bulunur.

* Yönetim kurulu içerisindeki bağımsız üye sayısı toplam üye sayısının üçte birinden az olamaz. Bağımsız üye sayısının hesaplanmasında küsuratlar izleyen tam sayı olarak dikkate alınır. Her durumda, bağımsız üye sayısı ikiden az olamaz.

* Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin görev süresi üç yıla kadar olup, tekrar aday gösterilerek seçilmeleri mümkündür.

* Aşağıdaki kriterlerin tamamını taşıyan yönetim kurulu üyesi “bağımsız üye” olarak nitelendirilir.

a) Şirket, şirketin yönetim kontrolü ya da önemli derecede etki sahibi olduğu ortaklıklar ile şirketin yönetim kontrolünü elinde bulunduran veya şirkette önemli derecede etki sahibi olan ortaklar ve bu ortakların yönetim kontrolüne sahip olduğu tüzel kişiler ile kendisi, eşi ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları arasında; son beş yıl içinde önemli görev ve sorumluluklar üstlenecek yönetici pozisyonunda istihdam ilişkisinin bulunmaması, sermaye veya oy haklarının veya imtiyazlı payların yüzde 5 inden fazlasına birlikte veya tek başına sahip olunmaması ya da önemli nitelikte ticari ilişkinin kurulmamış olması.

b) Son beş yıl içerisinde, başta şirketin denetimi (vergi denetimi, kanuni denetim, iç denetim de dahil), derecelendirilmesi ve danışmanlığı olmak üzere, yapılan anlaşmalar çerçevesinde şirketin önemli ölçüde hizmet veya ürün satın aldığı veya sattığı şirketlerde, hizmet veya ürün satın alındığı veya satıldığı dönemlerde, ortak (yüzde 5 ve üzeri), önemli görev ve sorumluluklar üstlenecek yönetici pozisyonunda çalışan veya yönetim kurulu üyesi olmaması.

c) Bağımsız yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle üstleneceği görevleri gereği gibi yerine getirecek mesleki eğitim, bilgi ve tecrübeye sahip olması.

ç) Bağlı oldukları mevzuata uygun olması şartıyla, üniversite öğretim üyeliği hariç, üye olarak seçildikten sonra kamu kurum ve kuruluşlarında tam zamanlı çalışmıyor olması.

d) Gelir Vergisi Kanununa göre Türkiye’de yerleşmiş sayılması.

e) Şirket faaliyetlerine olumlu katkılarda bulunabilecek, şirket ile pay sahipleri arasındaki çıkar çatışmalarında tarafsızlığını koruyabilecek, menfaat sahiplerinin haklarını dikkate alarak özgürce karar verebilecek güçlü etik standartlara, mesleki itibara ve tecrübeye sahip olması.

f) Şirket faaliyetlerinin işleyişini takip edebilecek ve üstlendiği görevlerin gereklerini tam olarak yerine getirebilecek ölçüde şirket işlerine zaman ayırabiliyor olması.

g) Şirketin yönetim kurulunda son on yıl içerisinde altı yıldan fazla yönetim kurulu üyeliği yapmamış olması.

ğ) Aynı kişinin, şirketin veya şirketin yönetim kontrolünü elinde bulunduran ortakların yönetim kontrolüne sahip olduğu şirketlerin üçten fazlasında ve toplamda borsada işlem gören şirketlerin beşten fazlasında bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev almıyor olması.

h) Yönetim kurulu üyesi olarak seçilen tüzel kişi adına tescil ve ilan edilmemiş olması.

Görüldüğü üzere, halka açık şirketlerde bağımsız yönetim kurulu üyeliği belirli şartlar altında zorunlu tutulmuştur. Çok başarılı örnekleri bulunsa da ülkemizde bağımsız yönetim kurulu üyeliğinin ideal şekilde oluşturulduğunu ve başarılı bir şekilde uygulandığını söylemek güçtür.

Maalesef şirketlerin yönetim kontrolünü elinde bulunduran kişiler bu imkândan yeterince yararlanmıyorlar. Oysa değişik konularda ve sektörlerde deneyimi olan kişileri bu görevlere seçseler çok ciddi katkılar sağlayacaklarını göreceklerdir. Çünkü “bağımsızlık” çok önemli bir değerdir.

Türk Ticaret Kanununda bağımsız yönetim kurulu üyeliği düzenlenmemiş olduğu için halka açık olmayan şirketlerde bu zorunluluk yoktur. Ancak istenirse icrai yetki verilmeyerek fiilen bağımsız yönetim kurulu üyeliği seçilmesi mümkündür. Her ne kadar seçilen bağımsız üyeleri ticaret sicili bu unvanla tescil etmeseler de yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş olmak da önemli bir aşamadır.

Özellikle bağımsız denetim, vergi denetimi ve danışmanlığı, hukuk, risk danışmanlığı, değerleme, kurumsal finans, bankacılık, bilgi sistemleri denetim ve danışmanlığı gibi alanlarda çalışmış olan yetkin kişiler bağımsız yönetim kurulu üyelikleri için ideal adaylardır.

Bu nedenle, bağımsız yönetim kurulu üyeliği konusunun Türk Ticaret Kanununda (TTK) acilen düzenlenmesi çok yararlı olacaktır.

Bu kurumu desteklemek amacıyla bağımsız yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını sınırlandırmak da gereklidir. Özellikle bağımsız yönetim kurulu üyelerinin şirketlerin vergi ve sosyal sigorta borçlarından sorumlu olmayacağının vergi ve sigorta mevzuatında düzenlenmesi bu kurumu çok destekleyecektir.

Bu endişe ile bağımsız yönetim kurulu üyeliğine seçilmek istemeyenleri bu düzenlemeler rahatlatacaktır.

Yeminli mali müşavirler (YMM) ile serbest muhasebeci mali müşavirlerin (SMMM) çalışma usul ve esaslarına ilişkin Yönetmelikte yakın zamanda yapılan değişiklikle, YMM ve SMMM’lerin (meslek mensuplarının) anonim şirketlerde bağımsız yönetim kurulu üyesi seçilmelerinin ticari faaliyet sayılmayacağı düzenlenmiştir.

Böylece meslek mensuplarının bağımsız yönetim kurulu üyesi olmalarının önü açılmıştır.

Ancak, bu kapsamda görev alacak meslek mensupları, yönetim kurulu üyesi olacakları şirketlere ve bu şirketlerin doğrudan veya dolaylı hissedarı ya da iştiraki olduğu şirketlere hizmet (muhasebe, vergi danışmanlığı, tasdik vb.) veremezler. Mesleki şirketler ve bu şirketlerin ortakları için de bu sınırlama geçerlidir.

Umarım en kısa sürede TTK’da bağımsız yönetim kurulu üyeliği düzenlenir!

Kaynak: T24 | Erdoğan SAĞLAM