İktisatçı Mahfi Eğilmez, 2005’ten bu yana veri tarihindeki en düşük işsizlik oranının görüldüğü Aralık 2025 verilerini yorumladı. “İşsizlik Gerçekten Düşüyor mu?” başlıklı yazısında Eğilmez, verinin detaylarını incelerken, “insanların bir bölümünün iş aramaktan vazgeçtiğini” belirtiyor. İşte, Mahfi Eğilmez’in işsizlikte düşüşün rakamsal boyutlarını incelediği analizi:
Rakamların arkası
"TÜİK, 2025 yılsonu işsizlik oranını yüzde 7,7 olarak açıkladığında kamuoyunda doğal olarak bir şaşkınlık oluştu. Çünkü daha bir ay önce, Kasım verilerinde işsizlik oranı yüzde 8,6 idi.
Ne oldu da işsizlik bir ayda böylesine sert bir düşüş gösterdi?
Bu sorunun yanıtını bulmak için manşetlere değil, rakamların arkasına bakmak gerekiyor. Aşağıdaki tablo mevsim etkilerinden arındırılmış verilerle Aralık 2024 ve Aralık 2025 sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteriyor (kaynak: TÜİK: İşgücü istatistikleri, Temel İşgücü Göstergeleri, Aralık, 2025):
İstihdam azalırken işsiz sayısı nasıl azalıyor?
15 yaş üstü nüfus artıyor. Bu çok normal çünkü ülke nüfusu artmaya devam ediyor. Buna karşılık işgücü, yani çalışanlar ile işsizlerin toplamı, yüzde 1,2 oranında azalmış.
Nüfus artarken işgücünün küçülmesi, “ekonomi iyiye gidiyor” denecek bir durum değil. İstihdam da artmamış, tersine binde 2 oranında gerilemiş. Yani daha fazla insan çalışmıyor, aksine çalışan sayısı düşüyor.
Asıl dikkat çekici olan işsiz sayısındaki yüzde 11’lik azalma. Burada insan ister istemez şu soruyu soruyor: İstihdam azalırken işsiz sayısı nasıl azalıyor?
İş aramaktan vazgeçenler
Yanıt basit ama can yakıcı: İnsanların bir bölümü iş aramaktan vazgeçiyor. Kimisi umudunu kaybettiği için, kimisi sunulan ücretleri kabul etmediği için, kimisi de işten çıkarılıp artık sistemin dışında kaldığı için.
Sonuçta bu insanlar işsiz sayılmıyor; çünkü artık işgücünün parçası değiller. Nitekim işgücüne dâhil olmayanların sayısı yüzde 3 artmış. İşgücüne katılım oranı ise yüzde 1,8 düşmüş durumda.
İşte işsizlik oranındaki “mucizevi” düşüşün sırrı burada yatıyor. İşgücü küçülünce, payda daralıyor, payda daralınca da işsizlik oranı matematiksel olarak düşüyor. Yani ortada yeni işler, artan istihdam ya da güçlenen bir ekonomi yok, yalnızca istatistiklerin gösterdiği bir optik yanılsama var.
Sokaktaki gerçeklik
Üstelik bütün bunlara karşın geniş tanımlı işsizlik hâlâ yüzde 28,6 gibi son derecede yüksek bir düzeyde, geçen yıla göre hiç değişmemiş düzeyde durmaya devam ediyor. Bu da sorunun aslında hiç değişmediğini açıkça ortaya koyuyor.
Ekonomi, insanları istihdam ederek değil, onları sistemin dışına iterek başarı öyküsü yazamaz. Oranlar güzelleşiyor olabilir ancak sokaktaki gerçeklik, tablonun son satırındaki o değişmeyen yüzde 28,6’lık geniş işsizlik oranında asılı kalmış durumda.
Not: Konuyu bu şekliyle gündeme getirmemde Prof. Dr. Reşit R. Serpkenci’nin bir analizi etkili oldu. Kendisine teşekkür ederim."
Şeyda Uyanık-Ekonomim






