Uluslararası Para Fonu, İran’daki savaşın küresel ekonomiye olası etkileri kapsamında hangi ülkelerin mali desteğe ihtiyaç duyabileceğine ilişkin senaryolar üzerinde çalışıyor.

Bloomberg News’un konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, IMF’nin Strateji, Politika ve İnceleme Departmanı, ülke ekiplerinden cari işlemler dengesi ve muhtemel finansman gereksinimlerine dair detaylı analizler istedi.

Çalışmalar mevcut programlı ülkelere odaklandı

Çalışmaların, hâlihazırda IMF programı bulunan ülkelere yoğunlaştığı belirtilirken, IMF Sözcüsü belirsizliklerin arttığı küresel ortamda daha fazla ülkenin fona başvurduğunu hatırlatarak, ihtiyaç duyulması halinde destek sağlamaya hazır olduklarını ifade etti.

Emtia fiyatlarındaki artış baskı yaratıyor

Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan yükselişin dünya ekonomileri üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiliyor. Gübre arzında yaşanan sorunların ise tarımsal üretim beklentilerini aşağı çektiği belirtiliyor. Çarşamba günü Brent petrolün varil fiyatı 102 doların üzerinde işlem görürken, savaş öncesinde bu seviyenin yaklaşık 70 dolar olduğu hatırlatılıyor.

IMF’nin kredi kapasitesi 1 trilyon dolar

IMF’nin şu anda yaklaşık 50 ülkeyle aktif program yürüttüğü, mevcut anlaşmaların genişletilmesine veya yeni finansman programlarının devreye alınmasına hazır olduğu kaydedildi. Kurum verilerine göre 24 Mart itibarıyla toplam kredi bakiyesi yaklaşık 166 milyar dolar seviyesinde bulunurken, toplam kredi kapasitesi ise 1 trilyon dolar düzeyinde.

Küresel büyüme tahminleri güncelleniyor

Fon ayrıca küresel büyüme görünümünü de güncelliyor. Yeni projeksiyonlarda emtia fiyatlarındaki gelişmeler dikkate alınacak. Güncellenmiş raporun, IMF ile Dünya Bankası’nın Washington’da 13 Nisan’da başlayacak bahar toplantılarında açıklanması bekleniyor.

Savaş öncesinde IMF, 2026 yılına ilişkin küresel büyüme tahminini yüzde 3,1’den yüzde 3,3’e yükseltmişti. Ancak kurum, yapay zekâ kaynaklı olası balon riskleri, ticaretteki belirsizlikler ve jeopolitik gelişmelerin büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturduğunu vurgulamıştı.

Dünya