OECD’nin geçtiğimiz günlerde yayımlanan Kalkınma İçin Vergi İş birliği 2025 ilerleme raporu, bu refor­mun 2025 yılında nereye geldiğine dair özellik­le gelişmekte olan ülkeler açısından derli top­lu bir tablo sunuyor. Rapor, KAV’yi soyut bir kural tartışması olarak değil, ülkelerin uygula­maya geçerken ihtiyaç duyduğu somut destek üzerinden ele alıyor. Raporun en dikkat çekici tespiti, KAV’nin artık kâğıt üzerinde bir tasarı olmaktan çıkıp yürürlüğe girmeye başlamış ol­ması. 2025 yılı sonu itibarıyla on iki gelişmekte olan ülke (Brezilya, Endonezya, Kenya, Malez­ya, Mauritius, Nijerya, Kuzey Makedonya, Gü­ney Afrika, Tayland, Zimbabve ve Türkiye) ilgi­li mevzuatını yürürlüğe koymuş durumda.

Türkiye’nin bu listede yer alması, ülkemiz açısından raporun altı çizilmesi gereken nok­tası. Türkiye, KAV‘yi yasal düzenlemeye kavuş­turarak bu reformu erken benimseyen ülkeler arasında konumlanmış görünüyor.

KAV, OECD’nin odak alanıydı

Rapora göre, KAV, 2025 boyunca OECD’nin gelişmekte olan ülkelere yönelik çalışmaların­da öne çıkan bir odak alanıydı. 2026 ve deva­mında bu önceliğin daha da büyümesi bekleni­yor. Bunun nedeni, çok sayıda ülkenin KAV’yi hâlihazırda uygulamaya koyarken, birçok geliş­mekte olan ülkenin hem bu vergi kapsamında­ki seçeneklerini hem de kendi vergi teşvikleri­nin akıbetini anlamaya çalışması. Bu noktada rapor, “Yan Yana” (Side-by-Side) adı verilen ve 5 Ocak 2026’da kabul edilen bir pakete işaret ediyor. Paket, küresel asgari vergi düzenleme­lerinin uyumlu işleyişini sağlamayı hedefleyen şu unsurları içeriyor: sadeleştirme önlemleri, çok uluslu grupların vergi teşviklerinin nasıl ele alınacağı, belirli koşulları karşılayan grup­lar için “güvenli liman” uygulamaları ve yurt içi ek vergilerin, yerel vergi matrahlarının korun­masında birincil mekanizma olarak kalması il­kesinin pekiştirilmesi. OECD’nin bu alandaki desteği somut rakamlara dayanıyor. Rapora gö­re gelişmekte olan tüm Kapsayıcı Çerçeve üye­si ülkeler, KAV’nin kendileri üzerindeki olası etkisini gösteren güncellenmiş bir ekonomik etki değerlendirmesi almış; çerçeve üyesi ol­mayan yedi ülke ise bu değerlendirmeyi talep üzerine edinmiş durumda. KAV ve vergi teşvi­ki reformu konusunda yirmi ülkeye ikili destek sağlanmış; bunların on beşi özellikle teşvik re­formu ve etki analizi konusunda teknik yardım almış. Desteğin bir kısmı da bölgesel çalıştaylar aracılığıyla verilmiş durumda.

‘Amsterdam Diyaloğu’

Raporda, reformun yalnızca yasa yapımıy­la bitmediğini, idari tarafının da örgütlenme­si gerektiğini gösteren bir başlık ise “Amster­dam Diyaloğu”. Bu girişim, Vergi İdaresi Fo­rumu’nun, KAV’nin uygulanmasında idareler arası eşgüdüm ve tutarlılığı geliştirmek üzere yürüttüğü bir çalışma. Rapora göre, 2025’in ilk yarısında altmıştan fazla ülkeden temsilcinin katıldığı iki sanal çalıştay ve Manchester’da yüz yüze bir toplantı düzenlenmiş; bu ilk aşama önden uyuma odaklanırken, ardından KAV risk değerlendirmesine ayrılan ikinci aşama başla­tılmış. Rapor, önümüzdeki dönemin gündemini de ele alıyor. KAV’ye ilişkin rehberlerin yayım­lanmasının ardından 2026’da daha fazla çalış­maya ihtiyaç duyulacağını belirtiliyor. Ülkele­rin özellikle uygun vergi teşviklerini sınıflan­dırmak, politika etkilerini değerlendirmek ve yurt içi asgari ek vergilerden elde edilecek ge­lirleri daha isabetli tahmin etmek için desteğe ihtiyaç duyabileceği vurgulanıyor.

Kaynak: Dünya | Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ