Otomatik katılım sisteminin (OKS) tamamlayıcı emeklilik sistemine (TES) dönüştürülmesi konusu uzun süredir gündemde bulunuyor. Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) yürütülen birinci basamak emeklilik sistemini tamamlayacak şekilde ikinci basamak emeklilik sisteminin kurulması, böylece bir yandan yurtiçi tasarrufların artırılması, diğer yandan da SGK üzerindeki emekli aylığı baskısı azaltılırken emeklilikte refah seviyesinin korunması amaçlanıyor.
Son yıllardaki orta vadeli programlarda ve yıllık programlarda tamamlayıcı emeklilik sistemine ilişkin hedeflere yer veriliyor. Nitekim Cumhurbaşkanlığı 2026 Yılı Programında, OKS’nin işveren katkısını da içeren ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) kurulacağı belirtildi. 2026-2028 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programda (OVP) ise buna ilişkin çalışmanın 2026 yılı nisan – haziran dönemini kapsayan 2. çeyrekte hayata geçirilmesi öngörüldü. Tarih yaklaştıkça gözler OKS’den TES’e geçiş konusuna çevrildi.
Öncelikle mevcut durumu ve şu ana kadarki gelişmeleri özetleyelim. Otomatik katılım sisteminde, çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen prime esas kazançlarının yüzde 3’ü oranında prim kesiliyor. Yeni işe başlayanlar için OKS’ye giriş zorunlu olmakla birlikte isteyen sistemden ayrılabiliyor. TES’te ise yeni işe giren veya halihazırda çalışmaya devam eden 45 yaş ve altındaki herkesin zorunlu olarak TES’e dahil edilmesi ve ücretlerinden kesinti yapılması gerekecek.
Buna ilişkin hazırlanan taslağa göre, TES’e geçilirse işverenden de zorunlu prim kesintisi yapılacak. Başlangıçta işverenden yapılacak kesintinin düşük tutulması, zamanla kesinti oranının artırılması öngörülüyor.
Ancak, OKS’den TES’e geçiş konusunda işçi sendikaları ve işveren örgütlerinin çekinceleri giderilmemiş bulunuyor. Her ne kadar son zamanlarda yapılan açıklamalarda TES’e geçilirken kıdem tazminatına dokunulmayacağı vurgulansa da daha önce gündeme gelen tamamlayıcı emeklilik sistemi ile ilgili taslakta kıdem tazminatı uygulamasına son verilerek, kıdem tazminatı yerine TES’e işveren katkısının öngörülmesi, hem işçi sendikalarının hem de işveren örgütlerinin karşı çıkmasına yol açtı.
İşçi sendikaları TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK kıdem tazminatı konusunda mevcut kazanımların kaybedilmemesi, mümkünse tazminatı alamayanların da alabilmesi konusunda kararlı duruyorlar. İşçi sendikalarının TES konusundaki bir başka itirazları ise işçilerin ücretlerinden zorunlu kesinti yapılacak olmasına. OKS’de isteyen çalışan prim öderken istemeyen çalışanlar ödemiyor. Buna karşılık TES’te herkesten prim kesintisi yapılacak olması işçi sendikalarının tepkisini çekiyor.
İşveren örgütleri ise TES’te kendilerinden zorunlu kesinti yapılacak olması nedeniyle olumsuz bakıyorlar.
Cumhurbaşkanlığı 2026 yılı programında öngörülen takvim yaklaşmakla birlikte, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 8 Ocak 2026 tarihinde İstanbul’da gazetecilere yaptığı açıklama gözlerden kaçtı. Yılmaz, söz konusu açıklamasında şöyle dedi:
“Tamamlayıcı emeklilik sisteminde gündemimizde henüz olgunlaşmış bir çalışmamız şu an için yok. Bu tür konular ancak iyi bir etki değerlendirme, bir hazırlık yapıldıktan sonra tartışılması gereken konular diye ifade etmek isterim. Başka birtakım alternatif mekanizmalarla da insanların geleceğini daha emin kurgulamalarında, ona hazırlanmalarında fayda var. Ancak bunu yaparken bugünkü işletmeler üzerinde de özellikle içinden geçtiğimiz dönemde yük oluşturmamak önemli. Şimdi bir rekabet baskısı altındayız, uyguladığımız bir program var, işletmelerin yükünü artıracak bir yaklaşıma da sıcak bakmıyoruz doğrusu. Bu denge içinde bu hususlara yaklaşıyoruz.”
Yılmaz’ın açıklaması, işçi sendikaları ve işveren örgütlerinin çekincelerinin ekonomi yönetimince dikkate alındığını, konunun olgunlaşması için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Tamamlayıcı emeklilik sisteminin zorunlu hale getirilmesine sıcak bakılmasa da gönüllülük esasına dayalı bireysel emeklilik sistemi (BES) son yıllarda daha cazip hale geliyor. Her ne kadar daha önce yüzde 25’ten 30’a çıkartılmış olan BES’e devlet katkısı bu yıl yüzde 20’ye çekildiği için cazibesini yitirdi mi tartışmasına yol açsa da BES getirilerinin altın hariç diğer yatırım araçlarından daha iyi performans gösterdiği görülüyor.
Ancak, aynı getiri performansını otomatik katılım sisteminde göremiyoruz. OKS’nin getirilerinin düşük kalmasında çalışanların fon seçiminde söz sahibi olmaması ve fon çeşitliliğinin sınırlı kalmasının büyük payı bulunuyor. Nitekim 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı programında OKS’de fon çeşitliliğinin çalışanların farklı risk algısı ve tercihlerini dikkate alacak şekilde artırılacağı ifade edildi. OKS’nin cazibesini artırıcı düzenlemeler yapılması halinde OKS’ye gönüllü katılımlar da kendiliğinden artacaktır.





