Birleşmiş Millet­ler’de Ağustos ayında masaya konan taslak metin yürürlüğe girerse Kenya, ödeme üzerinden brüt esasla stopaj yapabilecek.

Geçtiğimiz hafta New York’ta ta­mamlanan beşinci müzakere turu, BM Uluslararası Vergi İşbirliği Çer­çeve Sözleşmesi sürecinde yeni bir aşamayı başlattı. Önceki oturumlar­da ilkeler ve niyet metinleri üzerin­den yapılan tartışmalar bu kez dele­gelerce fiili antlaşma metni üzerin­den madde madde tartışmaya açıldı. Bir önceki yazımda ele aldığım üzere, masadaki üç belgeden biri, sınır ötesi hizmet gelirlerinin vergilendirilme­sine ilişkin protokol taslağı.

Fiziki varlık şartı esniyor

Taslağın çıkış noktası, bugünkü düzenin fiziki varlık üzerine kurulu olması. Bir şirket başka ülkede işye­ri açmadıkça o ülke onu vergilendi­remiyor. Metin bu bağı gevşetiyor ve hizmet bedelinin hangi ülkede doğ­duğunu basamaklı bir teste bağlıyor: önce hizmetin fiilen yapıldığı yere bakılıyor, bu belirlenemiyorsa hiz­meti kullanan müşterinin ülkesine, o da olmuyorsa ödemeyi yapanın ül­kesine iniliyor.

Otomatik dijital hiz­metlerde fiziki ifa ölçütü hiç kulla­nılmıyor. Sıra müşterinin ülkesiyle başlıyor, sonra ödemenin hangi ülke­deki son kullanıcılara bağlı olduğuna geçiyor. İlk iki basamak uygulanama­dığında ise hizmetin dayandığı kul­lanıcı verisinin hangi ülkeden üre­tildiğine bakılıyor. Bir vergilendir­me yetkisinin, ülkede ne şirketin ne müşterinin bulunmasına gerek kal­madan, yalnızca oradan üretilen ve­riye dayanarak kurulması bugünkü anlaşma pratiğinde karşılığı olmayan bir yaklaşım.

Brüt stopaj tartışması

Metin yalnızca gelir vergilerini de­ğil, dijital hizmet vergilerini ve ben­zer ekonomik etki doğuran vergileri de kapsıyor, buna karşılık katma de­ğer vergisini dışarıda bırakıyor. Tür­kiye’nin 7194 sayılı Kanun’la getir­diği dijital hizmet vergisi bu tanımın içinde kalıyor.

Verginin hangi tutar üzerinden alı­nacağı iki hafta boyunca çözüleme­yen konulardan biri oldu. Afrika ül­keleri, net kazancı denetleme kapa­sitesi sınırlı ülkeler için brüt stopajın işleyen tek yöntem olduğunu savu­nurken İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya aşırı vergilendirme riskini gündeme getirdiler. Bu itiraz teknik olarak yerinde görünüyor. Taslak yal­nızca sınırlı mahsup öngördüğü için, kaynak ülkede brüt üzerinden öde­nen vergi mukim ülkede net kazanç üzerinden hesaplanan vergiyi aştı­ğında aradaki fark mahsup edilemi­yor ve kâr marjının dar olduğu taşe­ronluk, bilgi işlem ve mühendislik iş­lerinde bu fark hızla büyüyor.

İhracatçı mı, ithalatçı mı

Türkiye ithal ettiği dijital ve pro­fesyonel hizmetlerde kaynak ülke ko­numunda; kural değişikliği bu taraf­ta gelir getirme potansiyeline sahip. Buna karşılık müteahhitlik, mühen­dislik ve müşavirlik ihracatımız ba­kımından karşı ülkelerin stopaj yet­kisi genişlemektedir.

Denizcilik tartışması

Uluslararası deniz ve hava taşı­macılığının kapsam dışında tutu­lup tutulmayacağı da henüz netleş­miş değil. Sivil toplum kuruluşları söz konusu istisnanın kaldırılması gerektiğini savunuyorlar. İstisnanın metinden çıkarılması hâlinde taşı­macılık geliri de protokol anlamın­da hizmet sayılacağından, bugün mu­kimlik esasına göre vergilenen nav­lun gelirleri kaynak ülke stopajıyla karşılaşma riski taşıyacak.

Teşvikler yeniden gündemde

Taslak, düşük vergilemeye tabi ge­lirleri yalnızca vergi oranı üzerinden değil, fiilen ödenen vergi üzerinden de değerlendiriyor. Yani şirketin ya­rarlandığı bir istisna, muafiyet veya indirim nedeniyle gerçekte ödediği vergi azalıyor ise, bu durum da koru­ma kapsamı dışında kalmak için ye­terli olabiliyor.

Bu yaklaşım, örneğin Teknokent istisnasından veya Ar-Ge indirimin­den yararlanan bir hizmet ihracatçı­sının, karşı ülkede protokolün sağ­ladığı korumadan yararlanamaması gibi sonuçlara yol açabilir. Dolayısıy­la burada karşımıza çıkan mesele, as­lında küresel asgari vergide teşvikle­rin nasıl değerlendirileceğine ilişkin tartışmadan çok da farklı değil.

Belirsizliği rakamlar belirleyecek

Müzakerelerin kasım sonunda Nairobi’de devam etmesi bekleni­yor. Metinde stopaj oranlarının ve düşük vergileme eşiğinin belirlene­ceği alanlar şimdilik boş bırakılmış durumda. Bu rakamlar netleştiğin­de, Türkiye’nin 85’i aşan çifte vergi­lendirmeyi önleme anlaşması ağının bundan ne ölçüde etkileneceği de da­ha açık görülecek. Şirketler açısın­dan ise bugünden alınabilecek en so­mut önlem, sınır ötesi hizmet sözleş­melerindeki stopaj yükünün hangi tarafa ait olduğunu düzenleyen hü­kümleri gözden geçirmek.

Dünya | Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ