A Milli Kadın Voleybol Takımımız, 2023’ün ardından bir kez daha Avrupa şampiyonu oldu. Filenin Sultanları, finalde İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.
Bu büyük başarının ardından milli sporcularımıza verilecek ödül de belli oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından, Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında, şampiyonada yer alan her bir milli sporcumuza 112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirası ödül verilecek.
Önce ödülün hukuki dayanağına bakalım:
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun ek 3’üncü maddesine göre, ulusal ve uluslararası yarışmalarda üstün başarı gösteren sporculara ve kulüplere, ayrıca bu başarıda emeği geçen kişi, kurum ve kuruluşlara ayni ve/veya nakdi ödül verilebiliyor. Kanun, ödüllerin Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinden karşılanacağını; ödül miktarları ile kimlere verileceğine ilişkin usul ve esasların ise yönetmelikle belirleneceğini hükme bağlıyor.
Bu hükme dayanılarak çıkarılan Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik de ulusal ve uluslararası spor faaliyetlerinde üstün başarı gösteren sporculara verilecek ödüllerin usul ve esaslarını düzenliyor. Yönetmelik, olimpik spor dallarındaki Dünya ve Avrupa şampiyonalarını da açıkça kapsamına alıyor.
Burada önemli bir ayrıntı var. Yönetmelikte “ödül”, sporculara verilecek ayni yardım veya Cumhuriyet Altını karşılığı Türk lirası olarak tanımlanmış. Yani kamuoyunda “112,5 Cumhuriyet altını verilecek” denilse de mevzuatın öngördüğü ödeme, 112,5 Cumhuriyet altınının kendisi değil, bunun Türk lirası karşılığıdır.
Peki 112,5 rakamına nasıl ulaşılıyor?
Voleybol olimpik bir spor dalı ve Filenin Sultanları’nın elde ettiği başarı Avrupa Şampiyonası büyükler kategorisinde bir takım sporu başarısı. Yönetmeliğin 7’nci maddesine göre, olimpik branşların Avrupa şampiyonalarında büyükler kategorisindeki takım müsabakalarında birinci olan takımın her bir sporcusuna en fazla 150 Cumhuriyet Altını karşılığı Türk lirası ödül verilebiliyor.
Ancak aynı maddenin dördüncü fıkrası bir sınırlama daha getiriyor. Buna göre şampiyona her yıl yapılıyorsa belirlenen ödülün en fazla yüzde 50’si, iki yılda bir yapılıyorsa yüzde 75’i, üç veya dört yılda bir yapılıyorsa tamamı verilebiliyor.
Avrupa Şampiyonası iki yılda bir yapıldığından hesap oldukça basit:
150 × %75 = 112,5 Cumhuriyet altını.
Dolayısıyla Filenin Sultanları’ndaki her bir milli sporcunun hak kazanabileceği ödül, 112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirasıdır.
Peki, bu ödülün vergisi var mı?
Gelelim asıl meseleye. Filenin Sultanları’na ödenecek 112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirasından vergi kesilecek mi?
İlk bakışta cevap çok açık değil. Çünkü Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinin altıncı bendine göre sporculara transfer ücreti veya sair adlarla yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ücret sayılıyor. Dolayısıyla bir sporcuya yapılan ödemenin “ödül”, “prim” ya da başka bir ad altında yapılması tek başına bu ödemeyi gelir vergisinin dışına çıkarmıyor.
Üstelik Gelir Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesinin üçüncü bendinde, spor yarışmalarına katılan amatör sporculara ödenen ödül ve ikramiyelerin gelir vergisinden istisna olduğu açıkça belirtiliyor. Ancak Filenin Sultanları’nda yer alan sporcuların kulüplerinde ücret karşılığı spor faaliyetinde bulundukları dikkate alındığında, GVK m.29/3’teki “amatör sporcu” ifadesinin bu sporcuları kapsayıp kapsamadığı tartışmaya açıktır. Bu nedenle meseleyi yalnızca bu hüküm üzerinden çözmek kolay görünmüyor.
Fakat Gelir İdaresinin konuyla neredeyse birebir örtüşen oldukça önemli bir özelgesi var.
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 23 Mart 2011 tarihli ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 61-186 sayılı özelgesi , 2010 yılında Türkiye’de düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası’nda dünya ikincisi olan Erkek Basketbol Milli Takımı oyuncularına başarıları nedeniyle verilecek prim ve ödüllerin vergilendirilmesine ilişkin.
Yani bizim meselemize oldukça benziyor: Orada 12 Dev Adam, burada Filenin Sultanları; orada Dünya Şampiyonası’nda elde edilen başarı nedeniyle verilen ödül, burada Avrupa Şampiyonluğu nedeniyle verilen ödül.
Gelir İdaresi söz konusu özelgede önce, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesi uyarınca sporculara yapılan ödemelerin ve sağlanan menfaatlerin ücret sayıldığını belirtiyor. Ancak ardından önemli bir başka hükme, Gelir Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesinin birinci bendine gidiyor.
Bu hükme göre;
“Memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyla verilen ikramiyeler ve mükafatlar” gelir vergisinden istisnadır.
Gelir İdaresi de 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda elde edilen üstün başarı nedeniyle Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından, ilgili ödül ve yardım düzenlemeleri çerçevesinde verilen prim ve ödüllerin GVK m.29/1 uyarınca gelir vergisinden istisna edilmesi gerektiği sonucuna ulaşmış.
İşte bu özelge Filenin Sultanları açısından da oldukça önemli.
Çünkü Filenin Sultanları’na yapılacak ödeme herhangi bir kulüp primi ya da olağan bir sporcu ödemesi değil. Avrupa Şampiyonluğu nedeniyle, doğrudan 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun ek 3’üncü maddesiile buna dayanılarak çıkarılan Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında verilen bir başarı ödülü. Kanun zaten ulusal ve uluslararası yarışmalarda üstün başarı gösteren sporculara ayni ve/veya nakdi ödül verilmesini açıkça düzenliyor. Yönetmelik de Avrupa şampiyonalarında takım halinde birinci olan sporculara verilecek ödülün miktarını ayrıca belirliyor.
Bu nedenle 2011 tarihli özelgedeki yaklaşım Filenin Sultanları’na uygulanırsa, 112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirası tutarındaki ödülün GVK m.29/1 kapsamında gelir vergisinden istisna edilmesi gerekir.
Veraset ve intikal vergisi alınacak mı?
Aynı özelge bu soruya da doğrudan cevap veriyor.
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde, bir malın veraset yoluyla veya herhangi bir suretle ivazsız, yani karşılıksız olarak bir kişiden diğerine intikali verginin kapsamına alınıyor.
Gelir İdaresi ise 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda dünya ikincisi olan milli sporculara başarıları nedeniyle ödenen primlerin veraset ve intikal vergisinin konusuna girmediğini açıkça belirtmiş.
Filenin Sultanları’na yapılacak ödemenin de sebebi belli: Avrupa şampiyonluğu. Başka bir ifadeyle ortada karşılıksız (ivazsız) bir kazandırmadan ziyade uluslararası bir sportif başarı nedeniyle mevzuat gereğince verilen bir ödül bulunuyor.
Bu nedenle aynı yaklaşım burada da geçerli olmalı ve 112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirası üzerinden veraset ve intikal vergisi de alınmamalı.
Sonuç ve genel değerlendirme
Filenin Sultanları’nın Avrupa şampiyonluğu hepimizi gururlandırdı. Bu başarının karşılığında milli sporcularımıza verilecek 112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirası ödülden elbette vergi alınmaması gerektiğini düşünüyorum.
Nitekim Gelir İdaresinin 23 Mart 2011 tarihli özelgesi de aynı yönde. İdare, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda elde edilen başarı nedeniyle milli basketbolculara verilen prim ve ödülleri, Gelir Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesinin birinci bendinde yer alan “memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyla verilen ikramiyeler ve mükafatlar” kapsamında değerlendirerek gelir vergisinden istisna etmiş. Aynı özelgede bu ödemelerin veraset ve intikal vergisinin de konusuna girmediği belirtilmiş.
Ancak burada bir parantez açmak gerekiyor.
Bana göre milli sporculara uluslararası başarıları nedeniyle verilen bu tür ödüllerden gelir vergisi alınmaması sonuç itibarıyla doğru. Ancak bu sonuca, GVK m.29/1’deki “memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik” hükmünün geniş yorumlanması suretiyle ulaşılması oldukça zorlama görünüyor.
Çünkü Kanun’da sporcular bakımından ayrıca bir istisna hükmü var ve GVK m.29/3 yalnızca “spor yarışmalarına katılan amatör sporculara ödenen ödül ve ikramiyeleri” açıkça istisna ediyor. Profesyonel milli sporculara verilen başarı ödüllerinin ise gelir vergisinden istisna olduğuna ilişkin aynı açıklıkta özel bir düzenleme bulunmuyor.
Üstelik 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun ek 3’üncü maddesi, ulusal ve uluslararası yarışmalarda üstün başarı gösteren sporculara ödül verilmesini açıkça düzenlemesine rağmen bu ödüllerin vergiden istisna olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm içermiyor. Buna dayanılarak çıkarılan Yönetmelik de ödülün kimlere ve ne miktarda verileceğini ayrıntılı biçimde belirliyor, ancak vergilendirme konusunda özel bir istisna getirmiyor.
Dolayısıyla bugün ulaştığımız “vergi alınmamalı” sonucu, milli sporculara verilen bu tür başarı ödüllerini açıkça ve doğrudan istisna eden özel bir kanun hükmünden ziyade, Gelir İdaresinin GVK m.29/1’e ilişkin geniş yorumuna dayanıyor. Üstelik bir özelgenin başka mükellefler bakımından bağlayıcı olmadığını da unutmamak gerekiyor. Yani Gelir İdaresi, bugün pekâlâ görüşünü değiştirerek bu ödüllerin vergiye tabi olduğunu da ileri sürebilir.
O nedenle yapılması gereken Gelir Vergisi Kanunu’na, milli sporculara ulusal ve uluslararası müsabakalarda elde ettikleri başarılar nedeniyle kanun veya ilgili mevzuat uyarınca verilen ödül ve ikramiyelerin gelir vergisinden istisna olduğuna ilişkin açık bir hüküm konulmasıdır.
Böylece ne “amatör sporcu” kavramının sınırlarını tartışmaya ne de ücret karşılığı spor faaliyetinde bulunan milli sporcuların başarı ödüllerini “memleket bakımından faydalı faaliyet” hükmünün içine sokmaya gerek kalır.
Ezcümle Filenin Sultanları’nın kazandığı 112,5 Cumhuriyet altını karşılığı ödülden vergi alınmamalı. Ama bunun güvencesi bir özelgedeki geniş yorum değil, açık bir kanun hükmü olmalı.





