Hesapları ve beyannameleri yanlış olan, muhasebe hileleri ile KDV’sini ödemeyen bir mükellefin, karşı taraf YMM’sine “beyanlarım yanlıştır” demesini bekleyip, buna denetim veya doğruluğun tasdiki demek, bana anlamsız gelmektedir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, son zamanlarda yeminli mali müşavirlerin çalışma alanları ve yetkileri ile ilgili bazı düzenlemeler yaparak yürürlüğe koymakta. Bu konuda diyeceğim bir şey olmamakla birlikte gözlemim, yeminli mali müşavirler (YMM) ile serbest muhasebeci mali müşavirleri (SMMM) bünyesinde barındıran ve üst birlik olarak örgütlenmiş TÜRMOB’un görüşü alınmaksızın kabul edilen bu düzenlemelerin, TÜRMOB bünyesindeki bu iki meslek gurubu arasında huzursuzluklara yol açtığı ve çalışma-işbirliği barışını zedelediğini göstermektedir. Bugün bu düzenlemelerden birini irdelemeye çalışacağım.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, “yeminli mali müşavirlerin, 3568 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde düzenlemiş oldukları yeminli mali müşavirlik tasdik raporlarına eklenen karşıt inceleme tutanaklarının düzenlenmesi, onaylanması ve gönderilmesinde gelişen bilgi işlem teknolojilerinden yararlanmak ve söz konusu tutanakların kolay, hızlı, ekonomik ve güvenilir bir şekilde idareye intikalini sağlamak” amacıyla “Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarına Eklenen Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında 1 Sıra no’lu Tebliği” kabul ederek 24 Aralık 2025 günlü Resmi Gazetede yayımladı.
24 Aralık’a kadar bu konudaki uygulama 27 sıra no.lu SM, SMMM, ve YMM Kanunu Genel Tebliği uyarınca yürümekteydi. 27 no.lu Tebliğ, yeminli mali müşavirlerce yapılacak karşıt incelemeye tabi defter ve belgelerin mükellefin işyerinde fiziki olarak incelenmesi esasına dayanmakta ancak işyerinin uygun olmaması, zorunlu sebeplerin bulunması ya da fiili olanaksızlık hallerinde taraflarca belirlenecek bir yerde yapılabilmesine olanak tanınmaktaydı. Yeni düzenleme ise YMM tarafından nezdinde karşıt inceleme yapılan mükelleflere ya da yetkili temsilcilerine gönderilen karşıt inceleme tutanaklarının 30 gün içerisinde cevaplanması esası getirilmiştir. Buna göre YMM karşıt incelemeyi bizzat defter ve kayıtları inceleyerek yapmayacak, elektronik ortamda gönderilecek tutanaklarda bulunan sorulara mükelleflerce verilen cevapların onaylanmasıyla yetinecektir.
Yeni düzenlemede; nezdinde karşıt inceleme yapılan mükellefle aracılık ve sorumluluk sözleşmesi bulunan SM / SMMM tarafından karşıt inceleme tutanaklarında görüntüleme ve düzenleme yapılabileceği ancak onaylama yetkisinin mükellef veya kanuni temsilcisine ait olduğu, SMMM'lerin karşıt inceleme tutanaklarına ilişkin olarak mükelleflere verdikleri hizmet karşılığında yine mükelleflerinden asgari ücret tarifesine göre ücret alacaklarına yer verilmiştir. Bu noktada mükelleflerin bu tutanaklara cevap verme işini tamamıyla SMMM’lere yıkacağı açıktır. Ancak mükelleflerin iş yaptıkları karşı taraf yararına yapılan ve ücretleri YMM'lere yine karşı tarafça ödenen bir işlem için kendi mali müşavirlerine ödeme yapmaya zorlanmaları hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu gibi, bendeniz, ne mükelleflerin SMMM’lerine bu konuda bir ödeme yapacaklarına ne de SMMM’lerin buradan para kazanabileceklerine inanmıyorum. Öte yandan bu ödemelerin benzeri mali yükümlülük niteliğinde olup olmadığı, Tebliğle ihdas edilip edilemeyeceğinin de tartışılması gerekmektedir. Oysa Tebliğ öncesindeki fiili durumda, YMM'lerin karşıt inceleme yapacağı mükelleflerin başka bir ilde olması halinde, mükellefin sözleşmesi bulunan SMMM aracılığıyla incelemeyi gerçekleştirmekte ve SMMM'ye bu hizmeti karşılığı YMM'ce ücret ödenmekteydi. Şimdi bu durum tersine çevrilmekte, bu işin bedeli satıcıya yüklenmektedir. O halde malı satan veya hizmeti veren mükelleflere önerim, satış bedellerini saptarken maliyetleri içerisine karşıt inceleme ödemelerini de katmalarıdır.
Düzenlemede nezdinde karşıt inceleme yapılan mükelleflerin yeminli mali müşavirlerin taleplerini, talep yazısının kendilerine tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde yerine getirecekleri, karşıt inceleme yazısına süresinde cevap vermeyen ya da eksik veya gerçeğe aykırı bilgi veren mükellefler hakkında Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. Maddesine göre işlem yapılacağı açıklanmış olmakla birlikte bu hususun da Tebliğ ile kabahat yaratma anlamını taşıdığını düşünüyorum. Çünkü anılan Kanun maddesinde yaptırıma bağlanan fiiller arasında bu fiile uyan fiile rastlayamadım.
Fiziki denetimden elektronik sisteme geçiş
Yeni düzenleme ile karşıt incelemenin bizzat yerinde fiziken yapılması yerine, yeminli mali müşavirin taleplerini mükellefin elektronik ortamda karşılama yöntemine geçilerek, mükellefin zaten beyanda bulunduğu bilgilerini bu kez yeminli mali müşavire beyan etmesi öngörülmüştür. Mükelleflerin mali tablolarının ve beyannamelerinin mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelendiğini belirleyen bir denetim işlemi olan tasdik raporuna eklenecek olan karşıt inceleme tutanağı, denetim niteliğini kaybederek beyan esasına dayandırılmıştır. Hesapları ve beyannameleri yanlış olan, muhasebe hileleri ile KDV’sini ödemeyen bir mükellefin, karşı taraf YMM’sine “beyanlarım yanlıştır” demesini bekleyip, buna denetim veya doğruluğun tasdiki demek, bana anlamsız gelmektedir.
Karşıt inceleme müessesesinin denetim olgusu zayıfladı
Yeni düzenleme ile karşıt inceleme müessesesi, tasdik sürecini tamamlayan bir denetim işlemi olmaktan çıkmış, denetim olgusu zayıflatılmış, mükelleflerin beyanlarını tekrarlayan ve bu nedenle defter ve kayıtlarını tutan SMMM'lerin üzerinde kalan bir işleme dönüşmüştür. Oysa ki karşıt inceleme, beyanların doğruluğunu teyitten öte bir anlam taşıması gerekmektedir.
Tebliğ ile ihdas edilen pek çok yükümlülük yetki unsuru açısından da tartışmalıdır. Neyse, konuyu fazla uzatmayacağım. Çünkü bazı SMMM Odaları tarafından tebliğin iptali için zaten Danıştay nezdinde iptal davaları açılmıştır. Son sözü Danıştay söyleyecektir. Bekleyip göreceğiz.





