Arkasında yatan nedenler neler olabilir diye bakmadan önce bir ülke para biriminin diğer ülke para birimi karşısındaki değerini nelerin temel olarak belirlediğine değinelim. Para biriminin değerini her iki ülkedeki para arzı, enflasyon oranı, cari açık, bütçe açığı, büyüme seyri ve bunlara ilişkin beklentiler temel belirleyiciler olarak ifade edilebilir. Paritenin ne yöne doğru hareket edeceği de veri bir dönemden itibaren yukarıda belirttiğimiz değişkenlere ilişkin beklentilere göre şekilleniyor. Doğal olarak bazı gerçekleşmelerin beklentilerden sapma göstermesi paritede farklı gelişmelere neden olur. 
 

SON KARARLAR

Bu çerçevede Euro-dolar paritesine baktığımızda; içerisinde bulunduğumuz ayda Avrupa Merkez Bankası beklendiği gibi 25 baz puanlık faiz artırımı yaptı. Buna karşılık Amerikan Merkez Bankası yine beklentiler doğrultusunda bu dönemi pas geçti. Geleceğe yönelik beklentide ise Avrupa Merkez Bankası’nın normalde bir veya iki faiz artırımı daha yapması beklentisinin aksine bunun son faiz artırımı olabileceği yönünde bir değerlendirmesi oldu. Amerikan Merkez Bankası tarafında ise daha önce beklendiği gibi faiz indirimlerinin; önümüzdeki yılın ilk yarısında değil, en erken ikinci yarısının sonuna doğru ve hatta belki de 2025’te başlayabileceğine yönelik tahminler yapılmaya başlanıldı. Öte yandan, borçlanma tavanına gelinmesi Amerikan tahvil faizlerinin bir nebze yükselmesine neden oldu. Amerikan ekonomisine yönelik bir diğer beklenti de ekonomik büyümeye ilişkin. Burada biraz karmaşık beklentiler de söz konusu. Esasen bazı ekonomistler önümüzdeki yıl Amerikan ekonomisinin bir resesyon sürecine girebileceğini değerlendirirken, çoğunluğun değerlendirmesi ve daha normal görünen beklenti Amerika ekonomisinin hem enflasyon oranının düşmeye devam etmesi hem de makul seviyede büyümeyi devam ettirebilmesi yönünde. Avrupa tarafına geldiğimizde; genel olarak olduğu üzere manzara biraz daha karmaşık. Avrupa ekonomisinin özellikle enflasyon yapısının maliyet kaynaklı olduğu da dikkate alınarak, enflasyonu indirme seyrine daha geç gireceği ve büyüme oranı olarak da Amerikan ekonomisine göre daha düşük seyretme ihtimali daha yüksektir. 
 

NE OLABİLİR?

Bütün bu değerlendirmelere birlikte baktığımızda; önümüzdeki üç aylık dönemde Euro-dolar paritesinin en azından 1.05-1.07 aralığındaki seyrini devam ettirmesinin daha güçlü bir ihtimal olduğunu ortaya koyuyor. Ancak, beklentiyi değiştirebilecek kısa aralıklarla da olsa farklı gelişmeler de söz konusu olabilir. Örneğin, önümüzdeki dönemde Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artırımı yapması veya artırım yapabileceğine yönelik açıklamada bulunması Euro’nun değerlenmesine neden olabilir. Şu günlerde gündemde olan Amerikan ekonomisindeki ek bütçe tartışmalarının seyri de yine hem Amerikan tahvil faizlerini hem de Euro-dolar paritesinin seyrini değiştirebilecek diğer değişkenler olarak ifade edilebilir. Önümüzdeki yıl kasım ayında yapılacak Amerikan seçimlerini kimin kazanacağına yönelik beklentiler de seyri farklı yönde etkileyebilecektir. Şu günlerde dolar endeksinin 106 seviyelerine geldiğini görüyoruz, bunun anlamı doların biraz değerli seyrettiğidir. 

Görüldüğü üzere ekonomik tahminlere yönelik çok sayıda değişken olması ve bu değişkenlerin zaman zaman farklı yönlerde gerçekleşmesi söz konusu olduğundan geleceğe yönelik net bir tahmin yapılabilmesi kolay değildir.