Özellikle İstanbul ve Anka­ra gibi büyükşehirlerde bir­den fazla konutu olanların 2027 yılına girerken bu duru­mu dikkatle değerlendirmesi gerekiyor.

Değerli Konut Vergisi nedir?

2026 yılı itibarıyla 17.711.000 TL’yi aşan bina ver­gi değerine sahip meskenler DKV kapsamına giriyor.

Burada iki temel nokta var:

-Esas alınan değer, piya­sa değeri değil binanın emlak vergisi değeridir.

-Birden fazla konuta sahip olmak tek başına vergi mükel­lefiyeti doğurmaz.

Birden fazla meskeni olan kişilerde, DKV kapsamına gi­ren taşınmazlar arasında en düşük değerli olan tek mesken istisna edilir. Diğerleri için şartlar oluşmuşsa vergi doğar.

Vergi tüm değer üzerinden alınmıyor

DKV, konutun tamamı üze­rinden değil, belirli dilimler üzerinden hesaplanır.

2026 tarifesi şöyledir:

-17.711.000 TL’ye kadar: Vergi yok

-17.711.000 – 26.567.000 TL: arası binde 3

-26.567.000 – 35.425.000 TL: arası değer kısmi üzerin­den binde 6

-35.425.000 TL üzeri: Aşan kısım üzerinden binde 10

Buna göre: Örneğin, 2026 yılında, öteden beri kapsam­da olan ve emlak vergisi de­ğeri 25 milyon TL’lik olan bir meskenin için vergi, sadece 17.711.000 TL’yi aşan kısım için binde 3 oranında hesap­lanır.

2026 yılı neden kritik?

Değerli konut vergisinde mükellefiyet kapsama girilen yılı takip eden yıldan başlıyor.

2025 yılında arsa ve ara­zi metrekare değerleri takdir komisyonlarınca yeniden be­lirlendi. Büyükşehirler başta birçok yerde takdir edilen de­ğerlerde ciddi artışlar yaşandı. Daha sonra yapılan yasal dü­zenlemeyle, emlak vergisi de­ğer artışına üst sınır getiril­di. Buna göre 2026 değerleri, 2025’in en fazla üç katına çı­kabiliyor. Bu düzenleme emlak vergisini sınırlarken, DKV açı­sından yeni bir etki doğurdu. Çünkü 2026 yılında DKV sı­nırı sadece %12,74 artırılarak 15.709.000 TL’den 17.711.000 TL’ye yükseldi. Genel itibarıy­la özellikle büyükşehirlerde büyük ölçüde taşınmazların emlak vergisi değer artışı üç kata kadar çıktı. Bu da 2027 de DKV mükellefiyetinde bir pat­lama yaratabilir.

Konuyu bir örnekle açıklayalım

Bir kişinin 2025 yılında 6, 9 ve 15 milyon TL emlak vergisi değeri olan üç konutu olduğu­nu düşünelim. 2025’te bu kişi DKV mükellefi değildir. Zira, tüm konutları KDV sınırı al­tındadır. Ancak 2026’da bu üç konutun da emlak vergisi de­ğerinin 3 kat attığını değerlen­dirdiğinizde her üç konut da DKV kapsamına girmiş olur.

En düşük değerli konut is­tisna edilir, diğerleri için 2027 yılında DKV gündeme gelir.

Vergi neden 2027’de?

DKV mükellefiyeti gerek ye­ni alım ve gerekse emlak ver­gisi değer artışı nedeniyle kapsama giren konutlarda sı­nırın aşıldığı yıl değil, takip eden yıldan başlar.

Bu nedenle 2026’da ilk kez sınır aşılırsa vergi yükümlülü­ğü 2027 yılında başlar. Beyan­name de 2027 Şubat ayında verilir. Elbette 2027 yılı sınırı ayrıca belirleneceği için nihai hesap o yılın değerleriyle ya­pılacaktır. Zira mükellefiyet; konutun satışında satış tari­hinden, bina vergisi değerinin sınırın altında kalması halin­de o yılda sona erer.

Beyannamenin verileceği vergi dairesi

DKV Gelir İdaresi Başkan­lığı’na bağlı vergi daireleri­ne beyan edilir. Beyanname prensip olarak konutun bu­lunduğu yer vergi dairesine verilir. Kapsama giren birden fazla konut bulunması duru­munda, herhangi birinin bu­lunduğu vergi dairesine ve­rilebilir. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan­larca bağlı bulunulan vergi da­iresine verilir.

-Beyan süresi: 20 Şubat

-Ödeme: Şubat ve Ağustos olmak üzere iki taksit

Bürokrasi ve bir öneri

Beyanname elektronik or­tamda verilebiliyor. Ancak belediyeden alınan bina ver­gi değeri belgesinin ayrıca su­nulması gerekiyor.

Bu durum gereksiz bir bü­rokrasi yaratıyor. Bu verilerin günümüz teknolojik imkanla­rı dikkate alındığında kurum­lar arasında otomatik pay­laşılması hem mükellef hem idare açısından süreci kolay­laştıracaktır. Ayrıca Gelir İda­resinin mükellefiyet kapsa­mında olan konutları takibi bakımından da bu daha pratik bir yoldur.

Son söz

Büyük şehirlere göçü önle­mek anlamında vergi politika­ları araç olarak kullanılabilir. Zaten bu nedenle de yıllardır emlak vergisi oranı büyükşe­hir belediyesi bulunan yer­lerde iki kat olarak uygulanır. Ancak kalıcı çözüm yalnızca vergilerle değil; alternatif şe­hirler, yeni istihdam merkez­leri ve dengeli şehirleşme po­litikalarıyla mümkündür. Bu anlamda daha önce bu köşede bahsettiğimiz mega endüstri bölgeleri gibi teşvikler son de­rece önemlidir.

Kaynak: Dünya | Osman ARIOĞLU